Astroloji ve Matematik: Bilimin En Temel Testleriyle Astrolojinin Geçersizliğini İspatlamak...

Yazdır Astroloji ve Matematik: Bilimin En Temel Testleriyle Astrolojinin Geçersizliğini İspatlamak...
Astroloji, bilimsel geçerliliği olan bir pratik değildir. Antik zamanlarda kalma, uydurma ve temelsiz bilgilere dayanan, çoğunlukla hayal gücüyle beslenen ve dahası, bilimin en temel ilkeleriyle çelişen, sahte bir çalışma örneğidir. 

Bilimde, bilim insanlarının görmek istedikleri sonucu görmeye meyilli olmasına "onaylama önyargısı" denir. Yani insan, kendi fikrini onaylamak (veya onaylanmasını) ister ve bilim insanları da ne yazık ki bu eğilimden muaf değildir. Örneğin bir kimyasalın bir farede kansere neden olduğunu ispatlamaya çalışan bilim insanları, sırf "insan" olmalarından ötürü, buna yönelik verilere daha güçlü bir şekilde sarılıp, iddialarını çürüten verileri görmezden gelmeye meyilli olabilirler. Ancak bilim ile sahtebilim arasındaki çok temel farklardan birisi budur: Bilim insanları için "onaylama önyargısı" hatasına düşmek korkulu bir rüya iken, sahtebilimciler (örneğin astrologlar) için bu, yaptıkları işin önemli parçalarından birisidir. Bilim insanları, bu sorundan kaçınmak için onlarca farklı istatistiki yöntem kullanarak elde ettikleri verilerin bilimsel geçerliliği olduğunu ve kendi isteklerinin, gerçeklere karışmadığını doğrularlar. Sahtebilimciler ise çok temel mantık hataları üzerine dağlar inşa ederler ve fikirlerini bu karmaşık yanlış iddialar ağı arkasına gizleyerek pazarlarlar.

Dahası bilimde araştırmalar "akran değerlendirmesi" (İng: "peer-review") denen bir süreçten geçer. Yayınlanacak bir makale öncelikle işin uzmanı olan diğer araştırmacılar tarafından gözden geçirilir ve hatalarından ayıklanması sağlanır. "Hakem" denen bu bilim insanları, genellikle aşırı katıdırlar ve kolay kolay bir makalenin yayınlanmasını istemezler. Ancak ve ancak bu zorlu süreçten geçebilen çalışmalar güvenilir bilim dergilerinde yayınlanır. Sonrasında, diğer araştırmacılar bu deneyleri okur, tekrar eder, üzerine yeni deneyler yaparak ana iddiayı doğrularlar veya yanlışlarlar. Buna karşılık "astrolog" denen şarlatanlarsa*, hiçbir bilimsel dayanakları bulunmadığı için metotlarını "gizli, derin ve antik bilgiler" olarak lanse etmekte, bu nedenle yöntemlerini açıklamaktan kaçınmakta, böylelikle sahte "mesleklerini" sahtekar** bir biçimde sürdürmektedirler. Bu süreçte masum insanlardan bol miktarda para sömürmekte ve genel kültürü yanlış bir şekilde yönlendirmektedirler. 

Üstelik, astrolojik iddiaların neden insanlara uyuyormuş gibi gözüktüğü halihazırda psikoloji dahilinde Forer/Barnum Etkisi denen bir etki çerçevesinde net bir şekilde tanımlanmış, dolayısıyla astrolojinin temelsiz bir uygulama olduğu anlaşılmıştır. Dahası, sayısız bilim insanı tarafından bugüne kadar yapılan kontrollü deneylerle astrolojinin hiçbir işe yaramadığı ispatlanmıştır. Bu açılardan bakıldığında, astrolojinin güvenilir, ciddiye alınır, dikkate değer ve somut tek bir dayanağı bile bulunmamaktadır.

