Yalanlar Üzerine Kurulmuş Bir Kariyer: ''Dr.'' Serkan Anılır’ın Doktora Tezi ve Araştırma Sahteciliği Vakası

Yazdır Yalanlar Üzerine Kurulmuş Bir Kariyer:
Serkan Anılır'ın ismini belki gazetelerden ve bazı bilim dergilerinden duymuşsunuzdur. Bir aralar çeşitli illerde bilim konuşmaları yapan, uçuk kaçık bilim projeleriyle halkı heyecanlandıran, hatta NASA'nın ilk Türk astronotu olduğunu iddia ederek ün yapan bir şahıstı. Detaylarını makalemizde vereceğiz; ancak Serkan Anılır'ın hayatı, edebiyat ve bilimin en tehlikeli düşmanlarından birisi olan veri uydurma ve aşırma (intihal) suçlarının en ilginç örneklerinden birisidir. Serkan Anılır'ın yaptıkları, bir insanın kariyerini intihal ve yalanlarla nasıl yerle bir edebileceğinin en ilgi çekici örneğidir. Çünkü Anılır'ın hayatında yaşananlar, sadece 1-2 çalışmanın sağdan soldan aşırılması değil, koca bir kariyerin yalanlar ve intihaller üzerine kurulu olmasının bir örneğidir. 

Texas Tech Üniversitesi'nde aldığım "Mühendislik Pratiği ve Araştırmalarında Etik" isimli doktora dersinin dönem projesi olarak Serkan Anılır ile ilgili internette yer alan bilgileri bir araya getirerek bir derleme yapmak ve hayatın her alanında etiğin ne kadar büyük öneme sahip olduğunu göstermek istedim. Bu araştırma makalesi, bu ders için yaptığım araştırmaların ve analizlerin bir sonucudur. 

Umuyorum ki günümüz ve gelecekteki bilim insanlarına ilham ve uyarı olur.

Yukarıdaki iki fotoğraf “Dr.” Serkan Anılır’ın çok sayıdaki sahtekarlık edimlerinden birini (sağdaki) gösteriyor. NASA astronotu Richard J. Hieb’e ait bir fotoğrafı (soldaki) dijital olarak değiştiren Anılır, NASA’daki ilk Türk astronot olduğu iddiasıyla fotoğrafı CV’sine koydu. Oysaki NASA astronotu olabilmek Amerikan vatandaşı olmayı gerektirdiğinden böyle bir durum söz konusu olamaz. (Görsel hakları: Serkan Anilir Blogspot)


1. Giriş

İntihal (aşırma) ve araştırma verilerini çarpıtma, günümüzde, akademik dünyanın karşılaştığı başı çeken ahlaki problemlerdir. Rutgers Üniversitesi’nin 63.000’den fazla lisans ve 9.250’den fazla lisansüstü öğrencisiyle üç yıl boyunca yürüttüğü bir araştırmaya göre, öğrencilerin % 20’si bir ya da daha fazla intihal çeşidini işlemiş olduklarını itiraf etmektedir [1]. Buna rağmen, eğitim ve akademi dünyasında intihalin sonuçları, genellikle, gayri ahlaki davranışı anlaşıldıktan sonra, kariyerinin sonlandığı ya da önemsiz konuma düştüğü belli bir araştırmacının yayımladığı birkaç araştırma makalesiyle sınırlı kalır. Örneğin, 2006’da yayımladığı son derece saygın bir romanında başka yazarlardan aşırma yaptığı ortaya çıktıktan sonra, Harvard Üniversitesi ikinci sınıf öğrencisinin yazarlık kariyeri mahvoldu [2]. Bir diğer örnek ise öğrencisinden aşırma yaptığı için Hindistan mahkemesi tarafından kısa bir süreliğine hapse gönderilmiş olan Delhi Üniversitesi rektör yardımcısının durumudur [3]. Modern akademinin titiz ve katı doğası sayesinde, bu gibi hoş karşılanmayan intihal edimleri, insanlık için ya da bilimin kendisi için önemli bir sorun haline gelmeden önce, (çoğu zaman) derhal ifşa edilmektedir. Clemson Üniversitesi’ndeki Uluslararası Akademik Dürüstlük Merkezi (International Center for Academic Integrity) başkanına göre intihal vakaları yüzdesi, yıllar içinde fazla değişmeyerek düşük bir seviye olan % 3 ila % 4 arasında kaldı [4]. Ancak bizler fazla farkında olmaksızın, akademinin karşılaşabildiği, intihalden çok daha tehlikeli bir durum var: Doktora tezi sahtekarlığı. Hatta daha da kötüsü, kariyer sahtekarlığı. 

