Evrim Ağacı Soru & Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Sahte anı sendromu nedir?

1
Teşekkür (3)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
1 Cevap

1990’ların başlarında, psikoterapi görmüş veya danışma seanslarına katılmış ki­şilerde, kendini çocuklukta hiç yaşanmamış bir tacizin “hatırlanması” şeklinde

belli eden yeni bir zihinsel hastalık (sahte

anı sendromu) ortaya çıktığı bildirildi. Bu

hastalığın iyatrojenik bir durum olduğu

(yani, yanlış teşhis ya da tedaviden kaynaklandığı) ileri sürülüyordu.

Bu durumdan, yetişkinlerdeki rahatsızlıkların ve psikolojik sıkıntıların çoğunun,

çocukluk döneminde yaşanmış olan, unutulmuş veya “bastırılmış” cinsel istismar

deneyimlerinden kaynaklanmış olabilece­ği inancına dayalı “ortaya çıkarılmış anı

terapisi”ni uygulayan psikoterapistler sorumlu tutulmuştu.

Bu yöntemi uygulayan terapistlerin,

hastalarını, hipnoz dahil çeşitli özel tekniklerin yardımıyla, bastırılmış anılarını

araştırmaya teşvik ettikleri iddia edilmiş­ti.

1 Terapistlerin ısrarcı etkisiyle, hastalar,

aslında uydurulmuş olayların gerçekten

olduğuna inanabiliyor, kendilerini ailelerinden koparabiliyor, hatta (ABD’de) tacizci olduklarını zannettikleri kişilerdenki bu kişiler genellikle babalar oluyordu,

davacı olabiliyorlardı. Bu kişilerin masum

olduklarını söyleyip duruma itiraz etmeleri de, hasta tarafından zanlının inkâr etme

ve kendi suçunu itiraf edememe durumunun bir belirtisi olarak görülebiliyordu.

Böylesi durumlarda hem hasta hem de ai­lesi, terapide ileri sürülen yanıltıcı fikirler

nedeniyle yok yere sıkıntı çekebiliyordu.

Cinsel istismar suçlamalarının giderek

yaygınlaştığı anlaşılınca, zanlılara destek

vermek ve aynı zamanda belleğin belirsizlikleri konusunda insanları uyarıp, onları

“sahte anı sendromu” hakkında bilgilendirmek için çeşitli lobi grupları oluşturulmaya başlandı.

Gelgelelim, amaçları kamuoyunun dikkatini “sahte anı sendromu”ndan mustarip

ailelere çekmek olan kuruluşların varlığı­na ve bu konunun gerek psikiyatri yayınlarında gerekse medyada geniş yankı bulmasına rağmen, bu sendromla ilgili bir tanımlamaya rastlanmaması oldukça tuhaftır. Üstelik bu sendrom, hiçbir psikiyatri

ders kitabında veya psikiyatrik veya diğer

tıbbi vakalarla ilgili hiçbir listede de yer almaz. Ancak burada, bilişsel psikolog ve

ABD’deki Sahte Anı Sendromu Vakfı’nm

danışmanı John Kihlstrom’un aşağıdaki tanımı önerdiğini söyleyebiliriz:

Bir kişinin kimliğinin ve kişiler arası iliş­kilerinin nesnel açıdan yanlış olan, ama ki­şinin gerçek olduğuna inandığı travmatik bir

anı etrafında toplanması durumu. Sendromun sahte anılarla karakterize edilmediğine

dikkat edin... Dahası, anı, bireyin bütün ki­şiliğini ve hayat tarzını kendi merkezine çekecek, böylece diğer tüm uyuma yönelik

davranışlarını bozacak denli derinleştiğinde

bile sendroma teşhis konabilir... Böyle bir

durumda kişi, bu anıya meydan okuyacak

her olaydan sürekli kaçınır.

2

Bu açıkça ilan edilmiş sendrom, resmi

teşhis metinlerinde henüz onaylanmamış,

diğer teşhislerin arasında listeye dahil

edilmemiştir ve onun özelliklerini ortaya

koyan klinik bir vaka incelemesi, herhangi bir tıbbi veya bilimsel bir yayında yer almamıştır. Ayrıca kendisini “ortaya çıkarılmış anı terapisti” olarak adlandıran hiçbir

psikoterapist de yoktur. Öte yandan, bu

konuyla ilgili tartışmaların derinliği ve yo­ğunluğu da abartı sayılmayacak kadar çoktur. Örneğin, yenilerde çıkmış bir makalede durum şu şekilde tanımlanır:

Bu tartışma başından itibaren, günümüzdeki bilimsel anlaşmazlık örneklerinde rastlanmayan türden bir kısırlık içinde ilerliyor.

Partizanlık nedeniyle bilim geri plana itildi.

Onun yerini, bilim olarak hizmet etmek yerine, her şeye aldanan bir medyayı işine gelecek duygusal lokmalarla besleyen... sert ve

yanlış ifadeler veya “abartı” ve “retorik aygıtlar” almıştır.3

Ne var ki, bazı psikoterapistlerin çalış­malarının temelini oluşturan çocukluk

anılarına ve yanıltıcı kanılara güvenmenin

haklı tarafları da vardır.4

Cinsel istismar konusundaki yanlış kanılar ve yanlış suçlamalar çok büyük duygusal hasarlara ve ızdıraplara neden olur.

Bugün anıyla ilgili elimizdeki bilgiler, anı­ların birçok çarpıtmaya maruz kaldığını

göstermektedir. Hatırlama, hikâye anlatma gibi bir yeniden inşa etme sürecidir;

yoksa, bir olayın kesin kaydına girme sü­reci değildir. Belli “terapiler”, yani telkin,

hatırlatma öğüdü, grup baskısı veya hem

hastanın hem de terapistin kritik ve hassas

bir perspektiften vazgeçmesi gibi görüşme

usulleri, anının aldatıcı esnekliği üzerinde

rol oynayabilir ve kişinin çocukluğuyla ilgili aslı olmayan hikâyeler anlatmasına neden olabilir.

Ancak bu süreçler karmaşıktır; onun

için, çocukluk travmasını unutma ve hatırlama sürecine nelerin dahil olduğu, zararlı terapi uygulamalarının niteliği ve

kapsamı konusunda halen yoğun bir tartışma süregitmektedir.

Teşekkür (2)
Paylaş
2
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Tek bir hücre, belirli şartlar sağlandığında sadece birkaç yılda yetişkin bir insana dönüşebiliyorsa, tek bir hücrenin belirli diğer şartlar sağlandığında yüz milyonlarca yıl içinde insan türüne dönüşebileceğini anlamakta hiçbir güçlük olmamalıdır.”
Herbert Spencer
Geri Bildirim Gönder