Ancak astrolojiye gönülden bağlı olan, kandırılmış ve aldatılmış halkın aklının bir köşesinde kendilerince yaptıkları bir açıklama vardır: "Ama bu gezegenlerin ve yıldızların bir çekim kuvveti var; dolayısıyla mutlaka üzerimizde bir etkileri olması gerekiyor. Doğduğumuzda falan bir şekilde etki etmiştir."

Bu makalemizde, hiçbir gezegen ve hiçbir yıldızın, kütleçekim kuvvetinin sizin üzerinizde anlamlı bir etki yaratamayacağını matematiksel olarak ispatlayacağız. Böylece, eğer ki astroloji denen bu sahtebilim örneğine tutunma nedeniniz astrofizik veya matematikle ilgili bilgi eksikliği ise, bunu ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Lafı uzatmayalım ve astrolojinin neden geçersiz bir alan olduğunu matematiksel olarak gösterelim:

Atom altı boyutlarda hesap yapmıyorsak, yani büyük kütleli cisimlerin (bir gezegenin ya da bir insanın) diğer cisimlere yaptığı kütleçekim kuvvetini hesaplamak istiyorsak, Newton'un Kütleçekim Teorisi'nden faydalanmamız fazlasıyla yeterli olacaktır. Newton'un iki cisim arasındaki çekim kuvvetini gösteren ve çığır açan formülünü şu şekilde ifade etmektedir:





Bu formülde "F" harfi uygulanan çekim kuvvetini, "G" harfi kütleçekim sabitini (6.674 x 10-11 Nm2/kg2), "m" harfi cisimlerin kütlelerini, "r" harfi ise incelenen cisimler arası mesafeyi gösterir. Bu formülün yorumu basittir: iki cismin birbirine uyguladıkları çekim kuvveti, cisimlerin her birinin kütlesi ile doğru orantılı, aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılıdır. Daha basit bir ifadeyle, cisimlerin kütlesi arttıkça çekim kuvveti artar, azaldıkça azalır. Cisimler arasındaki mesafe arttıkça kütleçekim kuvveti katlanarak azalır; mesafe azaldıkça, çekim kuvveti katlanarak artar.

Şu meşhur, sözde Merkür Etkisi'ni ele alalım: Bakalım 3.3022x1023 kilogramlık kütlesiyle Merkür, 70 kilogramlık bir insana, Dünya'ya en yakın olduğu zaman ulaştığı 7.73x1010 metrelik mesafeden ne kadar etki ediyor? Hesap çok basit:


Sonuç? F = 2.58184x10-7 N. Bir diğer deyişle, 0.000000258184 Newton!

Bu, akıl almaz derecede ufak bir kuvvet. Ne makro boyutta, ne mezo boyutta, ne de mikro boyutta hiçbir anlamı bulunmuyor. İyi de bu ne demek? Bunun ne kadar büyük ya da ne kadar küçük olduğunu nereden anlayacağız?

Bir arkadaşınızla oturup, bir şeyler içtiğinizi düşünün. Diyelim ki sizinle aynı kiloda, 70 kilogramlık bir arkadaşınız var ve aranızda 1 metre mesafe olacak şekilde oturuyorsunuz. Bakalım onun size uyguladığı kuvvet ne kadar? Hesap gene çok basit, sadece sayılar farklı:



Yani, sonuç? F = 3.27026 x 10-7 N. Bir diğer deyişle, 0.000000327026 Newton!

Şuna bakar mısınız? 1 metre uzaktaki arkadaşınızın uyguladığı kuvvet, o koca gezegenin Dünya'ya en yakın olduğu anda size uyguladığı kuvvetten, 1.27 kat daha fazla! Sizden 2 bilardo masası uzakta duran, 70 kilogramlık bir insanın size uyguladığı kütleçekim kuvveti, Merkür'ün Dünya'ya en yakın olduğu andaki kütleçekim kuvvetinden hala daha büyük olurdu!  

