mRNA aşıları DNA'nı değiştirmez. Bu bilimsel araştırmalarla defalarca çürütülmüş bir iddiadır.
Öncelikle mRNA'nın ne olduğunu ve nasıl çalıştığını anlamak önemli. Hücrelerimizde protein üretimi için DNA'dan gelen talimatları taşıyan bir molekül var, işte bu mRNA. DNA ise hücre çekirdeğinde bulunur ve çekirdek hücrenin geri kalanından bir zarla ayrılmıştır. Yani mRNA çekirdeğin dışında çalışır ve DNA ile doğrudan temas bile etmez. Bu da mRNA'nın DNA'yı değiştirmesini imkansız hale getirir.
Ayrıca aşı ile verilen mRNA hücreye talimatlarını verdikten sonra hızla parçalanır. Yani vücutta sadece birkaç gün kalır. Bu da mRNA'nın DNA ile uzun süreli bir etkileşim kurmasını engeller.
DNA'yı değiştirmek için özel enzimler gerekir, mRNA aşılarında bu enzimler bulunmaz. Bazı virüsler genetik materyallerini insan DNA'sına entegre edebilir ancak bu virüsler "ters transkriptaz" adı verilen bir enzim kullanır. mRNA aşılarında bu enzim olmadığından aşıların DNA'ya entegre olma veya genetik yapıyı değiştirme yeteneği yoktur.
mRNA aşıları aslında vücuda bir tür "tarif" verir. Örneğin COVID-19 mRNA aşıları hücrelere koronavirüsün "spike proteini"ni yapma talimatı verir. Bu protein vücuda zararlı değildir ancak bağışıklık sistemini uyarır ve gerçek virüsle karşılaşıldığında onu tanımasını sağlar. Bu süreç içerisinde de insan DNA'sı ile herhangi bir etkileşime girmez.
Bu konuda yapılan araştırmalar mRNA aşılarının DNA ile etkileşime girmediğini ve genetik materyali değiştirmediğini defalarca doğrulamıştır. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) gibi kurumlar da bu aşıları titizlikle incelemiş ve DNA değişikliği riskinin olmadığını onaylamıştır.[1][2][3][4]
mRNA molekülü vücudumuzun doğal olarak ürettiği bir bileşendir. Her gün hücrelerimiz kendi mRNA'larını üretir ve bu mRNA'lar protein üretimi için talimatlar verir. Aşıda kullanılan mRNA da bu doğal sürecin bir taklididir. Aşı yoluyla verilen mRNA virüsün mRNA'sından farklıdır; çoğalma yeteneği yoktur ve virüs gibi hücreyi enfekte etmez. Bu nedenle vücutta kalıcı bir etki bırakamaz.
Kısa cevap: hayır, mRNA aşıları DNA’nızı değiştiremez. Bunun mümkün olmamasının iki temel nedeni var:
mRNA aşıları kol kaslarınıza uygulanır. mRNA, hücrenin içine girdiğinde SARS-CoV-2 virüsüne ait bir protein parçasını yapmak için kullanılır. Proteinin birkaç kopyası yapıldıktan sonra hücre mRNA’yı parçalar. Sonra o viral proteinler bağışıklık sisteminize gönderilir, bağışıklık sisteminiz de bu virüse karşı koruyucu bir antikor üretmek için iki hafta kadar uğraşır (olası bir gelecek enfeksiyona karşı).
mRNA aşısı kol kaslarınıza enjekte edildiğinde kolunuzdaki hücreler tarafından emilir ama hiçbir zaman DNA’mızın bulunduğu hücre çekirdeğine girmez. mRNA, ribozomların mRNA’yı virüsün çıkıntı proteinlerini oluşturmak için talimat olarak kullanıldığı sitoplazmada durur. Proteinler sonrasında bağışıklık sistemine “vücuda yabancı bir madde” olarak sunulur ve bağışıklık sistemi gelecekte onunla savaşma cevabı için çalışır.
Unutmayın: Eğer DNA’nızı değiştirmek birazcık RNA enjekte etmek kadar kolay olsaydı var olan genetik hastalıklar için daha iyi çözümler bulurduk. mRNA aşısı olmak, esasında gerçek bir SARS-CoV-2 virüsü enfeksiyonu sırasında olanların daha güvenli bir versiyonudur; çünkü mRNA virüsün kendisini değil de sadece bir proteinin küçük bir parçasını kodluyor.[4][5]
İnsan vücudu, DNA'yı mRNA'ya dönüştürebilir ve eğer bunu yapmasaydı, canlılığımızı sürdürmemiz mümkün olmazdı. Ancak liselerde biyolojinin merkezi dogması gibi "havalı" ve kısmen yanıltıcı bir isimle öğretilen bir şekilde, bu süreç genellikle tek yönlü işler: DNA, RNA üretir, RNA da protein üretir. Örneğin proteinlerin DNA üretmesini beklemeyiz. Benzer şekilde, RNA da DNA üretemez.
