Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Siz spini nasıl hayal ediyorsunuz? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Eyüp Gassaloğlu
İnceleyen9 5 saat önce
“BİN KİŞİSEL GELİŞİM KİTABINDAN İYİ OLAN KİTAP"
Bu kitabı okurken insanın aklından çıkmaması gereken en önemli detay bu satırların yazarının koskoca Roma İmparatoru olmasıdır. Çünkü dünyadaki her türlü lükse, zevke ve güce tek bir parmak şıklatmasıyla ulaşabilecek bir adamdan bahsediyoruz. Çoğu insan bu kadar sınırsız bir gücü eline geçirse yozlaşır, zevk ve sefanın dibine vururdu. Ama Marcus Aurelius amcamız çadırına çekilip erdem ve irade üzerine kafa patlattı. Kitabı asıl vurucu ve değerli kılan şey tam olarak yazarının bu sarsılmaz karakteridir.Hani derler ya "hocanın dediğini yap yaptığını yapma" diye... İşte Marcus hocamızın yaptığınıda yapabiliriz. Bence bu kitabı daha kıymetli kılıyor.
Kitapta kendi durumunu şu alıntıyla özetliyor:
"iyi şeyler yaparken bile kötü şöhret edinmek kralın kaderidir."

TEFEKKÜR ADAM

"Kendime Düşünceler", oturup başkaları okusun, edebiyat dünyasına bir eser bırakayım diye yazılmış bir kitap değil. Adam resmen kendi zihnini toparlamak, zor zamanlarda kendine telkinde bulunmak ve yoldan çıkmamak için bir günlük tutmuş.(Bu sebepten ötürü bazı yayın evleri kitabın adını "Meditasyonlar" diye çevirmiştir ) Hatta "ben ölünce bütün eserlerimi yakın" diyecek kadar bu metinlerin tamamen kişisel ve gizli kalmasını istemiş.

Kitabı okurken bazı konuların, cümlelerin tekrar tekrar karşımıza çıkmasının sebebi de bu. Çünkü insan zihni unutmaya meyillidir; Aurelius da savaş alanlarının stresinde, imparatorluğun omuzlarına bindirdiği yükün altında ezilmemek için aynı ilkeleri kendine defalarca hatırlatmak zorunda hissetmiş.

KİTABIN EN SEVDİĞİM TEMALARI

Kontrol Edilemeyen Şeyleri Bırakmak:
Aurelius'un en çok üzerinde durduğu konu insanın kendi kontrol alanını bilmesidir. Başkalarının ne düşündüğü, başına gelen talihsizlikler veya insanların kötülüğü senin elinde değildir; senin elinde olan tek şey bunlara vereceğin tepkidir.

"Dışsal bir nedenden ötürü acı çekiyorsan, sana acı veren o şey değil, senin ona dair geliştirdiğin yargındır. Ve bu yargıyı şu an iptal etme gücü senin elindedir."

"Zihnini gereksiz düşüncelerden arındır. Kontrol edemediğin şeyler üzerine düşünmek sadece ruhunu yorar."

İnsanların nankörlüğüne şaşırmamak gerektiğini, çünkü bunun doğanın bir parçası olduğunu söyler. Sabahları güne başlarken kendine yaptığı şu telkin bence kitabın en çarpıcı kısımlarından biri: "Güne başlarken kendine şunları söyle: Bugün işgüzar, nankör, kibirli, hilekar, kıskanç ve bencil insanlarla karşılaşacağım..." Bu şekilde beklentiyi baştan sıfıra indirerek, dış dünyanın onu hayal kırıklığına uğratmasına ve zihnini bulandırmasına engel oluyor.

Ölüm üzerine:
Kitaptaki bir diğer sarsıcı tema ise ölüm. İmparator olmasına rağmen ölümün herkesi eşitlediğinin fazlasıyla farkında. Ölümü korkulacak bir son olarak değil, doğanın sıradan bir işleyişi olarak görüyor. Kibre kapılmasını engelleyen en büyük fren mekanizması da sürekli ölümü düşünmesi.

"Her şeyi, her an bu dünyadan ayrılabilecek biri gibi yap, söyle ve düşün."

"Büyük İskender ve katırcısı öldüklerinde aynı duruma düştüler."

"Çok yakında her şeyi unutmuş olacaksın ve çok yakında herkes de seni unutmuş olacak."



*** Bu kitabı bitirdikten sonra gaza gelip defterime yazdığım "kendime notlar":

Sadece kendi gücünün yettiği şeylere odaklan, gerisini sal !
Dışarıdaki kaosu, başkalarının ne yaptığını, hocaların kaprislerini ya da piyasaların aniden çakılmasını kontrol edemezsin. Bunlar için kriz geçirip enerjini tüketmek tamamen ahmaklıktır. Senin tek kontrol edebildiğin şey, bu dış olaylar karşısında alacağın pozisyon ve vereceğin tepkidir. Kontrol edemediğin, senin elinde olmayan şeyler için kafayı yemeyi bırak.