Bu raporda, akademi tarihinin en kötü üne sahip doktora tezi ve kariyer sahtekarlığı örneklerinden birini inceleyeceğim: Türkiye’den Dr. Serkan Anılır vakası. Bu vaka ABD, Japonya ve Türkiye dahil pek çok ülkedeki sahtekarlığı içermekte ve Türk Hava Kuvvetleri, NASA ve Tokyo Üniversitesi gibi dünya çapında bilinen birçok kurumu kapsamaktadır. 

Bu makalenin daha sonraki bölümlerinde, öncelikle, adı geçen kişinin özgeçmişi ve olayın kendisi hakkında biraz bilgi vereceğim. Sonrasındaysa, Mühendislik Deneyimi ve Araştırmalarında Etik (ENGR 5392) dersi içerisinde anlatılan Çapraz Etki Analizi (ÇEA) bilgilerini bu konuya uygulayacağım. Bunu yaparken, akademik sahteciliğin ne denli tehlikeli olabileceğini ve profesyonel bir çalışma ortamında (özellikle, kişileri uzaya götürmek için araştırma yapılan ve araç geliştirilen bir ortamda) meslektaşlarının mesleki bilgisine, deneyimine ve becerilerine güvenen kişilerin hayatlarına ne kadar darbe vurabileceğini göstermeye çalışacağım. Bu analizin, etik araştırmalarında ÇEA’nın yararlılığını bir kez daha kanıtlayacağını ve akademik dünyada ahlaki doğruluğun önemine vurgu yapacağını umuyorum.  


2. Özgeçmiş

Serkan Anılır, 22 Mart 1973’te Almanya’nın Köln kentinde doğmuş bir Türk bilim insanıdır. 1981’de Türkiye’ye döndü ve 1996 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun oldu [5].  Mart 2003’te Tokyo Üniversitesinden Mühendislik Doktorasını aldıktan sonra, Japonya’nın Havacılık ve Uzay Dairesinin (JAXA) araştırma bölümü olan ISAS’ta “Uzay ve Havacılık Proje Araştırma Personeli” olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında Tokyo Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mimarlık Bölümünden Yardımcı Doçent derecesi aldı [6]. Japonya’da konferanslar verdi ve 2005’te Tokyo Üniversitesine Yardımcı Doçent olarak kabul edildi. 2006 ve 2009 yılları arasında uzay ve bilim makaleleri yayımladı ve hem Türkiye’de hem de Japonya’da ücretli veya ücretsiz konuşmalar yaptı [7]. 2009’dan bu zamana dek ise kariyerine, doktora tezine ve yukarıda söylenenlere ait tüm detaylar geniş çaplı bir şekilde şüpheye maruz kalmıştır. 