Ama bu, teorik olarak doğru değildir. RNA'dan DNA üretimi mümkündür ve retrovirüsler adı verilen bir virüs grubu, bunu düzenli olarak yapabilirler (benzer şekilde, proteinlerin de kendi kendilerini kopyaladıkları veya kimi durumda DNA veya RNA'ya ihtiyaç duymadıkları da biliniyor). Ne var ki bu, aşırı nadir olan bir olaydır ve birçok mekanizmanın bir arada işlemesini gerektirir. Aşılarda ise bunların hiçbiri bulunmuyor.
Yine de en sıra dışı ihtimali düşünelim: mRNA'nın DNA üretebilmesi için, LINE-1 retrotranspozonları adı verilen transpozonların kullandığı proteinleri çalması gerekir. Bu gen, ters transkriptaz isimli bir proteinin üretilmesini sağlar ve bu sayede mRNA okunarak DNA üretilebilir. Ancak bunun yaşanma ihtimali yok denecek kadar azdır ve yaşanacak olsa bile, üretilen DNA'nın sizin DNA'nıza entegre olma ihtimali ve aynı zamanda anlamlı bir zarar verebilme ihtimali inanılmaz küçüktür; hatta pratik olarak olanaksızdır. Dolayısıyla bir aşı olduğunuzda alacağınızdan emin olduğumuz fayda, tartışmasız bir şekilde, o aşının size verebileceği potansiyel zararlardan çok ama çok daha yüksektir.
Bu konudaki kafa karışıklıklarından birisi, su çiçeği gibi hastalıklara neden olan bazı virüslerin hücrelerimiz içerisinde on yıllar boyunca uyuyup, sonra birden uyanarak zona gibi hastalıklara neden olmasıdır. HIV gibi diğer virüsler ise RNA'yı DNA'ya dönüştürebilecek mekanizmaları bünyelerinde taşıyabilirler. Ancak ne COVID-19 hastalığının sebebi olan SARS-CoV-2 ile ilgili böyle bir bulgu mevcuttur ne de COVID-19 aşılarında bu mekanizmaların herhangi biri bulunur. Dolayısıyla bu konular, COVID-19 aşılarıyla ilgili değildir.
Hayır. Hücrelerinizdeki genler, hücre çekirdeğinizin içinde bulunuyor. mRNA aşılarıyla vücuda enjekte edilen mRNA sekanslarıysa sadece sitoplazmaya, yani hücre çekirdeğinin dışındaki sıvıya ulaşabiliyor. Dolayısıyla mRNA aşılarının bu haliyle canlı genomunu değiştirmesi imkansız.[1]
Kaldı ki şunu da unutmayın: Bu aşıyı olmanızın sebebi, bir virüse karşı direnç kazanmak. Ve o virüs de vücudunuza girdiğinde sadece bir noktaya değil, vücudunuzun ulaşabildiği her yerine kendi RNA'larını enjekte ediyor . Üstelik virüs RNA'sı, aşıdaki gibi de değil; ekstra sekanslar sayesinde hücrelerinizin her birini ele geçirip, ribozomlarını kontrol etmeye başlıyor (ve tartışmalı olmakla birlikte bazı araştırmalar, aşıların değil ama virüsün RNA'sının ters trankskripsiyon yoluyla hastaların genomuna karışabildiğini de gösteriyor).[2] Yani mRNA aşılarının genomunuzu etkilemesinden korkuyorsanız, virüse yakalanıp da vücudunuza yayılmasından 100 kat daha çok korkmanız lazım.
Bu arada mRNA pek stabil bir yapı değil; dolayısıyla vücuda alındıktan kısa bir süre sonra parçalanarak dağılıyor. Dolayısıyla mRNA aşılarının genel olarak uzun dönem etkisi olması imkansız. Zaten yapılan araştırmalar da, aradan geçen 4 seneden sonra bu aşıların halen diğer tüm onaylı aşılar kadar güvenli olduğunu gösteriyor. Zaten o nedenle şu anda kanser tedavisinde de mRNA aşılarındaki teknolojinin çığır açması bekleniyor, muazzam gelişmeler var o sahada da.