Tüm Reklamları Kapat

Zor Dönemlerde Yaşanan Gebeliklerde Neden Özellikle Erkek Bebekler Düşük Doğuyor?

2dk
Zor Dönemlerde Yaşanan Gebeliklerde Neden Özellikle Erkek Bebekler Düşük Doğuyor?
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksin?

Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.
  • Finlandiya'daki tarihi kilise kayıtları, zorlu dönemlerde doğan erkek bebeklerin daha güçlü hayatta kalma ve üreme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir.
  • Erkek fetüslerin anne rahminde düşme olasılığı dişilere göre daha yüksektir ve stresli çevresel koşullar bu oranı artırarak sağlıksız fetüslerin elenmesine neden olmaktadır.
  • Araştırmalar, hamilelikteki çevresel stresin erkeklerin yaşam kalitesini etkilediğini ve sağlıklı erkek bebeklerin zorlu dönemlerde hayatta kalma ve daha fazla çocuk sahibi olma eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır.

Finlandiya’da bir kilisenin tutmuş olduğu kayıtlar incelendiğinde, zorlu zamanlarda doğan erkek çocukların, sıkıntının daha az olduğu dönemlerde doğan erkek çocuklarına nazaran daha güçlü bir şekilde hayatla mücadele edebildiği ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, gebe kadınların erkek bebeklerini düşürmeye neden meyilli hale gelmiş olabileceklerini açıklayarak, düşük yapmanın biyolojisinin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.

Erkeklerin anne rahminde ölme olasılığı dişilere kıyasla daha yüksektir. Aşırı soğuk havalar, deprem, doğal afet ve hatta New York’taki 11 Eylül terör saldırısı gibi olaylardan sonra doğan erkek çocuk sayısının doğan kız çocuğu sayısının altına düşmesi (normalde 105’e 100 olan oranın çok altında kalması), aradaki bu farkın vahim bir şekilde arttığına işaret etmektedir.

Biyologlar uzunca zaman kadınların yeni gebelikler ve daha sağlıklı bebekler için rahimlerinde yer hazırladığını ve bu yüzden kendiliğinden erkek bebeklerini düşürdüklerini düşünmüşlerdir. Dişilerin sıkıntılı zamanlarda üreme olasılığının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu düşünülmektedir ve bu yüzden de erkek bebeklerinin düşürülmesi evrimsel anlamda pek de bir şey ifade etmemektedir. Çocuk yetiştirme, büyük miktarda yatırım gerektirir. Bu yüzden Kaliforniya Üniversitesi’nden nüfusbilimci Ron şöyle diyor:

Tüm Reklamları Kapat
Hangi fetüsün yetiştirilip hangisinin yetiştirilmeyeceğine yönelik seçim yapabilmek büyük bir kazanç olurdu.

O zaman diyebiliriz ki, sıkıntılı dönemlerde daha sağlıklı erkeklerin doğması böylesi bir “ayıklama işinin” sonuçlarından biri olmalı.

Ayrıca, kamu sağlığı alanında araştırmalar yapan Kaliforniya Üniversitesi’nden Ralph Catalano ve Tim Bruckner, 2006 yılında İnsan Ölümleri Veritabanı’ndaki nüfus verilerinde böyle bir trendin olduğunu keşfettiler. O zorlu yıllarda doğan erkeklerin çok büyük bir kısmı bebeklik dönemine dek hayatta kalmayı başarabilmiştir.

Fakat Bruckner, yalnızca sıkıntılı dönemlerde doğan erkeklerin daha sağlıklı olup olmadığını değil, aynı zamanda bu erkeklerin, daha az problemli dönemde doğan akranlarına kıyasla daha fazla çocuk yapıp yapmadığını da anlamak için bu istatistiklerin ötesine bakmayı istedi. Bunun gibi bir yol böylesine bir “ayıklama” işine evrimsel bir açıklama getirirdi, yani Lee’ye göre “uyum sağlayıcı” olabilirdi.

Sıkıntılı dönemlerde doğan her Finlinin aile geçmişi ve benzeri bilgileri saklamış olan Fin kilisesinin yüzyıllık kayıtlarını bilgisayar ortamına aktaran Virpi Lummaa (Sheffield Üniversitesinde bir biyolog), Bruckner’in ilgi odağı olmuştur. Bu araştırmacılar 1790- 1870 tarihleri arasında bulunan yenidoğanların cinsiyet oranını inceleyerek fetüslerin sağlık derecelerinin bir göstergesi olarak erkek yenidoğanların ne kadarının bebeklik dönemine kadar hayatta kalabildiğine ve bununla birlikte bu bebeklerin yetişkin olduklarında, ergenlik çağına erişebilmiş kaç tane çocuğunun olduğuna dair çeteleler tutmuşlardır. 

Tüm Reklamları Kapat

Sonuçlar, erkek bebek oranının düştüğü 16 yıl olduğunu gösteriyordu. Bunlardan bir tanesi 18. yüzyılın sonlarıydı ve bu senede erkek oranı düşerek her 100 kız bebeğe karşılık 79 oldu. Bruckner, Lumaa ve diğer araştırmacılar, normal dönemde doğan erkek bebeklere kıyasla, bu sıkıntılı dönemlerde doğan erkek bebeklerin %12’den fazlasının 1 yaşının üzerinde olup hayatta kalarak daha iyi bir yaşam mücadelesi gösterdiğini Proceedings of the Royal Society B. dergisinde bildirmektedirler. Ayrıca bu veriler, en uç vakalarda hayatta kalan bu erkeklerin, erkek ve dişi bebeklerinin sayısının neredeyse eşit olduğu yıllarda doğan erkeklerden %8.7 daha fazla ürediğini gösterdi.

Londra College Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan fakat bu çalışmada yer almayan psikolog William James, bu bulgunun “erkek fetüslerin dişilere göre düşüklere karşı daha savunmasız olduğu ve ayrıca düşürülen fetüslerin sağlıksız olduğu şüphelerini doğruladığını” söylüyor.

Araştırmacılar hamile kadınların bu olağan dışı yıllarda yaşamış olabileceği açlık gibi stresli durumları henüz bilmiyor olsalar da, Bruckner şöyle söylüyor:

Bu veriler ışığında hamilelik döneminde bulunulan çevre, erkeklerin yaşam kalitesini şekillendiriyor. Genellemek gerekirse, erkekler kadınlardan 5 veya 6 yıl daha önce ölmektedir. Bizler cinsiyetler arasındaki bu yaşam süresinin farklılığının nedenlerini ve bireylerin yaşam süresindeki çeşitlilikte nelerin payı olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Sağlıksız erkek bebeklere rahim içinde neler olduğunu belirlemek bu yönde atılacak ilk adımdır. Salt Lake City’deki Utah Üniversitesi’nden Ken Robert Smith böyle bir çalışma yürütmenin ilgi çekici olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

Bu, ebeveynlerin çocuklarının cinsiyetini seçmede hiçbir kontrolünün bulunmadığı bir zaman dilimini kapsamakta ve bu yüzden cinsiyet oranı, biyolojinin çevre kaynaklı stres etmenleriyle olan ilişkisini yansıtmaktadır. Dişi nüfusunun ağırlıklı olduğu ve normal olduğu yıllardaki kızların hayatta kalma oranlarını karşılaştırmak, erkeklerin yalnızca tüm bebekler için uygun olan çevrelerden yararlanmayıp gerçekten daha sağlam olduklarını kanıtlamaya yardımcı olmaktadır. Ayrıca, kardeşlerin hayatta kalma oranlarını değerlendirmek sonuçları daha kesin kılacaktır.

Lee ise bu çalışma ile ilgili şunları söylüyor:

Düşük yapma sonucunda annelerin daha sağlıklı olup olmadığını veya kardeşlere daha iyi bakılıp bakılmadığını değerlendirmenin bir yolu olup olmadığını merak ediyorum. Bu çalışma her açıdan hayatın erken dönemlerinde ortaya çıkan etkenlerin [önemli] sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.
Rastgele Yazıya Git
14
Alt Başlıklar
MAKALE SONRASI

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    10
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    3
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    1
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    1
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    0
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    0
  • Güldürdü
    Güldürdü
    0
  • Üzücü!
    Üzücü!
    0
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kategoriler ve Etiketler
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Science | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?

Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 30.10.2026 04:03:28 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/5275

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et