Onun hakkındaki bilgiler son derece şüpheli ve çok büyük bir ihtimalle ileri sürdüğü her argüman yalan, çarpıtılmış veya uydurma olduğu için, bu noktadan sonra yazacağım her şey “iddiaya göre” şeklinde aktarılmak zorundadır. İddiaya göre o, kendinden menkul bir kozmolog (ki hiçbir zaman böyle bir eğitim görmedi), NASA astronot adayı (ki hiç olmadı), Olimpiyatlarda kayak dalında altın madalyanın sahibi (hiç böyle bir ödül kazanmadı), İllinois Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu (böyle bir şey yok), 2003 SPACEAN Uzay Konferansında sunucu (davet edilmişliği bile yok), Japonya Uzay Fiziği Departmanının bölüm başkanı (böyle bir bölüm hiç var olmadı, halen de yok), Amerikan Onur Madalyası sahibi (ABD Başkanı tarafından verilen en yüksek askeri ödül. Kaldı ki Anılır askeri personel bile değildi), Tokyo Üniversitesinin ilk yabancı Yardımcı Doçenti (ki bu üniversite halihazırda pek çok yabancı profesöre ev sahipliği yapmıştır) ve “ATA” adını verdiği ilk uygulanabilir uzay asansörünün proje başkanı (bu, hiçbir zaman gerçek bir proje olmadı) [8]. Ve yine iddiaya göre, 2001 yılında NASA’nın En Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülünü, 2003’te Mükemmeliyet Merkezi Ödülünü, 2004’te Cambridge Üniversitesi Fizik Ödülünü ve 2005 yılında Ulusal Bilim ve Teknoloji Madalyasını aldı. Bu ödüllerin bazılarının gerçek ödül bile olmama olasılığını ama Anılır’ın CV’sinde yer aldıklarını dikkatlerinize sunarım. Ayrıca, T.C. Ulaştırma Bakanlığı tarafından NASA’ya gönderilmiş ilk Türk astronot olduğunu iddia etti fakat daha sonra belgelerinin ve fotoğraflarının sahte olduğu kanıtlandı. Hürriyet gazetesi haberine göre NASA astronotu olduğunu iddia etmek için Houston’daki Johnson Uzay Üssü’nde çekilmiş bir hatıra fotoğrafını CV’sinde kullandı [9]. Yine aynı kaynağa göre, yalanları gün yüzüne çıkarılıp da sözleşmeleri ve diplomaları Tokyo Üniversitesince hükümsüz kılındıktan sonra, “o fotoğrafı CV’sine koymanın bir hata olduğunu” ve “zaten istifa edeceğini” söyledi. 

Tokyo Üniversitesindeyken yayımlarında kullandığı verilerin % 40’ını ve doktora tezinin % 59’unu diğer kaynaklardan aşırmış olduğu iddiası 2009’da gerçeklik kazandıktan sonra kendisi Şubat 2010’da olan biteni itiraf etmiştir [10], [11]. Ayrıca, NASA Astronot Adayı olarak kabul edildiğine dair hiçbir resmi kaydının olmadığı gösterilmiştir fakat o, Tokyo’nun genç araştırmacılarına konferans vermek için bu sıfatı kullanmıştır. Türk Hava Kuvvetleri SPACEAN Çalıştay Yayınları, Physical Review Letters, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi Dergisi (İng. National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA) Magazine) gibi hem akademik dergi makalelerinde hem de bilimsel dergilerde 5 makale yayımlamış olarak gözükmesine rağmen, bu makale konularındaki yeterliği sorgulanmakta olup bu yayınların bir kısmının resmi kaydı bile yoktur [12]. Fakat o, itibar elde etmek ve akademik işler bulmak amacıyla tüm bunları resmi yayınlar olarak kullanmıştır. Anılır’ın iddialarına ve yalanlarına ilişkin suçlamalara ve bulgulara ait bir liste, en geniş kapsamlı olarak, internette yayınlanan Japon analizinde görülebilir [13].


3. Mağdurlar ve Sonuçlar

Anlaşılacağı üzere çalışanlar ve öğrenciler; Tokyo Üniversitesinin, NASA’nın, bazı bakanlıkların ve Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı; çeşitli ülkelerde Anılır’ın konuşmalarını dinlemiş sayısız katılımcı ve bu çalışmalar için fon sağlayan kurumlar ve yayıncılar dahil, fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere, onun sahtekarlığından etkilenmiş birçok taraf vardır.

Anılır için olası sonuçlar, bütün sahte eylemlerini alenen itiraf etmeyi ve mahkeme önünde yargılanmayı kabulü içermelidir. Kanımca, uzun yıllar boyunca haksız yere kazanmış olduğu paranın iadesi için, ondan ders almak zorunda kalmış öğrencilere yardım amacıyla bir kaynak yaratmalı. Çünkü bu öğrenciler öğrendikleri konuların yanlış olduğunun farkında olmayabilirler ve öğrendiklerini mesleklerinde yanlış icra ediyor olabilirler. Örneğin, olayın geçtiği dönemde Japonya’da bulunan bir blog yazarına göre, sahtekarlık edimi ortaya çıktıktan sonra pek çok Türk öğrenci sorguya alındı ve bu durum, kendileriyle hiç alakası olmadığı halde, onları epey sıkıntıya soktu [14]. Uludağ Sözlük’teki bir yazara göre, Anılır’ın yalanları Japonya’ya yaklaşık 80 milyon dolara mâl oldu [15]. Dahası, Anılır’ın kitabını basan Türk yayınevinin yayımı durdurması gibi, onun araştırmalarını basan yayımcılar da bu isim altındaki tüm makaleleri geri çekmeli; adlarının yanlış bilgilerle telaffuz edilmemesi için (Anılır’ın atıfta bulunmuş olduğu) araştırmaları ve yazarları gözden geçirmelidir. Onun araştırmalarını referans göstermiş olan araştırmacılar derhal durumdan haberdar edilmelidirler. (Google Scholar’a göre, Anılır’ın araştırmasına toplamda altı defa atıfta bulunulmuştur.) Bunlara ek olarak, onun, sahte gelecek hayalleriyle pek çok kişiyi seferber ettiği ve şayet destek görürse yapabilecekleri konusunda yalanlar düzdüğü de dikkate alınmalıdır. Ne de olsa, Anılır’ın yalan söylemiş olduğu insanlara karşı da bir sorumluluğu vardır. Tüm bu yanıltıcı yalanları ve gerçekliğin çarpık görüntüsünü düzeltmek zor olsa da bu sorunların herhangi birini çözebilecek her türden girişime izin verilmelidir. 

