Narsistik Kişilik Bozukluğu

Yazdır Narsistik Kişilik Bozukluğu

Birçok insan kendisi hakkında oldukça fazla düşünür. Onlar kendilerini diğerlerinden iyi veya diğerlerinden yukarıda görürler. Narsistik kişilik bozukluğuna sahip olan bu kişiler bu davranışı çok uç noktalara götürürler. Bu hastalık fantazide veya davranışta büyüklük duygusunu, hayran olunma isteğini ve empati yoksunluğunu içeren “B sınıfı” bir hastalıktır. Bu tarz kişiler aşırı düzeyde benlik önemi hissine sahiptirler (Durand, p. 431). 

Narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, duyarlılık ve diğer insanlar için sevecenlik duygusundan yoksundurlar. Abartılmış bir şekilde muhteşem olduklarını düşündükleri için odak noktası olmadıkları takdirde kendilerini rahat hissetmezler. Kendi hedeflerini başarabilmek için diğer insanları kullanırlarken, bu insanlar için çok az empati veya ilgi gösterirler. Kendilerini hak sahibi olarak görme hissine sahiptirler.  Diğer başarılı insanlarla yarış halindedirler ve kendi beklentilerine ulaşamadıkları zaman üzüntü hissedebilirler (Durand, p. 431). Aynı narsistik davranış, yönetici ve şirket yozlaşması ile de bağdaştırılmaktadır (Analysis, p.1). Yozlaşmış şirketlerin yöneticilerinin  bu tarz bir hastalığa sahip olması olası mıdır? Kesinlikle, bu onların savunma avukatlarının duymak isteyeceği bir tartışma. 

Çocuklar ben-merkezci olarak kabul edilirler. Fakat, çocuklar büyüdükçe sosyalleşme süreci onlara diğer insanlar için ilgi ve empati duymayı öğretir. Yani, narsistik kişilik bozukluğunun gelişmesi sosyalleşme sürecinin başarısız olması sonucundan kaynaklanır. Bu bozukluk ayrıca, ebeveynlerin empatik yansıtmada başarısız olmalarından da kaynaklanabilir. Yetişkinlik döneminde, bu bireyler asla bulunamayacak olan mükemmel eşin sürekli peşinde olacaklardır (Durand, p. 432).

Hastalığın yaygınlığının arttığı öne sürülmektedir. Bu durum, kısa vadeli hazcılık, bireyselcilik, başarı odaklı olmada artış ve yarış gibi geniş ölçekli toplumsal değişikliklerden kaynaklanıyor olabilir. Diğer bir taraftan, tanıdaki artış, bu konuya yönelik genel ilginin artmış olmasından da kaynaklanıyor olabilir (Durand, p. 432). 

Paul (Saari) örneğini ele alalım. Kişideki, kibir (böbürlenme) aile ve öğretmenler tarafından benzer şekilde farkedilir. Paul DSM-IV’teki (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) 9 tanı kriterinin hepsini karşılıyor gibi görünmektedir. O, sadece büyüklük fantazilerinden kaynaklı olarak dikkat çekmeye çalışmakta ve tahlil edilmeyi dilenmektedir. İçi kendisiyle doludur ve diğer kişilere oranla özel olduğunu hissetmektedir. Yaşıtlarından daha üstün olduğunu söylemektedir ve bu sebepten dolayı kendisine hayranlık duyulmasını istemektedir. Kapitalist makinayla tartışma içinde olan ve yapmacık bir mizacı vardır. Kırılgan bir özsaygıya sahiptir ve kendisine olan kini en sonunda intihar etmesine neden olur. Dokuz tanının hepsini karşılamasıyla, Paul prototipik bir vaka olarak düşünülmektedir (Saari).

Paul’un önünde oturmadığımız için, Paul’a Ruhsal Durum Sınavı uygulandığında limitli bilgiye sahip oluruz. Fakat, Paul’un fiziksel görünüşü yaşıtları ile aynıdır. Probleme ait tek belirti, onun duygu durum ve modundan anlaşılabilir, çünkü ben-merkezci duygulara sahiptir. Zekasal fonksiyonları kendi yaşına göre ortalama düzeydedir. Sinir sistemi de narsistik kişilik bozukluğuna sahip olmasından etkilenmemektedir. Buradaki tek problem onun diğer kişilere karşı olan dışa yönelik davranışlarıdır. DSM-IV’e göre, kişilik bozuklukları ikinci aksesin içinde yer almaktadır.

Tıbbi bir tedavi olmayabilir. Eğer bu bozukluk akses 1’deki bozukluklarla (mod, duygu durum, veya obsesif kompulsif bozukluk gibi) birlikte kendini gösteriyorsa ilaç tedavisi önerilebilir. Temel olarak, psikodinamik veya bilişsel-davranışcı konuşma terapileriyle tedavi edilmektedir. Tedavinin amacı, kişinin diğer insanlara yönelik empati ve şevkat duygusunu göstermesi için yardımcı olmaktır. Tedavi hakkındaki araştırmalar yetersizdir. Fakat, bilişsel terapiye, bu kişiye ait kişisel fantazileri günlük hayatta mantık çerçevesinde sürdürülebilir zevklerle yer değiştirmek için başvurulur. Baş etme becerileri, danışanı rahatlatmaya ve eleştirilerle üretici bir şekilde mücadele etmeye yardımcı olması açısından kullanılabilir. Bu tedavilerle eş zamanlı olarak, danışanı depresyon için de tedavi etmek gerekli olabilir (Durand, p. 432). Stres bu noktada ana bir rol oynuyor gibi görünmemektedir. Tek harici durum, stresin narsist kişiyi tedavi aşamasında hissetmesi yerine dışarıda hissetmesine neden olduğu durumdur. Stres ile narsistik kişilik bozukluğu arasında bir etkileşim olduğunda, kişinin tedavi aşamasını kontrol etmesine neden olan düşmancıl duygular ortaya çıkabilir. 

Bazı kişilerin narsistik kişilik bozukluğu ile ilişkilendirdiği şeyleri ilginç buluyorum. Bozulmuş siyasetçilerden suçluluğu kanıtlanmış şirket yöneticilerine kadar herkes narsist olarak etikenlenmektedir. Bu kişileri bu hareketlere iten güçleri düşünmek ilginç bir hipotezdir. Kendileri hakkında oldukça fazla düşünen ve bir güç yolculuğunda olan tanıdığım insanlar var. Bu konuda ilgimi en çok çeken şey muhtemelen bu noktadır. 

 

Yazan: Aric Hall

Çeviren: Tuğba Gürcan

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Analysis: Narcissism in the Boardroom
  2. Analysis: Narcissism in the Boardroom-II 
  3. Dual Diagnosis and the Narcissistic Personality Disorder. 
  4. Durand, V. M., &Barlow, D. H. (2003). Abnormal Psychology (3rd Ed). Toronto:Thomson Learning
  5. Saari, R. Paul’s Case: A Narcissistic Personality Disorder. Studies in Short Fiction.Summer 1997 v34 i3 p.38 
  6. Treatment Options
6 Yorum