Siz doğarken, anneniz size milimetreler kadar, ebeniz size santimetreler kadar yakındır! Yani astronom Prof. Dr. Ethem Derman'ın da dediği gibi, "Hayatınızda ebenin etkisi, Satürn'den fazladır!"  

Bu sayının küçüklüğünü, kendi varlığınızın yeryüzüne uyguladuğı kuvvetle de görebilirsiniz: 70 kilogramlık bir birey, ortalamada Dünya'ya 686.7 Newton kuvvet uygular! Merkür'ün size uyguladığının tam 2.099.833.041 (yaklaşık 2.1 milyar) katı!



Gezegenin Mesafesinin Değişmesi Bize Etki Edebilir Mi?

Hemen olası bir itirazlara yönelik bir açıklama da yapalım: "İyi de, Merkür ileri geri gidiyor; zaten astrologların söylediği de bu ufacık kuvvvetlerdeki değişimin ruh halimizdeki etkisidir."

Bu da, tamamen hatalı bir iddiadır. Neden mi? Hemen hesaplayalım:

Merkür'ün bizden en uzak olduğu noktada ne kadar kütleçekim uyguladığına bir bakalım:


Sonuç? F = 3.61974 x 10-8 N. Bir diğer deyişle, 0.0000000361974 Newton!

Tahmin edilebileceği gibi bu, en yakın olduğu zamankinden daha küçük bir kuvvettir. Şimdi... Merkür'ün en yakın noktadan, en uzak noktaya kadar gidişinde değişen kuvvet miktarını hesaplayalım:

ΔF = 2.58184x10-7 - 3.61974 x 10-8  = 2.21986 x 10-7 N. Bir diğer deyişle, aradaki fark sadece 0.000000221986 Newton değerindedir.

Peki, bu ne demek? Bu fark, yeterince etki yaratabilir mi? Şu masada, 1 metre uzağınızda konuşan arkadaşınızı hatırladınız mı? Diyelim ki sadece bir şeyler içmiyor, aynı zamanda tavla oynuyordunuz. Her zaman olduğu gibi, tavla oynarken zarı düşürdü ve almak için sizden 2 metre uzağa kadar gitmesi gerekti. Burada yapacağımız hesap, 1 metre uzağınızdaki 70 kiloluk arkadaşınızın sadece 2 metre uzağınıza gittiğinde size uyguladığı kuvveti gösterecektir. Öncelikle, 2 metre uzağa gittiğinde uyguladığı çekim kuvvetini bulalım:


Sonuç: F = 8.17565x10-8 N. Bir diğer deyişle, 0.0000000817565 Newton!

Yine, sizden uzaklaştığı için etki kuvveti azaldı. İyi ama, hangisi daha fazla dersiniz? Milyonlarca kilometre hareket eden akıl almaz kütlelere sahip Merkür'ün mü, düşen bir tavla zarını almaya giden 70 kilogramlık arkadaşınız mı?

Hemen hesaplayalım. Arkadaşınız 1 metre uzaklıktan, 2 metre uzaklığa gittiğinde, üzerinize uyguladığı kütleçekim kuvvetindeki değişim şudur:

ΔF = 3.27026 x 10-7 - 8.17565x10-8  = 2.4527x10-7 N. Bir diğer deyişle, aradaki fark sadece 0.00000024527 Newton değerindedir.

Sonuç? 70 kilogramlık arkadaşınızın 1 metre yer değiştirmesinin sizin üzerinizdeki kuvvetindeki değişimi, 330.000.000.000.000.000.000.000 (330 sekstilyon) kilogram ağırlığındaki Merkür'ün, yaklaşık 129.150.000.000 (129 milyon) kilometrelik hareketi sonucu üzerinizdeki kütleçekim kuvvetinin değişiminden tam %110.4 daha fazladır! 

Yani arkadaşınızın zarı almasının sizin üzerindeki etkisi, Merkür'ün hareketinden daha fazladır.

