Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: CRISPR Teknolojisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Evrendeki dairesel hareketler ile zaman olgusunun oluşumu arasında bağlantı var mıdır? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Eserler
İncelemeler
Kişiler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
190.3K UP
İnceleyen 9 saat önce
Merhaba
Nagazaki'ye atom bombası atıldığında radyolog olarak çalışan Takaşi Nagai'nin o dönemleri anlattığı otobiyografik Japon edebiyatı klasiğidir. ilk etki, yardım süreci, bir milletin yaşadığı travma ve radyasyon için uyguladıkları tedaviler gibi değişik konular ele alınmaktadır. ayrıca yazıldığı yıl Amerikan işgali altında olduğundan Japonya'da yayımlanmasına ancak 1949'da izin verilmiştir.

Nagazaki'nin Çanları üzerine düşündüğümde, aklıma ilk gelen şey şu oluyor: Bu kitap bir felaketi anlatmaktan çok, felaketin içindeki insanı anlatıyor. Takashi Nagai sadece Nagasaki’ye atılan atom bombasını ve onun yarattığı yıkımı aktarmıyor; o yıkımın içinde bir insanın nasıl ayakta kalmaya çalıştığını, nasıl anlam aradığını ve nasıl kabullendiğini anlatıyor.
Yazarın dili çok sade, hatta yer yer neredeyse çıplak. Ama bu sadelik metni zayıflatmıyor, tam tersine daha etkili hale getiriyor. Çünkü anlatılan şey zaten çok ağır. Süslenmiş cümlelere ihtiyaç yok. Her cümlede yaşanmışlık hissi var; sanki bir roman değil de birinin iç döküşünü okuyorsun. Bu da metni daha samimi ve daha sarsıcı yapıyor.

Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, böylesine büyük bir yıkım karşısında öfke yerine daha çok bir kabulleniş ve anlam arayışı olması. Normalde böyle bir olaydan sonra nefret, isyan ya da suçlama beklersin. Ama Nagai daha farklı bir yerde duruyor. O, yaşananları anlamlandırmaya çalışıyor. Acıyı inkâr etmiyor ama onun içinde bir anlam bulmaya çabalıyor. Bu yönüyle metin sadece bir tarihsel tanıklık değil, aynı zamanda felsefi ve hatta biraz da spiritüel bir metin haline geliyor.
Eşini kaybetmesi, yaşadığı fiziksel ve ruhsal yıkım, hastalığı ve tüm bunlar metnin duygusal derinliğini artırıyor. Ama yazar hiçbir zaman melodrama kaçmıyor. Acıyı abartmıyor, olduğu gibi bırakıyor. Bu da okur üzerinde daha güçlü bir etki yaratıyor. Çünkü anlatılan şey yapay değil, gerçek.

“Çan” metaforu da kitabın en güçlü imgelerinden biri. Çanlar bir yandan ölüler için çalıyor gibi, ama bir yandan da yaşayanlara sesleniyor. Sanki geçmişi unutmamak, hatırlamak ve belki de değişmek için bir çağrı yapıyor. Kitap, sadece Nagazaki'ye yaşananları öğrenmek için okunacak bir metin değil. Daha çok, insanın en zor koşullarda bile nasıl ayakta kalabildiğini, acıyla nasıl birlikte yaşayabildiğini ve inanç ya da anlam duygusunun insanı nasıl taşıyabildiğini görmek için okunmalı. Okuduktan sonra insanın içinde bir sessizlik kalıyor. Gürültülü bir etki bırakmıyor; daha çok içe işleyen, yavaş yavaş düşündüren bir iz bırakıyor.
8.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 長崎の鐘 (Nagasaki no Kane)
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Arda Çağlar
Arda Çağlar
34.7K UP
İnceleyen10 14 saat önce
Temel birkaç konsept üzerinde ilerleyen bir kanal. Film inceleme, değerlendirme ve essay içerikleri oldukça akıcı ve derinlikli bir yapıda. İster Batman ister Şaban incelemesinde sadece filmin kendisini değil filmin zemininin inşa sürecini de anlatması yönüyle değerli içerikler. Politik ve siyasi belgeselleri ise alanında yayınlanan en detaylı ve kapsamlı belgesellerdir, adeta bir kaynakça niteliğinde. Bunların haricinde özellikle son bir yılda prodüksiyon ve görsel olarak da bir ilerleme var.