Bu olaylar yaklaşık altı yıl önce meydana geldiğinden geriye dönüp Anılır’ın tüm bu şirketlere, kurumlara ve kişilere verdiği zararı düzeltmek zordur. Ancak, Japon kurumlarına ve diğerlerine zarar verebilecek olası sahtecilik eylemlerine karşı alınabilecek pek çok önlem vardır. Vatan Gazetesi haberinde ve Plagiarism Blog’da da görüldüğü üzere o dönemin rektörü Junichi Hamada, Japonların güven kültürü hakkında birçok şey dile getiriyor [16], [17]:

“Şaşkınlık içindeyiz. Bu gerçekten inanılmaz. 130 yıllık tarihimiz boyunca ne bir doktora tezini geri çektik ne de bir akademisyeni kovduk. Anılır’ın tezini kabul eden komiteye soruşturma başlattık. (…) Önceleri, doktor adaylarının kariyerlerini denetlerdik fakat daha sonra doktora tezi sayısındaki artış ve işgücü eksikliği sebebiyle bu işlemi kolaylaştırdık.”

Yukarıdaki alıntı, işlemleri kolaylaştırmak ile dikkatsizlik yüzünden ileride sıkıntılar yaşanmaması adına her bir başvurunun dikkatlice denetlenerek işleme alınmasının gerekliliği arasındaki kritik dengenin önemini vurgulamaktadır. 


4. Konuya Dair Etik Bakış Açısı

i. Ahlaki Kuramların Bakış Açısı

Konuyu Yararcılık ile birlikte Bireye Saygı bakış açısından incelemek istiyorum. Bunun iki sebebi var: Birincisi, bu ikisinin karışımı çoğunlukla benimsediğim ahlaki görüş açısını oluşturur; dolayısıyla bu iki görüşün en beğendiğim görüşler olduğunu söyleyebilirim. İkincisi de, bu vaka yararcılığın arkasındaki mantığın neredeyse tam tersine uyduğundan konuyu bu yaklaşımı kullanarak açıklamayı zorlayıcı, uğraştırıcı, iddialı (ve dolayısıyla eğlenceli) buluyorum.

Bu dönem öğrendiklerimize göre yararcılığı, bir eylemden veya karardan olabildiğince çok insanın olabildiğince çok yarar sağlaması olarak özetleyebiliriz [18]. Diğer bir deyişle, bir eylem veya kararın ahlaka uygun olması için olabildiğince çok sayıda insana getireceği yarar/iyilik miktarını artırmalıyız. Daha önce derslerde tartıştığımız gibi bu görüşe karşı olan birden çok vaka ve karşı-görüş olsa da günlük veya politika, toplum ve çevreyle ilgili hareketlerimizin çoğunun tamamıyla yararcı bir yaklaşım izlediğini düşünüyorum.

Diğer taraftan, tümüyle yararcı bir yaklaşımın olası eksikliklerini dengeleyen en önemli görüş de bireye saygıdır, çünkü bu görüş insanların bir amaca yönelik araç olarak kullanılma niyetiyle nicelenemeyeceğini söyler. Diğer bir deyişle, insan doğuştan gelen bir saygıyı hak ettiği için amaca giden yolda bir araç olarak görülemez (görülmemelidir de). Benim düşünceme göre bu yaklaşım, yararcılığa eksik olan “insan” unsurunu ekler. Bu nedenle bu iki görüşün birbirini mükemmel şekilde tamamladığını düşünüyorum.