Peki şimdi düşünelim... Her gün, kaç adet cisimle, kaç insanla, kaç olay ve kaç durumla karşılaşıyorsunuz? Gökdelenlerin yanından yürüyor, insanlarla el sıkışıyor, arabalara biniyor, trenlerde seyahat ediyorsunuz. Bunların sizin üzerinize uyguladığı kütleçekim kuvveti bile duygularınızda, kişiliğinizde, var oluşunuzda hiçbir değişime neden olmazken, göz ardı edilmesinin fark bile yaratmayacağı kadar ufak bir etkinin tüm hayatınızı belirlediğine inanmak, zekanıza hakaret değil midir?

İşte bu sebeplerle bilim çalışır, astroloji ise bilim dışı bir safsatadır. 



Güneş ve Ay'da Durum Nedir?

Dilediğiniz objeyle bunu denemeyi sürdürebilirsiniz. Ay ve Güneş, kuvvetsel olarak en büyük değerleri verecektir, çünkü Ay çok yakındır, Güneş de çok büyüktür. Ancak ikisinin yarattığı kütleçekim kuvveti de, el sıkıştığınız birinin kütleçekim kuvvetinden daha fazla olmayacaktır. Ara basamaklarla vakit kaybetmeden, doğrudan bazı bilgiler verelim ve hesaplar yapalım:

Güneş'in kütlesi: 1.989 x 1030 kilogram

Dünya'nın Güneş'e En Uzak Olduğu Mesafe (Apelyon): 146 x 109 metre

Dünya'nın Güneş'e En Yakın Olduğu Mesafe (Perihelyon): 94.5 x 109 metre


Herhangi bir hesap makinesi veya MATLAB gibi bir yazılım kullanarak yapabileceğiniz hesaplar sonucunda, 70 kilogramlık bir insan üzerindeki etkiyi hesaplayarak şu sayıları elde edebilirsiniz:

Perihelyon Sırası Çekim Kuvveti: 1.0405 Newton.

Apelyon Sırası Çekim Kuvveti: 0.4359 Newton.

Görülebileceği gibi bu, çok daha büyük bir kuvvettir. Ancak, hemen kanmamak lazım. Çünkü Güneş gibi dev bir cisimden söz ediyorsak, kıyasımızı da ona göre büyük bir cisimle yapmamız gerekir. Örneğin, bir gökdeleni ele alalım: 11 Eylül saldırıları sonucu yıkılan İkiz Kuleleri'in kütleleri, çok tartışıldığı için iyi bilinmektedir. 110 katlı bu binaların ağırlığı kabaca 500.000 tondur. Yani 500.000.000 kilogram. Mümkün olsaydı, bu binaların birinin yanına gidip 0.5 metre uzaktan bina yüzeyine dokunduğunuzu düşünün. Çekim kuvveti ne mi olur? 

İkiz Kulelerin 1 Tanesinin Uyguladığı Çekim Kuvveti: 9.3436 Newton.

Yani binaların arasından yürürken size dört bir taraftan uygulanan çekim kuvveti, Güneş'inkinden kat kat fazladır! 

Tabii bir gökdelenin kütlesi tek bir noktada odaklanmamıştır; dolayısıyla bu hesap tamamen gerçekçi değildir. Ancak bu sorun değil, çünkü Güneş'in kütleçekim kuvvetini, bağımsız bir kuvvet olarak hesaplamak zaten hatadır. Dünya, Güneş'in yörüngesindedir ve siz de, Dünya üzerindesiniz. Dolayısıyla Güneş'in uyguladığı çekim kuvveti sizin üzerinizde herhangi bir iş yapamaz. Dünya'nın uzaysal hareketinin merkezi Güneş'tir. Diğer gezegenlerin kütleçekimini hesaplayarak anlamlı sonuçlar elde edebiliriz; ancak zaten yörüngemizin merkezindeki gök cisminin uyguladığı kütleçekim kuvvetini üzerimizde iş yapacak biçimde anlamlı hale getiremeyiz. Eğer Dünya, Merkür'ün etrafında dönüyor olsaydı, Merkür'ün kütleçekim kuvvetinin bizim için hiçbir anlamı olmazdı; ancak Güneş'in olurdu mesela...

