Gözümüze gelen ışığı farklı renklerde algılıyor olmamızın nedeni ışığın dalga boyuyla ilgilidir. Dalga boyu, 400-700 nm aralığında, ne kadar büyükse o kadar kırmızıya yakın renkler görürken ne kadar küçükse o kadar mora yakın renkler görürüz. Bu skalayı aynı zamanda bir gökkuşağında da görebilirsiniz.
Mora ve kırmızıya yakınlıktan kasıt, rengin yalnızca mor ya da kırmızı benzeri renkler biçiminde görünmesi değil. Her rengin bir dalga boyu vardır ve bu dalga boyları mor ile kırmızı arasında yer alır. Yukarıdaki spektrumda da görüldüğü üzere yeşil ve mavi görece mora daha yakın ve daha küçük dalga boylarına sahipken sarı ve turuncu kırmızıya daha yakın ve daha büyük dalga boylarına sahiptir.
Peki, cisimlerin rengini de üzerine düşen ışığın rengi mi belirler? Bu soruya genel bir cevap vermek yanıltıcı olabilir. O nedenle ışık ve renk ilişkisini biraz daha iyi anlamamız gerek.
Tüm Reklamları Kapat
Mavi gördüğümüz bir cisim ise üzerine beyaz ışık düştüğünde mavi hariç tüm ışığı soğurur ve yalnızca maviyi yansıtır.
Mavi bir cisim mavi ışığı yansıtıp diğerlerini soğuracağından eğer üzerine beyaz gibi mavi rengi de içeren bir ışık demeti değil de örneğin yalnızca kırmızı ışık düşürürsek, cisim kırmızıyı soğuracağından gözümüze neredeyse hiç ışık ulaşmayacak ve cisim siyah görünecektir. Beyaz bir cismin üzerine yalnızca kırmızı ışık düşürüldüğünde ise cisim her türlü dalga boyunu yansıtabildiğinden kırmızıyı yansıtacak ve cisim kırmızı görünecektir.
Kısaca cismin göründüğü renk, yansıtabildiği dalga boyu ve üzerine düşürülen ışıkla ilgilidir.[1]
Evet tüm bunlar doğru olmakla birlikte sadece saptanan açısından bakılmış, oysa ki işin bir de algı ve anlamlandırma boyutu var. Şöyleki göz oluşmaya başladığından beri ışık algılıyor ancak bazı canlılar koni hücrelerine sahip olmadığı için sadece siyah ve beyaz şeklinde görürler biz her ne kadar böyle gördüklerini düşünsekte tam tersi gibi görüyor da olabilirler tabiki. Bu noktada ışığın varlığının mı yoksa yokluğunun mu siyah nötr olacağını belirleyen beyindir. görme assosiyasyon merkezlerinin renk algılarını neye göre oluşturduğu net değil ancak şunuda bilmekte fayda var renk algısı için gerekli gibi durmaktalar. Asosiyasyon merkezi hasarına bağlı renkli görme bozukluklar nadirdir. Nadir görülen bu durumu Oliver Sacks "Vision is not Black and White: The Colourless Case of Mr I" isimli yazısında yayınlamıştır.[1] bu arada koni hücrelerinden birine sahip olmayanlar aynı tonda iki rengi beyaz ışık altında ayırt edemeyebilirler. diğer fizyolojik görme prensipleri fizyoloji kitaplarında bulunabilir. [2]
Işığın nesnelere çarpması sonucu göze yansıyan haline "renk" adı verilir. Nesnenin yapısı ve yansıma biçimine göre algının değişmesi de renk tonu olarak ifade edilir. Işık, çarptığı nesneden tam olarak göze yansırsa bu renk beyaz, hiç yansımazsa siyah olarak algılanır.[2]
Kaynaklar
www.tr.weber. Renkler Nasıl Oluşur. Alındığı Tarih: 28 Haziran 2023. Alındığı Yer: www.tr.weber
| Arşiv Bağlantısı
2
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverlerin ortak çabası ve öz denetimiyle yürüyen özgür bir ortam. Evrim Ağacı'nın yayınladığı makalelerin aksine, bu platformdaki soru ve cevapların içeriğini veya doğruluğunu Evrim Ağacı yönetimi denetlemiyor. Evrim Ağacı, burada yayınlanan cevapları desteklemez ve doğruluklarını garanti etmez. Doğru olmadığını düşündüğün cevapları denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru cevapları kaynaklarıyla yazabilir ve oylarınla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsin.