1984 okunurken hissedilen can sıkıntısı, anlatılan dünyanın karanlığından değil; onun bize ne kadar tanıdık geldiğini fark etmekten doğar. Orwell’in kurduğu düzen bir distopya değil, gecikmiş bir teşhistir. Gözetlenmek, yönlendirilmek, kelimelerin içinin boşaltılması, gerçeğin sürekli yeniden yazılması artık kurgu değil; gündelik hayatın parçasıdır. 1984 insanı korkutmaz, çünkü korku bilinmeyene aittir; bu kitap asıl rahatsızlığını, bildiğimiz bir dünyayı yüzümüze vurduğu için yaratır.