Merhaba, antropoloji eğitimi alana kadar bende bazen haritaya bakıp şunu düşünmeden edemiyordum Afrika ile Güney Amerika arasında koskoca bir okyanus var. Bugün bile geçmesi zor bir mesafe. Milyonlarca yıl önce küçük primatların bunu nasıl başarmış olabileceğini hayal etmek ilk bakışta neredeyse imkânsız görünüyor. Ama evrimsel biyoloji bana hep şunu hatırlatıyor doğa plan yapmaz, ama zaman ona inanılmaz olasılıklar sunar. Düşük ihtimalli olaylar, jeolojik zaman ölçeğinde gerçekleşebilir ve bütün bir kıtanın biyolojik tarihini değiştirebilir. Yeni Dünya maymunlarının hikâyesi de tam olarak böyle bir olasılığın bilimsel olarak izini sürme meselesidir. Yeni Dünya maymunları dediğimiz grup (örneğin kapuçinler, örümcek maymunları, uluyan maymunlar) yalnızca Orta ve Güney Amerika’da yaşar. Buna karşılık Eski Dünya maymunları Afrika ve Asya’dadır. Genetik çalışmalar bu iki grubun tamamen ayrı yaratılmış değil, ortak bir atadan türemiş olduğunu gösteriyor. DNA karşılaştırmalarına dayanan “moleküler saat” yöntemi (yani genetik farklılıkların zaman içinde birikme hızına bakarak ayrışma zamanını hesaplama tekniği), Yeni Dünya maymunlarının Afrika’daki erken primatlardan yaklaşık 35–40 milyon yıl önce ayrıldığını gösteriyor (Perelman et al., 2011; Schrago & Russo, 2003). Bu dönem, jeolojik olarak Geç Eosen–Erken Oligosen olarak adlandırılır.
Burada kritik soru Afrika’dan Güney Amerika’ya nasıl geçtiler? Bilindiği üzere O dönemde Güney Amerika ile Afrika bugünkü kadar uzak değildi, fakat arada yine de okyanus vardı. En güçlü açıklama “rafting” olarak bilinen pasif taşınma modelidir. Pasif taşınma, canlıların bilinçli bir göç yapmadan, doğal yollarla sürüklenmesi anlamına gelir. Tropikal bölgelerde büyük fırtınalar ve nehir taşkınları, ağaçları ve yoğun bitki kütlelerini kökleriyle birlikte koparabilir. Bu bitki kütleleri su üzerinde haftalarca hatta aylarca kalabilir. Üzerlerinde küçük memeliler de bulunabilir. O dönem Atlantik daha dardı ve akıntılar batıya doğruydu; bu da Afrika’dan Güney Amerika’ya doğru sürüklenmeyi mümkün kılıyordu. Bu model sadece maymunlar için değil, Güney Amerika’daki bazı kemirgenlerin Afrika kökenini açıklamak için de kullanılmaktadır. Yani bu olay tekil bir “mucize” değil, biyocoğrafik açıdan tutarlı bir örüntüdür. Fosil kayıtları da bu görüşü destekler. Güney Amerika’daki en eski maymun fosilleri yaklaşık Oligosen dönemine aittir ve Afrika’daki erken primatlarla bazı diş ve kafatası benzerlikleri gösterir. Bu morfolojik (yapısal) benzerlikler, ortak köken fikrini güçlendirir.
Burada bir diğer önemli kavram “kurucu popülasyon ”dur. Kurucu popülasyon, yeni bir bölgeye ulaşan az sayıdaki bireyden oluşan başlangıç grubudur. Eğer Afrika’dan sürüklenen küçük bir primat grubu Güney Amerika’ya ulaştıysa, orada izole bir şekilde çoğalmış ve zamanla farklı türlere evrimleşmiştir. Güney Amerika o dönemde uzun süre diğer kıtalardan izoleydi. Bu izolasyon, türleşmeyi (yeni türlerin ortaya çıkması) hızlandırabilir. Evrim biyoloğu Ernst Mayr’ın vurguladığı gibi, coğrafi izolasyon türleşmenin en önemli mekanizmalarından biridir. Bugün Güney Amerika’daki maymun çeşitliliği (örneğin geniş burunlu maymunlar olarak bilinen platyrrhinler) büyük olasılıkla bu erken kurucu grubun milyonlarca yıl süren evrimsel çeşitlenmesinin sonucudur. Bu sürece “adaptif radyasyon” denir; yani bir atadan gelen türün, farklı çevresel koşullara uyum sağlayarak birçok türe ayrılması. Alternatif bir görüş, maymunların Kuzey Amerika üzerinden kara bağlantılarıyla geçmiş olabileceğini öne sürmüştür. Ancak zamanlama, fosil eksikliği ve genetik veriler bu modeli daha zayıf kılmaktadır. Mevcut kanıtlar Afrika’dan doğrudan okyanus geçişini daha tutarlı göstermektedir.
Yazılan paylaşılan bilgilere dayanarak şunu söylemek mümkün .Yeni Dünya maymunlarının ataları büyük olasılıkla yaklaşık 35–40 milyon yıl önce Afrika’dan doğal bitki kütleleri üzerinde pasif olarak Güney Amerika’ya taşındı. Bu olay düşük olasılıklı görünse de, milyonlarca yıllık jeolojik zaman diliminde mümkündür ve hem genetik hem de fosil kanıtlarla desteklenmektedir.
Bilim değişkendir bilindiği üzere yeni kanıtlar bulunana kadar sanırım kabul edilecek görüşler bunlar.Kim bilir belki bir gün farklı yaklaşımlarda olur bu konuda .
Teşekkür ederim.[1][1][1][1]
Kaynaklar
- Carlos G Schrago, et al. Timing The Origin Of New World Monkeys. Alındığı Tarih: 11 Şubat 2026. Alındığı Yer: NATİONAL LIBRARY OF MEDİCİNE doi: 10.1093/molbev/msg172. | Arşiv Bağlantısı