Ancak bunu göz ardı ettik ve yine de hesabı yaptık. Fakat Güneş'in kuvveti 1000 Newton çıksaydı da, bunun fiziksel bir anlam ifade etmeteceğini lütfen unutmayınız. Öte yandan, bir şehir içerisinde yürürken üzerinize etki eden o kadar çok kuvvet vardır ki, Güneş'in etkisi zaten hepsinin yanında önemsiz kalır.

Son bir hesabı da Ay için yapalım:

Ay'ın Dünya'ya En Yakın Olduğu Mesafe (Perici): 363.104.000 metre.

Ay'ın Dünya'ya En Uzak Olduğu Mesafe (Apoci): 406.696.000 metre.

Ay'ın Kütlesi: 7.34767309 x 1022 kilogram

Hesabımızı yapalım hemen:

Perici Sırasındaki Çekim Kuvveti: 0.0026 Newton

Apoci Sırasındaki Çekim Kuvveti: 0.0021 Newton

Fark, yok denecek kadar az olduğu gibi, değer de İkiz Kuleler'den 3983 kat küçük bir objenin uygulayacağı kuvvet ile aynı!

Kaldı ki, astrolojinin sadece bu 2 gök cismiyle ilgilenmediği, galaksileri bile işin içine kadar kuyruklu yalanlarını daha da derinleştirdikleri bilinen bir gerçektir. Güneş ve Ay, ışıkları dolayısıyla psikolojimiz ve evrimimiz üzerinde etkiye sahiptir. Ancak güçlü bir spot ışığı da, benzer etkiler yaratacaktır. Bu gök cisimlerinin kendilerinin veya çekim kuvvetleriniz organizmalarla bir alakası yoktur. Örneğin bazı canlılar, Ay'ın yarattığı gel-gitlere bağlı evrim geçirmişlerdir veya Ay'ın ışığına bağlı olarak ava çıkmaktadır. Ancak Ay'ın gel-git yaratabilme sebebi su kütlesinin inanılmaz büyük olması ve sıvı olması bakımından yapısal bütünlüğünün çok daha esnek olmasıdır. Dolayısıyla gel-gitler, astrolojiye yönelik bir delil olarak kullanılamaz. Zaten dediğimiz gibi, sadece bu 2 gök cismiyle ilgili unsurları ileri sürerek astrolojiyi savunmak, sorudan ve gerçeklerden kaçmaktan fazlası değildir.


Ama Ya Diğer Kuvvetler? Elektromanyetik Falan?

Evren'e 4 kuvvet hükmeder: kütleçekim kuvveti, elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve güçlü nükleer kuvvet. Bunlardan son ikisi, sadece atomik seviyede çalışır, cisimlerin birbiriyle etkileşimiyle doğrudan ilgisi yoktur. İlkinin hiçbir işe yaramadığını yukarıda ispatladık. Geriye sadece elektromanyetik kuvvet kalıyor. Ki astroloji şarlatanlarının kütleçekim kuvveti oyuncakları ellerinden alındığında başvurmak zorunda kaldıkları, hem de süslü bir isim olduğu için halkı kandırmayı kolaylaştırması bakımından faydalı bir araç olan elektromanyetik kuvvettir.

Gezegenlerin elektromanyetik dalgaları son derece zayıftır. Örneğin Dünya'nın merkezindeki demir dolu çekirdek dolayısıyla, gezegenimizin bir manyetik alanı vardır. Bu alan sayesinde Güneş'ten gelen yüklü parçacıklardan kendisini koruyabilir. Ancak çekirdeği uygun olmayan gezegenlerin elektromanyetik alanları da çok zayıftır ve hatta olmayabilir. Örneğin Mars'ın bir zamanlar güçlü bir elektromanyetik alanı olduğu, ancak çeşitli sebeplerle (Güneş rüzgarları ve kendi iç dinamiklerindeki değişimlerle) bunu yitirdiği bilinmektedir. Dünya'nın manyetik alanı bile, atmosferden sonra sadece birkaç kilometre uzağa etki edebilir. Dolayısıyla gezegenlerin elektromanyetik kuvvetle sizi etkilemesi imkansızdır.

