Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Sorulara Dön
Ali Efe Aygır
Ali Efe Aygır
101.1K UP
Üye 28 Haziran
8

Sizce işlenen bir suçun toplumun/insanlığın yararına olması o suçu bir nebze de olsa meşrulaştırır mı?

Bu soruya yanıt ararken değerlendirmeyi iki boyutta ele almak gerekir: ahlaki ve adli. Bu bağlamda asıl belirleyici olan nedir: Suçu işleyen failin niyeti mi, işlediği eylemin kendisi mi, yoksa eylemin nihai sonucu mu? Meşrulaştırma kavramını kabul etsek bile, bunun ölçütü hangi zeminde belirlenmelidir? Yani bir eylemi meşru kılan şey, evrensel ilkeler mi olmalı, bağlamsal sonuçlar mı, yoksa eylemin doğasında var olan etik nitelikler mi?
4 Cevap - 941 görüntülenme
Sizce işlenen bir suçun toplumun/insanlığın yararına olması o suçu bir nebze de olsa meşrulaştırır mı?
Sizce işlenen bir suçun toplumun/insanlığın yararına olması o suçu bir nebze de olsa meşrulaştırır mı?
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
4 Cevap
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye Sadece bir insan 7 Ekim

Hiç kimse, özünde kötülüğü amaçlamaz; ancak kötülük, niyetin ötesinde sonuçlarla ölçülür. İster bilinçli bir tercih, ister istemeden doğan sonuçlar olsun, insanın eylemleri bazen başkalarına zarar verebilir. İşte burada “meşruluk” kavramı devreye girer ve sınırlarını bilmek gerekir.

Suç ve ceza bağlamında meşruluk, yalnızca meşru müdafaa ile sınırlıdır. Bu çerçevenin dışına çıkıldığında, türümüzün aklıyla sınırlanamayacak kadar geniş bir eylem yelpazesi meşrulaştırılabilir. Bu nedenle, niyetin iyi olması tek başına yeterli değildir; önemli olan eylemin sonuçlarının sınırları ve başkaları üzerindeki etkisidir.

Bir diğer meşruluk türü, yasal çerçevenin ötesinde ortaya çıkar. İnsanlığın gelişim süreci, kültürel, ekonomik ve etik seviyelerle sınırlıdır; bu bağlamda, bazı fiiller hukuken yasak olsa da etik açıdan meşru kabul edilebilir. Örneğin, deprem sonrası barınma imkânı bulamayan birinin gecekondu inşa etmesi veya grev hakkı tanınmamış bir ülkede işçilerin fiili grev hakkını kullanması, etik olarak meşru sayılabilir. Buradaki temel kriter, başkalarına doğrudan zarar vermemek ve eylemin adil bir hak arayışıyla ilişkili olmasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak niyet iyi olsa bile, başkalarının kaderini tek taraflı olarak belirlemek asla meşru değildir. Bir doktorun hastasının hayatına son verme kararı, hastanın rızası olsa bile, başkasının hayatına dair mutlak bir yetkiyi elinde bulundurmak anlamına gelir. Bu, ahlaki sınırları ihlal eder ve hiçbir inanç veya etik sistem tarafından onaylanmaz.

İşlenen bir suçun toplum veya insanlık yararına olduğu iddiası, o suçu otomatik olarak meşrulaştırmaz. Meşruluk sorunu, iki boyutta ele alınmalıdır: ahlaki ve adli. Adli boyutta suç, yasa çerçevesinde değerlendirilir; yasa, toplumun ortak rızasıyla oluşturulmuş normları ifade eder ve “yarar” ile doğrudan ilişkili değildir.