Bu makalenin önceki bölümlerinde anlatılan olaya bakarsak, Serkan Anılır tarafından yapılan bu sahtekarlık ediminin sadece bir kişinin, o da kendisinin, yararına olduğu, daha önce anlatıldığı gibi olaydaki birçok tarafı da zarara uğrattığı açıkça görülebilir. Bu olayın, daha iyi bir geleceğe ulaşmak amacıyla toplum yararına uzlaştırıcı bir rol üstlenmek yerine, sırf daha fazla para veya itibar kazanmak için insanları daha yaratıcı olmaya iten kapitalist toplumlarda üreyen tipik bir sahtekarlık vakası olduğunu düşünüyorum. Şan, şöhret ve güç kazanmak adına gerçeklerin böyle çarpıtıldığı olayların tümünde olduğu gibi, bu vaka da bencillik, sinsilik ve kötü niyetlilik gibi kritik unsurlar içerir. Bu nedenle, hangi ahlak bakış açısından bakarsanız bakın, yapılanın bir açgözlülük olduğunu kabul etmediğiniz takdirde, Serkan Anılır vakasını “anlaşılır” bulmak için bir çıkar yol bulmak çok zor olacaktır.


ii. Mesleki Ahlak Kuralları

Anılır vakası sahtekarlıkla dolu olmasının yanı sıra derste de tartışılan NSPE (National Society of Professional Engineers – Profesyonel Mühendisler Ulusal Derneği) Mühendislik Kuralları’nın bazılarına da karşıydı [19].

Her şeyden önce, mühendislerin yetkin olmadıkları alanlarda icraat yapmamaları gerektiğini kurallar açıkça belirtmektedir. Anılır’ın, uzman veya bilgili olduğunu iddia ettiği alanlarda öyle olmadığı aşikardı ve bu durum, sadece onun yalanları ve hayallerinden etkilenen halk için değil, aynı zamanda derslerine katılan öğrenciler için de büyük bir tehlike arz ediyordu. Eğitim alanı ve seviyesinin çok üstünde olan görev ve sorumlulukları üstlendi, düzmece kariyeri boyunca birçok evrak imzaladı (Hatta sahte evrak düzenledi!), Tokyo Üniversitesinde ve yurtdışında çeşitli görevlerde bulundu, sorumluluklar aldı. 

Anılır’ın çiğnediği bir başka kural, hiçbir mühendisin basın açıklamalarında sübjektif ve yanıltıcı sözlere yer vermemesi gerektiği kuralıdır. Anılır’ın açıklamaları, ki bazıları bu raporda verilmiştir, gerçeklikten çok uzak olduğu gibi halkı ve çeşitli kurumların yönetimlerini ve hatta hükümetleri düpedüz aldatma niyetiyle yapılmıştı. Verdiği demeç ve eğitici toplantılarda, yetkin olmadığı konular hakkında konuşmalar yapmış ve hiçbir bilgisi olmadığı alanlarda birtakım gerçekleri açığa çıkardığı iddiasında bulunmuştu.

Anılır’ın açıkça çiğnediği diğer bir kural da, hiçbir mühendisin hileli işler yapmaması gerektiği kuralıdır. Elbette bu kuralı söylemeye bile gerek yok, ancak açıkça görülüyor ki aldığını iddia ettiği yeterlilik belgelerinin hemen hepsinde tahrifat yapmış, alanında edindiğini iddia ettiği her bir tecrübeyi bilerek yanlış vermiş, abartmış ve alanında geldiğini iddia ettiği uzmanlık seviyesi hakkında yalan söylemiştir.

Anılır ayrıca gerçekleri çarpıtmama ile ilgili birçok etik kuralı da çiğnemiştir; şöyle ki: Yetkinlik alanı (eğer yetkin olduğu bir alan varsa!) dışındaki görevleri kabul etmiş, mühendisliğin haysiyetini hiçe sayarak kendi menfaatine çalışmış, kamu yararına hizmet etmeye çabalamamış, kamu görevlilerini ve meslektaşlarını aldatmış, bitirme tezi ve yayınlarında emeği geçen kişilerin adlarını bile vermemiştir, haklarını teslim etmemiştir.