Zorluklar zihinsel bir antrenmandır, mızmızlanmayı kes
Karşına çıkan engelleri veya zorlukları birer haksızlık gibi görme. Bunları iradeni, ciğerini ve dayanıklılığını test eden sağlam bir idman, zorlu bir raunt gibi düşün. Canın yanacak, yorulacaksın ama kitabın da dediği gibi "engel, yolun kendisidir". O zorluk senin gelişmen için oradadır. "Neden benim başıma geldi" diye sızlanmak yerine çeneni kapatıp o engelin üstesinden nasıl geleceğine bakacaksın.

Statü ve gösteriş koca bir yalandır
İnsanların senin hakkında ne düşündüğünün, unvanların veya sahip olduğun malların zerre kadar önemi yok. Sistemin dayattığı o sahte başarı ve gösteriş algısı tamamen palavra. Koskoca imparator bile "hepsi boş, sonunda toprak olacağız" diyor. Kendi içindeki dürüstlüğü, sağlam duruşu ve karakterini, dışarıdaki kalabalıkların onayına veya popüler kültüre değişme. İçerisi sağlamsa dışarısının ne dediği umrunda olmaz.

Ölüm her an ensende, saçmalayarak vakit kaybetme
Bugün varsın, yarın yoksun. Ölüm gerçeğini kafandan çıkarma. Bu seni depresif yapsın diye değil, silkelenip kendine gelesin diye var. Sürekli ertelerek, başkalarının hayatını izleyerek veya gereksiz meselelere sinirlenerek harcayacak vaktin yok. İşini sağlam yap, dürüst yaşa ve geç.
9.8/10
(110 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
213.7K UP
İnceleyen 1 gün önce
Merhaba
Öteki, Fyodor Dostoyevski’nin 1846 yılında yayımlanan erken dönem eserlerinden biridir. Romanın orijinal adı Dvoynik (İkiz / Çift) olup Türkçeye genellikle Öteki adıyla çevrilmiştir. Dostoyevski bu eserinde, insanın kimlik bunalımını, yalnızlığını ve psikolojik parçalanmasını ele alır.
Kitabın merkezinde, sıradan bir devlet memuru olan Yakov Petroviç Golyadkin vardır. Golyadkin, toplum içinde kabul görmek isteyen ama bir türlü kendini ifade edemeyen, içine kapanık ve kaygılı bir karakterdir. Bir gün kendi görünüşüne birebir benzeyen, ancak daha özgüvenli ve daha başarılı bir “öteki” ile karşılaşır. Bu kişi zamanla onun işini, çevresini ve hatta kimliğini elinden almaya başlar. Roman ilerledikçe okur şu soruyla karşı karşıya kalır: Bu “öteki” gerçekten var mıdır, yoksa Golyadkin’in zihninin yarattığı bir yansıma mıdır?

Kitap yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz; daha çok insan psikolojisinin derinliklerine iner. Özellikle yalnızlık, toplum tarafından dışlanma korkusu, özgüven eksikliği, kimlik krizi ve insanın kendi içindeki çatışmalar romanın temel temalarıdır. Bu yönüyle Öteki, modern psikolojik romanların öncülerinden biri kabul edilir. Hatta birçok edebiyat araştırmacısı, bu eserin psikanalitik okumalar açısından çok güçlü olduğunu ve insan zihnindeki “bölünmüş benlik” kavramını erken dönemde işlediğini belirtir. Bölünmüş benlik kavramını açmak isterim kavram, kişinin benlik algısında bir parçalanma ya da iç çatışma yaşaması durumunu ifade eder. Bu, çoğu zaman insanın içinde birbiriyle çelişen farklı “benlik parçaları” varmış gibi hissetmesiyle ilişkilidir. Ancak burada önemli bir ayrım var. Psikolojide bölünmüşlük her zaman ağır bir ruhsal hastalık anlamına gelmez. Bazen hepimizin yaşadığı iç çatışmaların daha yoğun bir hâlidir.

Örneğin bir insanın içinde aynı anda iki farklı ses olabilir: Bir tarafı cesur olmak isterken diğer tarafı korkabilir; bir yanı ilişkiyi sürdürmek isterken başka bir yanı uzaklaşmak isteyebilir. “Gitmek istiyorum ama kalmak da istiyorum” hissi aslında hafif düzeyde bir iç bölünmüşlük örneğidir. Bu durum insan olmanın doğal bir parçasıdır. Bu nedenle roman, zaman zaman ağır ve karanlık bir atmosfer taşısa da insan ruhunu anlamaya çalışan okurlar için oldukça etkileyici bir eserdir.