Ahlaki boyutta ise mesele daha derindir. Burada üç unsur belirleyicidir: failin niyeti, eylemin kendisi ve eylemin sonuçları. İyi niyet tek başına yeterli değildir; kötü sonuçlar doğuran niyet bile etik açıdan sorgulanabilir. Bazı eylemler, doğaları gereği etik olarak yanlış kabul edilir; başkasının hayatına kast etmek gibi. Sonuç, özellikle toplumsal etkiler açısından değerlendirilebilir; ancak bağlamsal yarar, eylemin etik ve yasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Sonuç olarak, meşruluk yalnızca niyet veya sonuçla belirlenemez; niyet, eylem ve sonuç bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Evrensel ilkeler, insan hakları ve başkalarının kaderine müdahale etmeme sınırları, hangi eylemlerin gerçekten meşru olabileceğini belirler. Toplum yararına hizmet ettiği düşünülen bir suç, tartışılabilir bir bağlamsal meşruluk sunabilir; fakat bu, eylemin etik veya yasal olarak tamamen meşru olduğu anlamına gelmez.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esat Kudret
Esat Kudret
747.4K UP
Akıl yürütmeyi öğrenmeye çalışan bir öğretmenim. 28 Haziran

Hiç Kimse Yaşasın Kötülük Demez!

Fakat ister iradi ister sonuçları itibarı ile objektif olarak kötülüğe vesile olabilir.

Suç ve cezada meşruluk sadece meşru müdafaa için öngörülen bir kavramdır. Eğer bunu bu çerçeveden çıkarır isek türümüzün akla bulamayacağı hiçbir tercih ve davranış kalmaz.

Tüm Reklamları Kapat

Diğer bir meşruluk türü ise, yasal-hukuksal sınırlamaların türümüzün geldiği siyasi, ekonomik, kültürel ve buna dayalı olan etik seviyesinin gerisinde kalışının, hiç kimseye zarar vermeden ve fakat bunu kullanana artı olarak dönüşüne yöneliktir.

Örneğin deprem sonrası çaresiz ve açıkta kalan bir insanın barınabileceği bir gece kondu yapması, grev hakkının yasalarca tanınmadığı bir ülkede fiili greve gidilmesi, gerek barınma hakkının temel bir hak oluşu gerekse emeğin en yüce değer oluşu nedeni ile meşru sayılır. ( O ülkede hukuk var ise, çünkü yasa ile hukuk çok farklı şeylerdir.)

Niyetin kendisi her ne kadar önemli olsa da önemli olan o niyetin vesile olduğu sonuçların etkilerinin niyetin sahibi ile sınırlı olup olmayacağıdır. Yoksa bir katil bile işleyeceği cinayeti önce kendi kafasında meşrulaştırır.

Diğer bir temel ayrıntı ise, iyi niyetlerle de olsa suç olduğu bilinen şeyin yapılması durumunda başkalarının kaderini tek taraflı olarak belirleme hakkını bize tanıyıp tanımadığıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Düşünün ki bir doktorsunuz ve sabaha çıkmama ihtimali olan, cihazlara bağlı bir hastanız var. Katlanılmaz acı çekmesi velev ki kendisine sorma imkânınız olduğunda size onay vereceğini bilseniz bile size fişleri çekme hakkı vermez. Çünkü bu, başkalarının kaderini, hiçbir onayları ve dahli olmadan tayin etmedir ve inanç temelinde “tanrılar” bile kendilerine bu yetkiyi tanımamıştır.

Aksi durumda bugün insanlığın yararına en büyük hizmeti sağladıkları gerekçesiyle; Hitler Faşizminin Jozef Mengele’si ve insanlık dışı deneyleri ile, ile modern dünyanın jandarması ve emperyalizmin mihmankarı ABD ve tüm dünyaya acı, kan, gözyaşı ve ölüm ihracı ile, kişi ve devlet bazında baş tacı edilir, en büyük insanlık ödülü onlara verilirdi. Sevgiyle…

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Berkecan Kaya
Berkecan Kaya
108.0K UP
Düşüncem 1 Temmuz

Kendi fikrim ve düşüncem şu şekilde:

Kanun ve yasa tüm toplumu eşit kılan ilkedir ve bu ilke toplumun kaosa gitmesini engelleyip düzeni sağlar , bu yasalar bireye ters olabilir , yani bireyin düşünce ve ahlakına , kendince hakkı olarak gördüğü bir şeye ters düşebilir , işte bu yüzden ilke bir bireyi düşünmez toplumu düşünür , sonuç olarak herkes aynı fikirde olmasa da günün sonunda eşit oldukları için bunu kabul eder ve bu kurallara göre o düzende yaşarlar .

