Karanlık maddenin kütleçekimi ile etkileşime girdiği tartışmasız bir gerçektir. Yıldızların ve galaksilerin hareketleri, görünür maddenin kütlesinden çok daha büyük bir çekim kuvvetinin varlığını kanıtlamaktadır. Einstein’ın Genel Görelilik teorisi çerçevesinde, karanlık madde uzay-zamanı büker ve bu bükülme, ışığın yolunu değiştirerek devasa bir büyüteç etkisi yaratır.
Karanlık maddeye "karanlık" denmesinin sebebi, onun elektromanyetik etkileşime girmemesidir. Yani ışığı yansıtmaz, soğurmaz ve yaymaz. Bu durum, karanlık maddenin fotonlarla (ışık parçacıklarıyla) hiçbir bağı olmadığını gösterir. Benzer şekilde, atom çekirdeklerini bir arada tutan güçlü nükleer kuvvetle de etkileşime girdiğine dair bir kanıt yoktur; aksi takdirde normal madde ile çok daha belirgin çarpışmalar yaşardı.
Bilim dünyasındaki en güçlü adaylardan biri WIMP (Zayıf Etkileşimli Masif Parçacıklar) hipotezidir. Bu teoriye göre karanlık madde, kütleçekimine ek olarak zayıf nükleer kuvvet (radyoaktif bozunmadan sorumlu kuvvet) aracılığıyla normal maddeyle çok nadir de olsa etkileşime girebilir. Dünya genelinde yerin kilometrelerce altında kurulan hassas dedektörler, bu milyarlarca parçacıktan birinin bir atom çekirdeğine "çarpmasını" ve zayıf kuvvet aracılığıyla sinyal vermesini beklemektedir.
[1][2][3][1][3]
Kaynaklar
- S. Carroll. (2010). From Eternity To Here: The Quest For The Ultimate Theory Of Time..
- Stephen Hawking. (1988). Zamanın Kısa Tarihi.
- C. Rovelli. (2018). The Order Of Time.