Fyodor Dostoyevski (1821–1881), dünya edebiyatının en büyük romancılarından biri kabul edilen Rus yazardır. Hayatı da romanları kadar çalkantılıdır. Genç yaşta siyasi düşünceleri nedeniyle tutuklanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. İdam edilmek üzereyken cezası son anda sürgüne çevrilmiş ve yıllarca Sibirya’da ağır şartlarda yaşamıştır. Bu deneyim, onun insan psikolojisine ve insanın acıyla dönüşümüne bakışını derinden etkilemiştir. Dostoyevski’nin eserlerinde suç, vicdan, inanç, özgür

Öteki, insanın kendi içine bakmasını bazen istemeden de olsa sağlayan o tuhaf kitaplardan biri. İlk okuduğumda bana şunu düşündürmüştü. İnsan gerçekten yalnızca kendisi midir, yoksa içinde susturmaya çalıştığı başka bir “ben” daha mı taşır? Çünkü Dostoyevski burada yalnızca bir adamın hikayesini anlatmaz; insanın kendi gölgesiyle kavgasını anlatır. Hepimizin bazen sakladığı korkuları, kıskançlıkları, değersizlik hissini ve kabul görme arzusunu masanın üzerine bırakır.

Kişisel olarak bana göre Öteki, insanın kendi içinde verdiği sessiz savaşın romanıdır. Hayatta bazen öyle dönemler olur ki kendimizi yeterli hissetmeyiz; bir yanımız güçlü görünmeye çalışırken başka bir yanımız sessizce geri çekilir. İşte Dostoyevski tam da o çatlağın içine girer. Romanın kahramanı Yakov Petroviç Golyadkin’in karşısına çıkan “öteki”, aslında sadece bir insan değil; onun korkularının, bastırılmış arzularının ve olmak isteyip olamadığı kişinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir gibi gelir bana.

Romanı okurken insan zaman zaman huzursuz olur. Çünkü Golyadkin’in yaşadığı yabancılaşma, biraz da bize ayna tutar. Bir ortamda kendimizi yetersiz hissettiğimizde, kabul görmek için farklı davranmaya çalıştığımızda ya da “Acaba insanlar benim hakkımda ne düşünüyor?” diye gece sessizliğinde kendi kendimize kaldığımız anlarda, aslında Dostoyevski’nin anlattığı o ruh haline çok da uzak olmadığımızı fark ederiz.

Dostoyevski’nin dili bazen yorucu ve karanlık olabilir ama bu karanlık boşuna değildir. O, insan ruhunun kuytu köşelerine inmeyi sever. Golyadkin’in gittikçe çözülüşünü okurken insan bir noktada şunu düşünür: Belki de insanın en büyük düşmanı dışarıdaki insanlar değil, kendi zihninin içinde büyüttüğü korkulardır.

Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri şu düşünce İnsan bazen kendi hayatında kendine yabancılaşabilir. Kendini anlatamaz, anlaşılmadığını hisseder, hatta kendi benliğine bile uzak düşebilir. Dostoyevski bunu öyle güçlü verir ki roman bittikten sonra bir süre insanın içinde sessiz bir ağırlık kalır. Bir yerde şu duygu çok baskındır: İnsan, kabul görmek uğruna kendinden ne kadar vazgeçebilir? Ve insan kendisinden kaçmaya çalıştığında gerçekten kurtulabilir mi?

Roman bana biraz şunu hissettirdi. Hepimizin içinde bir “öteki” var aslında. Daha cesur olan, daha kırgın olan, daha korkan ya da daha çok sevilmek isteyen bir yanımız. Asıl Mesele o sesi susturmak değil belki; onu anlamayı öğrenmek. Dostoyevski’nin dünyasını seven biri için bu kitap, yalnızlık, kimlik ve insan ruhunun kırılganlığı üzerine unutulmayacak bir deneyim. Ama mutlu son bekleyen bir kitap değil; daha çok insanı kendisiyle baş başa bırakan, düşündüren ve bazen de biraz canını sıkan bir yolculuk. Belki de tam bu yüzden etkileyici.
Kitap
9.8/10
(12 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Двойник, Dvoynik
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Kağan Nayır
Kağan Nayır
100.4K UP
İnceleyen 1 gün önce
Biz hocam diyoruz sonraki nesil ''atam'' diyecek


Mesela benim adım Eyüp sanki bilmiyormuşsunuz gibi de...

Allah üç üzeri üçe dokuz dedik utanç tablosu

Adamın adam yalnız bir adam zaten yalnız yaşıyor arkadaşı olmuyor
Youtube Kanalı
9.7/10
(53 Kişi)
Puan Ver
@EyupB
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Arda Çağlar
Arda Çağlar
41.3K UP
İnceleyen10 1 gün önce
Gündemi ve haberleri değerlendirirken lafını hiç esirgemeden, korkmadan aktarabilen ve birçok gazetecinin değinmediği konulardan da bahsedebilen değerli bir kanal.
Youtube Kanalı
10.0/10
(7 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ekin Tola Öztürk
İnceleyen10 2 gün önce
Asla eskimeyecek bir her zaman favorilerim arasında olacak dizi..
Dizi
9.8/10
(199 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilgeliğin yarısı, öğrendiklerinizden hangilerini unutacağınızı bilmektir."
Larry Niven
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)