Diğer bir deyişle, Anılır vakası kılavuzda belirtilen “Temel İlkeler”in altısının en az 4’ünü, ayrıca alt bölümlerde verilen ilkelerden birçoğunu, yani topluca “Uygulama Esasları (Prensipleri)” olarak adlandırılan kuralları çiğnemiştir.


5. Çapraz Etki Analizi Matrisi

Bu vaka için, bir Çapraz Etki Analizi Matrisi hazırladım (bkz. Ek A). Etkiler için [-5, 5] tam sayı aralığını kullanmayı seçtim, daha negatif sayılar matristeki ilgili değişkenlere olan etkinin daha kötü olduğunu göstermektedir. Vakanın berbatlığı nedeniyle değerlerin çoğu negatif çıktı.

Açıkça görülüyor ki, vakanın bütün aktörleri içinde açık arayla en çok etkilenen, (-34 puanla) failin kendisi olmuştur. Kariyeri tümüyle bitmiş, itibarı yok olmuş ve (sahte bir kimlikle çıkmadığı sürece) hiçbir ülkede hiçbir iş bulma imkanı kesinlikle kalmamıştır. Adı internette her yerdedir, zaman geçtikçe sahtekarlıkları daha çok gün yüzüne çıkmakta ve sahte bitirme tezi ile kariyeri daha çok insan tarafından ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Taraflar arasında en çok etkilenenler (-25 puanla) Türkiye Cumhuriyeti ve (-22 puanla) Tokyo Üniversitesi'dir. Bu araştırma raporunda verilen bilgiyle de gösterildiği üzere bu ülkelerin adı olaydan çok olumsuz etkilenmiştir. (-11 puanla) JAXA ve (-2 puanla) NASA etkilenen diğer aktörlerdi; bununla birlikte bu vakadaki diğer taraflardan çok daha az zarar gördüler.

Vaka aktörün aldığı kararlar açısından incelendiğinde, bitirme tezinin neredeyse tamamını aşırma (-31 puan), araştırma verilerinde sahtekarlık yapma (-32 puan), bu verilerle yayın çıkarma (-32 puan) ve akademik ve halka açık dersler verme (-31 puan) tercihi, olaydaki birçok partiyi etkiledi ve kesinlikle çok berbat tercihlerdi. Bu kararların genel halk ve akademi çevresinden hangisini daha çok etkilediğini ayırt etmek mümkün değil. Ayırt etmenin zorluğu puanlardan da anlaşılıyor.

Şüphesiz bu eylemlerin çeşitli sonuçları vardı; en önemlileri arasında yasal yükümlülükler (-35 puan), itibar kaybı (-28 puan), öğrencilere verilen zarar (-12 puan) ve finansal kayıp (-6 puan) sayılabilir. Bu raporda tartışılan konu başlıklarının Çapraz Etki Analizi matrisine de aynen yansıdığını görmek çok ilginçtir: İtibar kaybının en belirgin işareti, Anılır’ın daha önce davet edildiği birçok konuşma programının iptal edilmesiydi [20]. Maalesef Anılır’a karşı net bir yasal işlem yapılmamıştır. Bununla birlikte, bu raporda da açıklandığı üzere, bitirme tezi iptal edilmiş ve görevleri elinden alınmıştır. Daha önce bahsedildiği gibi, kesinlikle yargılanmak üzere mahkeme önüne çıkartılması ve hapse gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Bu matrisin dış değişkenleri intihal ve sahte veri üretimi (veya "verileri çarpıtma") edimleriydi, bunlar iç değişkenleri etkiledikleri halde onlardan etkilenmeyen değişkenlerdi. Ayrıca, bu raporun önceki bölümlerinde tartışılan ahlak kuralları, bu karmaşık ve etkili vakanın analizindeki kritik boyutlardır.


6. Sonuç

Akademi çevresinde intihal ve sahtekarlığın birçok örneği bulunduğu halde bir birey olarak Anılır’ın yaptığı dolandırıcılık emsalsizdir. Böyle kapsamlı bir tez sahtekarlığını ve ardı ardına yapılan bu kadar başarılı iş başvuruları, konuşmalar ve makaleler silsilesini incelemek inanılmazdır.