Kişinin ağır suçlar işlemiş birisini yargı önünde ceza almasından ve uzun yıllar hapis yatıp orada hayatta kalmasından rahatsız olup , kendi yargısını kendisi verirse bu ; hüküm giymiş kişinin nefsi müdafaa (meşru müdafaa) yoluyla öldürülmesi haricinde yasaya göre suç olarak kabul görür , tabi toplum olayı bilip kişinin suçsuz yargılanmasını ve yaptığını taktir etmesi gayet normaldir fakat ! Öldürmek suistimal edilebilecek ve günün sonunda suçsuz kişiler , bireysel düşünce yargısı sonucunda öldürülme ihtimali ile karşılaşmaları olasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Yasalar ile aram pek yok fakat en azından ortaya çıkacak kaosu kestirmek gayet kolay , yakın tarihe kadar bunları görebilirisiniz zaten .

Kişisel ahlaka biraz daha net bakarsak : Kişinin ahlak ve yargı anlayışı yasalar ile uyuşmayabileceğini söylemiştim . Kişi o ana kadar yaşadığı bölgenin; kültürü , aile yapısı , imkanları , geçmişi kendi psikolojisini , kendi algısını bu yargıyı oluşturur ,- bunu görmek zor değil !

Sürekli bireysel (kişi) olarak bahsettim. Peki toplumun geri kalanı nasıl aynı fikirde olabiliyor ? Bu tamamen insan doğasıyla , ilkel güdüler ile olduğunu düşünüyorum , ilkel güdü olarak varsaydığım şey şu ; bir insanın intikam duygusu , sadece o insana değil direk o türe özgü bir durumdur, tüm hayvanlar intikam almazlar , doğası pek uygun değildir , kargalar yaşadıkları şeyler doğrultusunda kin güdebilir , köpekler kediler sahiplerini özleyebilir gibi gibi doğal bir süreçtir ve türümüzün kendine özgü doğal bir ahlakı vardır , bu bir deney doğrultusunda [1] bunu nispeten görebiliriz .

Kaynaklar

  1. Çağrı Mert Bakırcı. Bebeklerde Ahlaki Davranışlar Ve Ahlakın Kökenleri: İnsan Bebekleri "Melek" Mi, "Şeytan" Mı?. Alındığı Tarih: 1 Temmuz 2025. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Avc1 _
Avc1 _
125.3K UP
Konu hakkında bilgi sahibiyim 28 Haziran

Suç kavramı toplumsal yasa çerçevesinde tanımlanır. Suçlar o toplumun yasalarına aittir. Örneğin kumar, bazı ülkelerde yasal iken bazı ülkelerde bir suç olarak tanımlanır. Bundan dolayı suçun göreceli olduğunu söyleyebiliriz.

Peki ya bütün toplumların kabul ettiği bir suçu hafifleten unsurlar nelerdir? Her iki toplumda da suç olan bir eylemi diğer toplumda yaptığında; işlediğin toplumda suçlu, kendi ülkende ise istisnasındır. Örneğin insan öldürmek veya sebep olmak. Toplumları öldürecek bir silah yapmak ve öldürmek suçtur. Ancak bunu kendi toplumunu korumak için yaptığında ise masumsundur.

Tek bir toplumda işlenen suçu hafifleten unsurlar nelerdir? Niyet, zihinsel durumun veya suçu işlediğine pişman olup olmaman suçun cezasını hafifleten unsurlardandır. Toplum arasında ise niyet bazen bir suçu suç olarak görülmemesine bile sebep olur. Örneğin töre gereği kan davaları insan öldürmenden dolayı yasaya göre suç iken bulunduğun ailede bir kahraman olarak görüldüğünden suç olarak görülmez veya hafifletilir.

Tüm Reklamları Kapat

Kısacası, işlenen suçlar göreceli olmakla beraber kimi zaman meşru kılınabiliyor. Tabi ki bunu saçma bulabilirsiniz. Ancak toplumsal yasalar, tıpkı o toplumun farklı olduğu gibi birbirlerinden farklıdır.

4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close