Özetle kanalın geneline bakacak olursam hem içerik bakımından hem de görsel bakımdan dolu ve bazı boşlukları dolduran başarılı bir kanal.
Youtube Kanalı
9.4/10
(70 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Yusuf Miraç Kıymaz
İnceleyen 22 saat önce
Esenlikler!
Sanılan düşüncelerin aksine bir kitap olması için var edilmemiş olan “Kendime Düşünceler” isimli eser, Marcus Airelus isimli imparatorun 12 kitapçıktan var edilmiş olan bir tecrübe defteri olarak düşünülebilir. Marcus Airelius bu 12 kitapçığı daha doğrusu tecrübelerini not ettiği defterleri hayatının farklı zamanlarında farklı mekanlarda ve farklı düşünceler ile beraber oluşturmuştur. Her ne kadar kendisi barışçıl bir insan olsa da ömrü savaşlarda geçen “Stoacı İmparator” ilk kitapçığı Germen kavimlere karşı mücadelesi sırasında bugünkü sınırlar ile Slovakya, Hron Nehri yakınlarında kaleme almıştır. Döneminin çok daha ötesinde bir vizyona sahip olan “Filozof İmparator” gerek çok uzun süren at yarışlarını gerekse ölümcül sonlarla biten gladyatör savaşlarını ya yasaklamış ya da çeşitli kısıtlamalara maruz bırakmıştır. Kendisinden önce ve sonra gelen yöneticilerden bu yönüyle oldukça bariz bir şekilde ayrılmıştır. Kitap yazmak gibi herhangi bir gayesi olmayan imparator, düşündüğü şeyleri kağıt ve kalem kullanarak daha akılda kalıcı ve uygulanabilir kılmak istemiştir. Berrak bir akıl için uğraşmış, aklının ve benliğinin her sorunun üstesinden gelebileceği gerçeğini kendisine bu kitapçıkları ile daha iyi anlatmıştır. İmparatorluk süreci boyunca sağlam bir eşitlik ve özgürlük inancına sahip olmuştur. Bütün bunlarla da kalmayarak kendinden önceki caesarları ve filozofları eleştirip kendini de sorguya çekerek bir vicdan muhasebesi yapmıştır. Döneminin çok ötesinde çağdaş fikirlere sahip olan yazarıyla sonraki kuşaklara hatta rönesansa zemin hazırlayan yapısıyla öne çıkan “Kendime Düşünceler” isimli kitap belki de “Hayatınızda 1 kitap okuyacaksınız, bu hangi kitap olurdu?” sorusuna doğrudan bir cevaptır.
9.8/10
(107 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
190.3K UP
İnceleyen 2 gün önce
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemsettin Sami’nin yazdığı ve Türk edebiyatında ilk yerli romanlardan biri kabul edilen bir eserdir. Ama bu kitabı okurken insan sadece “ilk roman” olduğunu düşünmüyor; daha çok, bir toplumun içinde sıkışmış iki insanın çaresizliğini hissediyor. Hikaye aslında çok sade. Talat ve Fitnat birbirine aşık olur ama bu aşk, dönemin gelenekleri ve aile baskısı yüzünden engellenir.

Özellikle görücü usulü evlilik ve kadının toplum içindeki konumu, bu ilişkinin önünde en büyük engel olarak çıkar. Fitnat’ın hayatı, kendi kararlarını veremeyen bir genç kadının trajedisine dönüşür.
Okurken en çok içime dokunan şey şu oldu. Hikaye bir aşk hikayesi gibi başlıyor ama aslında bir zorunluluk hikayesine dönüşüyor. Kimse gerçekten istediği gibi yaşamıyor. Herkes bir şeylere mecbur bu mecburiyet en çok Fitnat’ın hayatında ağırlaşıyor.

Şemsettin Sami burada sadece bir aşk anlatmıyor; açıkça bir eleştiri yapıyor. Kadının toplumdaki yerini, bireyin iradesinin nasıl bastırıldığını ve geleneklerin insan hayatını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Belki dili bugüne göre biraz eski ve sade kalıyor ama vermek istediği duygu çok net.

Kendi kendime şunu sordum okurken herkes gerçekten kendi hayatını mı yaşıyor, yoksa ona çizilen bir hayatı mı kabul ediyor? Hayatı sen ne kadar kendine göre yaşadın ?Kendi hayatın üzerinde ne kadar söz sahibiydin ? Cevabı ise bir çoğumuzun bildiği gibi yada hiç bilmediği gibi …

Kitabın en çarpıcı yanı da bu zaten. Talat ve Fitnat’ın yaşadığı şeyler sadece onlara ait değil gibi. Sanki bir dönemin ortak kaderi bu yüzden hikaye biraz ağır, biraz da kaçınılmaz geliyor. Sonunda insan şunu hissediyor. Bu sadece bir aşkın bitişi değil, aynı zamanda bir özgürlüğün hiç başlayamaması yada insanların zamanında sorumluluğunu alamadığı bir çocuğun gün gelip farklı bir biçimde karşısına çıkması .

