Texas Tech Üniversitesi Mühendislik Dekanı Al Sacco: "Tüm Liderler Uzaya Bir Kez Çıksa, Savaşlar Olmazdı!"

Gece Modu

Bu yazı, eş baskı bir içeriktir. Yazı, ilk olarak Hürriyet isimli kaynakta 21/09/2015 tarihinde yayınlanmıştır ve izin alarak Evrim Ağacı'nda yeniden yayınlanmaktadır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

O, dünyayı sevimli bir mavi top olarak görmüş sayılı insanlardan. Gezegenimizin çevresini 90 dakikada turlayacak hızda, başka bir deyişle silahtan çıkan kurşundan 10 kat daha hızlı şekilde gökyüzüne yükseldi ve uzayda 16 gün geçirdi. Prof. Albert Sacco’nun 1995’te gerçekleştirdiği bu uzay seyahatinde, yanında bir de Türk bayrağı vardı. Çünkü NASA’ya bağlı Uzayda İleri Malzemeler Üretim Merkezi’nin o dönemki başkanı olan Sacco’nun yardımcılığını, Türkiye’den bir bilim insanı, Prof. Nurcan Baç yürütüyordu. Sacco; Baç’la birlikte geliştirdiği ‘zeolit kristallerini büyütme’ deneyini, koşulları daha elverişli olduğu için uzaya taşıdı. Burada ayrıca HIV’e (AIDS virüsü) karşı proteinler üretti ve patates yetiştirerek uzay gemisinde gıda üretimi çalışmalarının ilk örneklerinden birine imza attı. Sacco şimdi Teksas Teknik Üniversitesi’nde dekan. Baç ise Yeditepe Üniversitesi Rektörü. İkiliyle Sacco’nun Yeditepe’deki konferansından sonra bir araya geldik.

image

 

Hâlâ çok ilkel savaşların yaşandığı, kıyılarına ölü çocukların vurduğu, doğal güzelliklerini yok ettiğimiz çileli bir gezegende yaşıyoruz. Bütün bunlar ‘uzaktan’ bakınca nasıl görünüyor?

- Büyük bir insanlık ailesiyiz. Uzayda bunu çok güçlü bir şekilde hissediyorsunuz. Sınır yok, siyaset yok. Sessiz, çok huzurlu bir yer orası. Dünya da uzaktan bakınca harika görünüyor. O üstünde ‘koca koca’ meselelerin olduğu, devasa zannettiğimiz Dünya çölde bir kum tanesi! Bunu görünce her şeyin ne kadar önemsiz olduğunu anlıyorsunuz. Elimde olsaydı dünyanın bütün liderlerini uzayda biraz dolaştırırdım. Eminim bir daha hiç savaş çıkmazdı.

Bir dener misiniz? Çünkü Türkiye korkunç bir yaz geçirdi. Savaşların hemen bitmesine çok ihtiyacımız var.

- Evet, biliyorum. Oysa belki uzaya çıkmaya bile gerek yok, tarihe bakmak da iş görür. Bütün büyük medeniyetler geldi ve gitti. Gelirler ve giderler. Osmanlı’yı hatırlayın. Hepimize düşen görevler var. Tek ihtiyacımız; yiyecek ve su için bol enerji bulmak. Birbirimizle mücadele etmek yerine buna yoğunlaşsak sorunlar çözülecek. Biliyorum kulağa çok idealistçe geliyor. Ama bunu yapmazsak bu böyle gidecek. Terör örgütlerinin adı değişecek belki ama var olmaya devam edecekler.

Siz değiştiniz mi uzaydan döndükten sonra?

- Eskiden sinirli bir adamdım. Şimdi sinirleneceğim bir şey olduğunda “Ne önemi var ki?” diyorum. Hepimiz çok küçük ve önemsiziz. Bu insanı çok rahatlatan bir düşünce.

Uzaya çıkarken yanınızda bir Türk bayrağı götürmeniz kimin fikriydi?

- Öğrencilerimizin çoğu Türkiye’dendi. Onlar istediler. Üç-dört küçük Türk bayrağı 16 gün boyunca yattığım bölümün hemen üstündeydi.

Uzayda bayrakların bir önemi var mı?

- Hayır. Ama dünyada var. Bu yüzden pek çok bayrak vardır uzay mekiklerinde. Bir şekilde insanlar bununla gurur duyuyor.

Bayraklar, sınırlar, milliyetler dünyada savaşlara neden oluyor. “Bir gün uzay da mı öyle olacak?” düşüncesi beni biraz korkuttu...

- Umarım olmaz.

 Öte yandan; Türkiye’den bir grup bilim insanının sizinle yaptığı bu çalışma çok heyecan verici. Nasıldı ekibinizdeki gençler? Onları diğer ülkeden gelenlerle kıyaslarsanız...

