Tuhaf, Karanlık Bir Şeyler Evreni Çok Parlak Yapıyor!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

"Işık" konusunda bir kriz yaşanıyor... Evrende bulduğumuz ışık saçan nesnelerin sayısına bakılacak olursa evren olması gerekenden çok daha parlaktır, ve bu hesaplama sorunu astronomları şaşırtıyor.

Pasadena California’daki Washington Carnegie Gözlemevinden Juna Kollmeier “Bir şeyler yolunda gitmiyor.” diyor.

Bu gizemi çözmek karanlık maddeyi keşfetmenin yeni yollarını gösterebilir, veya kozmosun diğer bilinmeyen “karanlık” bileşeninin varlığını ortaya çıkarabilir. Kollmeier şöyle devam ediyor:

"Bu öylesine büyük bir uyumsuzluk ki bulacağımız herhangi bir şey hayret verici olacak, öyle ki, şu anda doğru olarak düşündüğümüz bir şeyi alt üst edecek."

Sorun, yüksek enerjili mor ötesi ışık yayan nesnelerin en güncel sayımından kaynaklanıyor. Bilinen en büyük bu tür ışık kaynaklarından bazıları kuasarlardır. (Kuasar: merkezlerinde hareketli yutan karadeliklerin olduğu galaksiler) Bu canavarlar, içlerine düşen madde ısındıkça ve sıkıştırıldıkça, çevresine bol miktarda morötesi ışık saçarlar. Diğer bir ışık kaynağı ise sıcak parlak yıldızlarla dolu genç galaksilerdir.

Bu nesnelerden yayılan morötesi ışık, hidrojen atomlarını elektronlarından ayırarak, galaksiler arasında yayılı olan gazı iyonize eder. Bu gaza yapılan gözlemler, gazın ne kadarının iyonize olduğunu söyleyerek astronomlara orada ne kadar morötesi ışık olduğunu tahmin etmelerinde yardımcı olur. Ancak, kozmosla ilgili görseller daha keskin hale geldikçe, astronomlar bu ölçümlerin bulunan ışık kaynaklarının sayısıyla örtüşmediğini buldular.

2012’de Italya Como’daki Insubria Üniversitesi’nden Francesco Haardt ve Kalifornia Üniversitesi’nden Piero Madau birkaç gökyüzü incelemesi sonuçlarını bir araya getirdi ve önceleri ifade edilenden çok daha az UV (morötesi) kaynağı buldu. Daha sonra Şubat ayında, Kolarado Üniversitesi’nden Charles Danforth ve meslektaşları, Hubble Uzay Teleskopu aracılığıyla "Galaksiler Arası Hidrojen Gözlemleri"ni paylaştı. Bu çalışma yüksek miktarda gazın iyonize olduğunu onayladı. Kollmeier şöyle anlatıyor:

"Bulgular düşündüğümüzden çok daha fazla nötr hidrojenin varlığını gösterebilirdi, ve böylelikle ışık krizi ortadan kalkardı. Ama bu çıkış kapısı kapandı."

Şimdilerde Kollmeier ve meslektaşları, emin olmak adına, galaksiler arası gazın bilgisayar simülasyonunu yaptılar ve bunu Hubble verileriyle karşılaştırdılar. Evrenin bize yakın kısmında bilinen UV kaynakları sayısına karşılık gelmesi gerekenden beş katı daha fazla iyonize gaz miktarı buldular.

Şaşırtıcı bir şekilde, simülasyonları, daha uzak erken dönem evren için, UV kaynakları ile iyonize gaz miktarı arasında mükemmel bir örtüşme olduğunu gösterdi. Bu ise zaman içerisinde bir şeylerin değiştiğine işaret ediyordu. Bu, evrenin yüzde 80'inden fazlasını oluşturduğu düşünülen gizemli karanlık madde ile açıklanabilir. Karanlık madde için önde gelen teorik aday zayıf etkileşen yoğun parçacıklardır (WIMPs). Bozunan ve UV fotonları yayan standard olmayan çeşitler de dahil olmak üzere ortaya atılmış pek çok WIMP versiyonu vardır.

Erken dönem evrendeki karanlık maddenin, şu anki evrenin kozmik yapısını inşa etmek için, bir yapı iskelesi gibi bir işlevi olduğunu bildiğimizden, geçmişte ne kadar karanlık maddenin var olması gerektiğine dair bir fikrimiz var. Bu durum karanlık madde parçacıklarının bozunmaya başlamadan önce milyarlarca yıl kararlı kaldığını gösterir. Michigan Üniversitesi’nden karanlık madde uzmanı Kathryn Zurek şöyle söylüyor:

"Teorisyenler artık hesaplamalarında UV sorununu göz önünde bulundurarak, fazladan ışığı açıklamak için öne sürülen parçacıklardan herhangi birinin doğru zamanda bozunmaya başlayıp başlamadığını görebilirler." 

Eğer öyleyse, bu ışık fazlasının neden sadece günümüz evreninde görüldüğünü açıklayabilir. Eğer WIMPler cevap değilse, olası açıklamalar giderek daha da tuhaflaşır: UV ışığı yayan ama görünmeyen gizemli “karanlık” nesneler gibi. Ve eğer hiçbir şey bu meseleyi açıklayamazsa, hidrojenin kendisiyle ilgili temel anlayışımızda bir sorun olma olasılığı bile var. Kollmeier sözlerini şöyle bitiriyor:

"Ne olduğunu bilmiyoruz yoksa bunu bir bunalım değil de keşif olarak belirtirdik. Önemli olan insanların dikkatini bu noktaya çekmek, böylece bu bunalımı hep beraber çözebiliriz."


Yazan: Lisa Grossman

Kaynak: Bu yazı NewScientist sitesinden çevrilmiştir. İçeriğin dayandığı makaleye Astrophysical Journal Letters dergisinden ulaşılabilir.

Bağışıklık Sistemi Uzay Yolculuğu Sırasında Sersemliyor ve Şaşırıyor!

Beyni Taklit Eden, Süper Bilgisayar Hızına Ulaşabilen Küçük Çip!

Yazar

Ayşegül Şenyiğit

Ayşegül Şenyiğit

Yazar

Evrim Ağacı'nın genel editörü, popüler bilim yazarı ve çevirmenidir. İstanbul Üni. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Yıldız Teknik Üni. Yabancı Diller Yüksek Okulunda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim