Merhabalar.
İlk sorunuz "İnsanlara yakıştırdığımız ifadeleri dile getiriken keyif alıyoruz. Ya yanılıyorsak?" İnsanları içine koyduğumuz grupların özelliklerini ve o kişilerin davranışlarını bildiğimizden dolayı onlara etiketler yapıştırıyoruz. Bahsettiğiniz ifadelerin çoğunun olumsuz olduğunu görüyorum. Bu tarz ifadeleri insanlara yakıştırmamızın başlıca sebebi bence onların bulunduğu gruplardan ayrı hissetmemiz değil de kendimizi onlardan üstün görmemizdir. Fakat bazı insanlara bariz etiketler yapıştırmak çok da yanıldığımızı göstermeyebilir. Örneğin; belediye binasına bomba atan bir vatandaşa anarşist, Hitler gibi yöneticilere de diktatör demek bariz lakaplara girebilir. Her ne kadar insanlara (pozitif de olsa) etiket yapıştırmak doğru olmasa da ister istemez bu davranışta bulunduğumuzda hem o grubu hem o insanı ve davranışlarını bilmemiz gerekir ki yanılma ihtimalimizi minimuma düşürelim.
Bir diğer sorunuz "Ya o gruba/insana yakıştırdığımız ifadeler bizi de niteliyorsa" bu tamamen insanın kendini tanımasıyla alakalıdır. Nasıl kendimize komünist, saygılı, solcu, takıntılı gibi olumlu/olumsuz çeşitli ifadeleri uygun görüyorsak bu hem o grubu bilmek hem de kendimizi o grubun niteliğinde tutarlı hissetmekten gelir. Ancak bu sorunun bir diğer yanıtı olabilecek bir diğer durum ise; kendimizde olduğu için korktuğumuz, sevmediğimiz veya kabul edemediğimiz için bastırdığımız özellikleri bir başkasında gördüğümüzde nefret duymamız olabilir. Bunu çözmek için de biraz derine inmemiz, değiştirmemiz. yapamıyorsak da kabullenmemiz gerekir. Dile kolay elbette.
"Ya karşı taraf öyle değilse" bu soruyu sormak her şekilde doğal olacaktır. Örneğin "iyi biri" diye nitelendirdiğimiz bir insanın bize zarar vermesini göz ardı ederiz. Ya da "kötü biri" diye nitelendirdiğimiz bir insanın özünde iyi biri olabileceğini düşünmeyiz. Bu da bizi yaralayabilir. Bu yüzden öncelikle herkesin insan olduğunu anlamamız gerekir. Herkesin her şeyi yapabileceğini bilmeli ama içten içe kendimize belli etmemeliyiz. Yoksa herkesin hakkında düşünerek kimseye güvenemez ya da kimseden korunamayız.
"Nasıl etiket yapıştırmaktan keyif almayı bırakırız" tabiki üstte söylediğim gibi herkesin ve kendimizin insan olduğunu bilerek. Burdan yola çıkarak; herhangi bir psikolojiyle, kötü/iyi bir durumun etkisinde veya toplum baskısı altında neye dönüşeceğimizi/nasıl davranacağımızı bilemeyiz. Biz de her an o gruba yakıştırdığımız insanlardan olabiliriz istesek de istemesek de. En basit örnekle; küçükken "ben büyüyünce alkol içmeyeceğim" dedikten sonra 20 yaşında alkolik de olabiliriz. Tabi her zaman negatif olmak zorunda değil ama en basit böyle açıklayabildim.
"Nasıl yanıldığımızı anlarız, yanıldıktan sonra kanıtlamak/çürütmek için ne yapmalıyız" Yanıldığımızı anlamak için yine en başta farkındalık gerekir. Peki bu farkındalığa nasıl ulaşırız? Bence her şey yine insan olmanın bilincinde olmakla başlıyor. Ya da yanıldığımızı düşündüğümüz grup veya kişileri daha iyi tanımaya çalışıp daha bilgili bireyler olabiliriz. Kanıtlamak/çürütmek için de yine en iyi şekilde araştırıp olabilecek en objektif biçimde anlatabiliriz. Veya bazen haksız olduğumuzu kabul edip insanları da kendi haline bırakmayı deneyebiliriz. Çünkü biz de insanız ve diğer insanlar hakkında yanılırız. Birini tanımaya çalışırken onu gruplara sokmak yerine en başta anlayışlı olmayı denemeli ve tekrar tekrar insan olduğunu kabullenmeliyiz. Bu sayede hem güvenebilir hem de korunabiliriz.
Fikrimce.
Teşekkür ederim.