Kısacası Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, edebi olarak çok derin ya da karmaşık olmayabilir ama hissettirdiği şey güçlü. Basit bir hikaye üzerinden büyük bir gerçeği gösteriyor. Bazen insanın en büyük dramı, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamamasıdır.
Puan Ver
Talat ve Fitnat'ın Aşkı
Derleyen: Ömer Aslan
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
190.3K UP
İnceleyen 2 gün önce
Budalalıktan Deliliğe klasik bir roman gibi ilerleyen bir eser değildir. Umberto Eco bu kitapta farklı dönemlerde kaleme aldığı deneme, makale ve konuşmaları bir araya getirir. Bu nedenle kitap tek bir olay örgüsüne sahip değildir; ancak tüm metinleri birleştiren ortak tema insanın düşünme biçimi, yanılgıları ve “budalalık” kavramıdır.

Eserde Eco, budalalığı yalnızca bilgisizlik olarak ele almaz. Ona göre asıl tehlikeli olan, insanın yanlış düşünmesine rağmen kendinden emin olmasıdır. Yani problem bilmemek değil, yanlış bilgiyi doğru sanmaktır. Bu yaklaşım, kitabın genelinde sürekli tekrar edilen temel bir düşüncedir.

Kitapta ayrıca bireysel hatalardan çok toplumsal düşünme biçimleri incelenir. Eco, insanların kalabalıklar içinde nasıl düşündüğünü, nasıl kolayca yönlendirilebildiğini ve yanlış fikirlerin nasıl hızla yayılabildiğini sorgular. Bu bağlamda medya, ideoloji ve propaganda gibi unsurların insan düşüncesi üzerindeki etkilerine de değinir.

Eserin önemli bölümlerinden biri de komplo teorileri ve yanlış bilginin yayılmasıdır. Eco’ya göre insanlar çoğu zaman karmaşık gerçeklikler yerine daha basit ama hatalı açıklamaları tercih eder. Bu durum, komplo teorilerinin neden bu kadar etkili olduğunu açıklar. İnsan zihni, belirsizlikten kaçınmak için çoğu zaman kolay olanı seçer.

Dil ve iletişim de kitapta önemli bir yer tutar. Eco, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda düşünceyi şekillendiren bir yapı olduğunu vurgular. Sözcüklerin yanlış kullanımı veya bilinçli olarak manipüle edilmesi, insanların gerçekliği algılama biçimini doğrudan etkileyebilir.

Kitapta tarihsel örneklere de yer verilir. Geçmişte insanların nasıl hatalar yaptığı, hangi yanlış inançlara kapıldığı ve bu hataların nasıl toplumsal sonuçlar doğurduğu anlatılır. Ancak Eco’nun asıl vurgusu, bu hataların geçmişte kalmadığıdır. Ona göre insan doğası değişmediği için aynı yanılgılar günümüzde de devam etmektedir.

Budalalıktan Deliliğe okurken kendimi tuhaf bir aynanın karşısında buldum. Hani bazen bir metin seni anlatmaz da, seni sana gösterir ya işte tam öyle. Kitapta ilerledikçe fark ettim ki, “budalalık” Eco’ya göre sadece bilgisizlik değil. Daha tehlikeli bir şeyde kendinden emin bir yanlışlık hali. Yani insanın bilmeden değil, yanlış bildiğini doğru sanarak hareket etmesi bu bana fazlasıyla tanıdık geldi. Çünkü dürüst olayım bazen ben de böyleyim.

Bir yerde durup düşündüm .Ben ne kadar gerçekten düşünüyorum, ne kadar sadece inandığım şeyleri tekrar ediyorum?

Eco’nun en rahatsız edici tarafı da bu zaten. Sana doğrudan “sen şöylesin” demiyor ama seni öyle bir noktaya getiriyor ki, kendi kendine itiraf etmek zorunda kalıyorsun. Gülüyorsun bazı yerlerde, ama o gülüşün içinde hafif bir huzursuzluk var. Delilik, sandığımız kadar uzak bir şey değil. Bazen sadece bir adım ötede. Hatta bazen o adımı attığımızın farkında bile değiliz. Galiba en zor olan şu insan kendi budalalığını fark ettiğinde ne yapar? Tam bir felaket anı gibi oluyor insanın dünyası :((
Puan Ver
Orjinal Adı : Pape Satàn Aleppe: Cronache di una società liquida
Derleyen: Umberto Eco
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Mühendisler, insanlığın çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha da çok çalışmalıdır."
Harold Chestnut
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)