Yıldızlar biraz daha muhtemel adaylardır. Ancak Güneş haricindeki hiçbir yıldızın üzerimizdeki elektromanyetik etkisi, hesaplanabilir büyüklükte bile değildir. Yine, astrologlar sadece Güneş temelli iddialarda bulunmadıkları için, Güneş'in elektromanyetik saçılımının etkisinin arkasına sığınmak, cevaptan kaçmak olacaktır. Kaldı ki Güneş'in Dünya üzerindeki elektromanyetik etkisi çok nadiren değişir ve yine bu, etrafımızdaki herhangi bir cismin yaydığına kıyasla, atmosferik kalkan da düşünülecek olursa önemsenmeyecek kadar azdır. Örneğin MRI cihazına girdiğiniz zaman müthiş bir elektromanyetik dalgaya maruz kalırsınız, ancak kişiliğinizde en ufak bir değişim olmaz. Bu da, iddianın temelsizliğini doğrulamaktadır.

Dolayısıyla astrologların elindeki tek olasılık olan kütleçekim kuvvetinin işe yaramazlığının ispatlanması, bütün astrolojinin dayandığı temeli yok etmekte, dolayısıyla bu pratiği tamamen çürütmektedir.


Ya Bilmediğimiz Kuvvetler Varsa?

Bilimde, güvenilir ve tekrar edilebilir verilere dayanmayan kavramlar üzerinden spekülasyon yapamayız. Astroloji, daha bilimin temel testlerini geçememektedir ki, ona bir şans vererek "Ya ileride keşfedilirse?" diyebilelim. Ayrıca zaten bilim böyle çalışmaz. Gelecekteki olasılıklara bakarak, bugünden hayatımızı belirleyecek kadar büyük iddialarda bulunamayız. Bu, akılsızlık olur. 

Bilimde çok temel bir ilke vardır: İspat yükü, iddia sahibinin omuzlarındadır. Yani bir iddiayı ispatlama sorumluluğu, o iddiayı ileri süren kişidedir. Dolayısıyla burada hesap yapmamız gerek bile yoktu aslında. Çünkü astroloji bilimsel olarak ispatlanmış ve kabul edilen bir yaklaşım değil ki, bilimsel olarak çürütelim. Yine de, bu kadar bariz bir şekilde çürütülebilecekken, üzerine gitmemek hata olurdu diye düşünerek bu yazıyı hazırladık. Ancak unutmayın: İspatsız olarak ileri sürülen bir iddiayı çürütmek için ispata gerek yoktur. O şey, zaten geçersizdir.


"Kanserden nasıl kurtulursunuz? Kanserin gerçek olmadığına inananarak!" Bu cümle kulağa ne kadar saçma geliyor, değil mi? Çünkü biliyoruz ki kanser, gerçekten de vücut hücrelerimizin kontrolsüz bölünmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Tıbbi yöntemler, bu sürece müdahale ederek onu durdurmaya çalışır. Tıp ile kanser arasında birebir bir ilişki bulunmaktadır ve bu ilişkinin temelindeki her bir argüman bilimsel ve tekrar edilebilir bir biçimde test edilmiş ve doğrulanmıştır. Elbette ki henüz kanserle ilgili bilinmeyenlerin ve teknolojik yetersizliklerin bulunuyor olması, sorunu tamamen ortadan kaldırmamıza engel olmaktadır. Ancak bugüne kadar çocuk felcinden çiçek hastalığına kadar sayısız hastalığın kökünü kurutmuş olduğumuz gerçeği, bilimin, teknolojinin ve tıbbın çalıştığını ispatlamaktadır. Her birinin sistematik bir yöntemi vardır ve bu yöntem içerisindeki her bir basamak akıl, mantık ve bilim sınırları içerisindedir.