- Dünyanın her yerinden iyi öğrenciler gelir. Ama çalıştıklarım içinde en iyilerindendi Türkler. Çok çalışkanlardı. Yaptıkları şeyden heyecan duyuyorlardı. Bu çok önemlidir.

 Yerküreyi büyük bir karanlık içinde asılı, mavi bir top olarak gördüğünüzde ne hissettiniz?

- Nefesim kesilmişti.

Bir an bile olsa bunu görmek için neler vermezdim...

- Bence zaten yazarları ya da şairleri falan götürmeliler. Ben bir mühendis olarak ne kadar anlatabilirim ki o duyguyu?

İnsanın içinden ruhani şeyler geçiyor mu o an?

- “Hz. Muhammed’i ya da Hz. İsa’yı gördün mü?” diye sorarlar hep. Doğrusu bana kimse görünmedi. Ama şunu hissettim; yaşayan her şey arasında bir bağlantı var. Hepimiz bütünün bir parçasıyız.

Hiç korktunuz mu orada?

- Korkacak vaktim yoktu. Kısa sürede yapmamız gereken çok şey vardı. Birbirimize de çok güveniyorduk ayrıca.

Yakınlarınız ne tepki verdiler uzaya çıkacağınızı duyduklarında?

- Dört çocuğum var. Genel olarak hepsi gururluydu. Sen olsan gururlanmaz mısın?

 Ben küçükken babamı ağaca çıkarken görünce kıyametleri koparmışım.

- Benim de en büyük kızım çok gergindi. Bir küçüğü çok yardımcı oldu, o da o dönemde çalıştığım üniversitedeydi. Onun küçüğü en olgunlarıydı, herkesi o sakinleştirdi. En küçüğü en cool olandı. Müzisyendir, müziğini yapmaya devam etti. Eşim de çok gururluydu. Ama en çok annem ve babam... İkisi de göçmen. Babam “Nereden geldiğini unutma” demişti.

Gelecekte neler olacak uzay çalışmalarıyla ilgili?

- Galaksimizi büyük ölçüde keşfetmiş olacağız. Küçük koloniler kurarız belki. Ama uzayda nesiller boyu kalmak... Bilmiyorum. Uzayda hamile kalmak kolay değil. Hadi oldu diyelim. Yeni doğanlar doğuştan astronot olacak. Bakalım bunu isteyecekler mi? İlk gidenler yeni gelenlere misafirperver olacaklar mı? Bunlar karışık konular. Ama zaten benim, senin hatta senin çocuklarının yaşam süresi içinde gerçekleşmesi mümkün değil bunların.

Uzayda hamile kalmak zor, peki seks mümkün mü?

- O da zor. Çünkü kan akışı yerkürede olduğundan farklı. Bedenin aşağıda kalan uzuvlarına yeterli kan gitmiyor.

Deneyen oldu mu?

- Bilmiyorum. Dedikodu her zaman vardır. Ama ben inanmam.

Uzay çalışmalarında ne aşamadayız?

- Uzayda uzun süre kalınması durumuna insan bedeninin uyumu konusunda çalışmalar yapılıyor. Mars’a gidip gelmek üç yıl alacak. Buna hazırlanmak gerekiyor. Astronotlar uzayda yerküreyi mutlaka görmek istiyor. Evet, Dünya oradan bakınca çok güzel ama tek sebep bu değil. Dünya’yı görünce bir bağlantı hissediyorlar. Çok uzun süre göremediklerinde oluşacak psikolojiyle nasıl başa çıkılacağının araştırılması gerekiyor.

Son iki önemli uzay filmini ‘Gravity’ ve ‘Interstellar’ı izlediniz mi?

- ‘Gravity’de Sandra Bullock dışındaki her şey kötüydü. Fizik tamamen yanlıştı. Hele o George Clooney’li kısımlar!

Gerçekten mi? Yedi Oscar aldı.

- İyi bir eğlencelik ama bilimsel açıdan kötü. Bir kere o kadar devasa alanlarınız olmuyor uzayda. Filmde git git bitmeyen bir şeyin içinde insanlar. Gerçeği onun çeyreği kadar bile değil!

‘Interstellar’?

- Kara delikler öyle girip çıkabildiğiniz şeyler değil. Onu da izlemesi eğlenceliydi ama öyle kitaplıkların arkasından çok fazla şey beklememek lazım. Uzay filmlerini severim ama hep beni hayal kırıklığına uğratır.

Favoriniz?

- Star Wars serisini severim. Ve ‘Avatar’ı...

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/04/2020 18:35:17 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3887

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İlkel insan meraklı gözlerle ve yavaş, kendinden emin olmayan adımlarla doğruladı. Şimdiyse belirsiz bir hedefe doğru aceleyle yürüyoruz.”
Arthur Conan Doyle
Geri Bildirim Gönder