Bu vaka ve onunla ilgili yaptığım ayrıntılı analiz, beni derin düşüncelere sevk eden çok ilginç bilgilere ulaşmam için bir fırsattı. Konu hakkında mümkün olduğunca çok veri toplamaya ve vakayı kaynaklar elverdiği ölçüde net aktarmaya çalıştım. Büyük olasılıkla olmayacağını bilsem de bu vakanın literatürdeki böyle sahtekar faaliyetlerin sonuncusu olmasını umuyorum.

Yazan: ÇMB (Evrim Ağacı, Texas Tech Üniversitesi Doktora Öğrencisi)

Çevirenler: Ayşegül Şenyiğit (Evrim Ağacı), Şule Ölez (Evrim Ağacı)

Kaynaklar ve İleri Okuma:
  1. Facts and Stats (n.d.) Alındığı site: http://www.plagiarism.org/resources/facts-and-stats/
  2. Danilyuk, Y. (2015, April 29). Punishment for Plagiarism Might be too Severe Sometimes. Alındığı site: https://unplag.com/blog/3-examples-of-plagiarism-in-renowned-universities/ 
  3. Bailey, J. (2014, December 17). Top Plagiarism Scandals of 2014. Alındığı site: http://www.ithenticate.com/plagiarism-detection-blog/top-plagiarism-scandals-2014
  4. Simpson, K. (2012, February 07). Rise in student plagiarism cases attributed to blurred lines of digital world. Alındığı site: http://www.denverpost.com/ci_19907573
  5. “tumtumu”. (2004, September 06). Serkan anılır. Alındığı site: https://eksisozluk.com/serkan-anilir--1048537?p=1
  6. “Nakres”. (2009, October 31). On the career of Dr. Serkan ANILIR. Alındığı site: http://dranilir.research-integrity.net/2009/10/dr-anilirs-official-positions.html
  7. Top 9 Lies of Serkan Anilir. (n.d.), Boxer. Alındığı site: http://i.imgur.com/2xj5n3H.jpg
  8. Akimoto, A. (2013, January 16). CV frauds revealed by diligent online fact checks | The Japan Times. Alındığı site: http://www.japantimes.co.jp/life/2013/01/16/digital/cv-frauds-revealed-by-diligent-online-fact-checks/#.Vx0NIvkrKUk
  9. Japonları kandıran Türk. (2010, May 03). Alındığı site: http://www.hurriyet.com.tr/japonlari-kandiran-turk-14602162
  10. Tokyo University to crack down on plagiarism in theses. (2010, April 28). Alındığı site: http://news.asiaone.com/News/Education/Story/A1Story20100428-212874.html
  11. “Nakres”. (2009, December 1). 59% and done. Alındığı site: http://dranilir.research-integrity.net/2009/12/59-and-done.html
  12. Serkan Anilir (Google Scholar). (n.d.). Alındığı site: https://goo.gl/4lQTlr
  13. Misrepresentation of career and falsification of information about scientific work of Serkan Anilir. (2009, September 29). Alındığı site: http://blog.goo.ne.jp/11jigen/e/80e6a6943794e2fa0848bea97be44938
  14. Dr_anilir. (2010, April 2). ATA Uzay Asansoru Projesi'nin ve Serkan Anilir'in hazin sonu | Teknik Forum - İTÜ Öğrencileri ve Akademisyenleri. Alındığı site: http://www.teknikforum.com/konu-49552.12-ata-uzay-asansoru-projesinin-ve-serkan-anilirin-hazin-sonu
  15. “Shah Caspian”. (2015, April 21). Serkan anılır. Alındığı site: http://www.uludagsozluk.com/k/serkan-anılır/
  16. Numaracı Serkan. (2010, May 3). Alındığı site: http://www.gazetevatan.com/numaraci-serkan-303346-yasam/
  17. Shimbun, Y. (2010, April 28). ‘Academic’ humiliated in University of Tokyo. Alındığı site: http://plagiarism-main.blogspot.com/2010/04/academic-humiliated-u-of-tokyo.html
  18. Smith, J., Harper, Patricia M.H., Burgess, R.A. (2008). Engineering Ethics: Concepts, Viewpoints, Cases, and Codes (2nd Edition).
  19. NSPE Code of Ethics for engineers. (1993). JOM, 45(4), 14-16. doi:10.1007/bf03223280
  20. “Nakres”. (2009, November 19). More cancellations. Alındığı site: http://dranilir.research-integrity.net/2009/11/more-cancellations.html
6 Yorum