Sonuç

Astroloji, bilimin en temel ve en basit testini bile geçmekten acizdir. Hiçbir şekilde bilimsel temeli bulunmaz, dolayısıyla gerçek olarak lanse edilmemelidir. Astrologlar, bilimsel yöntemi takip etmemekte, güvenilir sonuçlar ileri sürmemekte, metotlarını açıklamamakta ve kendi şahsi inançlarını uygulamalarına dahil etmediklerine yönelik ikna edici hiçbir sonuç ileri sürememektedirler. Üstelik yaptıkları birbiriyle çelişen açıklamalar, spesifik detaylara inilemeyen, genellemelere dayanan ve bu sayede insanların kendilerine uymasını sağladıkları bilgiler vermeleri akıllarda soru işaretleri uyandırmaktadır. Dahası, psikoloji sayesinde zaten astrologların nasıl bu uyduruk bilgileri insanlara uydurabildikleri, Forer/Barnum Etkisi ile açıklanabilmektedir. Bu, bir başka yazımızın konusu olacaktır. 

Bu yazıda, kütleçekim kuvveti analizi çerçevesinde öğrendiğimiz önemli bir sahtekarlık, Ay'ın okyanuslara gel-git etkisi yapmasını, insanlara da etki edebileceğini ileri sürmek ve bundan yola çıkarak "O zaman tüm gezegenler bize etki eder." sonucuna varmaktır. Formüle dikkat edin: sadece gezegenin kütlesi değil, diğer cismin kütlesi de önemlidir. Ay'ın okyanuslarda gel-git etkisi yaratabilmesinin nedeni, sadece Ay'ın büyük kütlesi ve burnumuzun dibinde olması değil, aynı zamanda okyanusların yaklaşık 1.4×1021 kilogram kütleye sahip olmasıdır. Eğer bu kütleye sahip olduğunuzu iddia etmiyorsanız, gel-gitlerle kendinizi bir tutamazsınız. Ayrıca Ay'ın neden iyi bir örnek olmadığını zaten yukarıda ispatladık. Unutmayın: sadece etki eden cismin değil, etki edilen cismin de kütlesi önemlidir. Ve etrafınızdaki herhangi bir şeyin etkisi, gökteki herhangi bir cismin etkisinden daha fazla olacaktır.

Basit matematiksel hesaplar, her şeyi ortaya koymaktadır. Astrologlar, eğer ki bilimsel bir metodu takip edeceklerse, öncelikle bu hesapların hesabını vermek durumundadırlar. Ancak ondan sonra, büyük büyük laflarına dönebilir, işe yaramaz metotlarına devam edebilirler. Astroloji bilimselmiş gibi pazarlandıkça, biz de daha kapsamlı matematiksel analizler ve bilimsel açıklamalarla bunların nasıl sahte iddialar olduğunu göstereceğiz.

Bilimin ışığından ayrılmamanız dileklerimizle.

Yazan: ÇMB (Evrim Ağacı)

Notlar:

* Şarlatan: TDK'nin 2 tanımı da, astroloji ile bütünleşiktir. Tanımlara bakalım:

1. isim Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse

2. Bilir geçinen kimse

Astrologların şarlatan olduklarının belirtilmesi bir hakaret ya da agresiflik olarak algılanmamalıdır. Bir durum bildirimidir.

** Sahtekar: TDK'de tek 1 tanım verilmektedir ve görüldüğü üzere, astrolog olarak geçinen kimselerle birebir uyuşmaktadır:

sıfat Sahte işler yapan, düzmeci, sahteci

Astroloji, sahte bir iş olduğu için, astrologlar da sahtekar olmaktadır. Burada da hakaret ya da agresiflik algılanmamalıdır. Basit bir durum bildirimi söz konusudur.

Kaynaklar ve İleri Okuma: 
6 Yorum