Puan Ver
0
Puan Ver

Reformcu epistemolojiye göre bir kimse unicorn, büyük balkabağı gibi varlıkları da neden kanıtlayamasın?

İnancımıza güvence (warrant) veren şey nedir? Tanrı inancı bir güvenceye sahipken absürt birtakım varlıklara dair inancımız neden güvenceye sahip olmasın? Ve reformcu epistemoloji doğru bilgiyi bulmaktansa sadece inançlarımıza caizlik statüsü vermiyor mu? Bu bakımdan başarısız bir teori gibi duruyor

1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
1 Cevap

Merhabalar.

Bu soruya iyi bir yanıt verebilmek için reformcu epistemolojinin iddialarını biraz açmam gerekiyor. Reformcu epistemoloji en yanlış anlaşılan felsefi düşüncelerden biri. Bunun en büyük nedeni reformcu epistemolojinin Plantinga ve Alston gibi savunucularının eserlerinden okunmaması. Bunun yanı sıra reformcu epistemolojinin anlaşılabilmesi bazı temel epistemoloji tartışmalarını, özellikle de içselcilik-dışsalcılık tartışmasını bilmeyi gerektiriyor. Bunun dışında bilinmesi gereken iki konu Plantinga'nın delilciliğe (evidentialism) ve klasik temelciliğe yaptığı eleştiriler. Reformcu epistemoloji savunulurken delilciliğin ve klasik temelciliğin problemlerinden hareket ediliyor zira. Bunların hepsine kısaca bakalım. İçselcilik-dışsalcılık tartışması ve temelcilikle ilgili detaylı bilgi için Taner'in yazdığı Epistemolojiye Giriş yazısını okuyabilirsiniz.

Kısaca dışsalcılık şunu iddia eder: Gerekçelendirme sadece kişinin zihnine içkin ve bir tür erişime sahip olduğu gerçeklerle ilgili değildir. Kişinin dışındaki ve herhangi bir erişiminin olmadığı olgular gerekçelendirmenin bir parçasıdır. Mesela dışsalcı gerekçelendirme teorilerinden biri olarak bilgiyi 'doğru şekilde neden olunmuş inanç' şeklinde tanımlayan teoriyi ele alalım. Kişinin inancı doğru şekilde nedenlenmişse onun bilgiye sahip olabilmesi için nasıl bildiğini bilmesi ya da o şeyi bildiğinin farkında olması gerekmiyor. Plantinga'nın reformcu epistemolojisi kendisinin sahip olduğu uygun işlevselci (proper functionalist) gerekçelendirme ya da teminat (warrant) teorisine dayanıyor. Kabaca bu teorinin söylediği şey güvenilir bilişsel yetilerin faaliyeti sonucunda ve güvenilir bir çevrede, yani o yetinin çalışmasını baltalamayan çevresel koşullarda, ortaya çıkmış inançlar bilgidir. Ya da hiç değilse bilgi olmak için son derece güçlü adaylardırlar.

Şimdi uygun işlevselci gerekçelendirme teorisini dini epistemolojiye uygulayalım: Şayet Tanrı varsa bizim bilişsel yetilerimizi o tasarlamıştır. Bu durumda onun bize Tanrı inancına uygun işlevselci gerekçelendirme teorisinin söylediği şekilde ulaşmamızı sağlaması mümkündür. Dolayısıyla Tanrı varsa ve uygun işlevselcilik doğruysa, Tanrı inancının güvenilir bilişsel yetilerle doğru şekilde ortaya çıkması mümkün olduğundan dolayı herhangi bir delile sahip olmadan da Tanrı inancının upuygun bir şekilde gerekçelendirilmiş ve rasyonel olabileceğini söyleyebiliriz. Üstelik bu durumda Tanrı inancının upuygun bir şekilde gerekçelendirilmiş olması için herhangi bir argümana ya da kanıta sahip olmak da gerekmiyor. Güvenilir bilişsel yetilerin söz konusu inancı üretmiş olması ve Plantinga'nın belirttiği birkaç koşulun daha sağlanması Tanrı inancının rasyonel olması için yeterli.

Plantinga'nın tezi radikal bir tez gibi görünse de yaptığı şey dışsalcı gerekçelendirme teorilerini teizmle birleştirmek sadece. Dışsalcı gerekçelendirme teorilerinin, belki Plantinga tarzı uygun işlevselci teoriler popüler olmasa da, oldukça popüler olduğunu düşünecek olursak ortada teizm ve dışsalcılığın doğal sonucu denebilecek bir tez var.

Reformcu epistemoloji Tanrı'nın varlığını 'kanıtlamaya' çalışmıyor. Reformcu epistemolojiyi kullanarak unicornları ve balkabaklarını kanıtlayamazdık o yüzden. Olsa olsa unicornlara ve balkabaklarına olan inancın rasyonel 'olabileceğini' kanıtlayabilirdik. Eğer Tanrı olsaydı ve unicornlara inancı güvenilir bilişsel yetilerin doğru şekilde çalışmasıyla ortaya çıkarsaydı bu durumda unicornlara olan inanç gerçekten de rasyonel olurdu. Bunu kabul etmekte sıkıntı görünmüyor. Ama unicornlar yokken unicornlara inancı rasyonel kılamıyoruz reformcu epistemolojide. Göz ardı etmemek gereken bir nokta bu. Unicornların olmadığını düşünmek için çürütenlere (defeater) sahibiz. Mevcut deneyimlerimiz, atlar hakkında bildiklerimiz gibi veriler unicornlara inanç için çürüten statüsünde. Reformcu epistemoloji çürütenlere sahip olmamız durumunda inançlarımızın temel inanç statüsünü yitirebileceğini kabul ediyor zaten. Yani önümüze gelen her şeyi temel inanç yapamıyoruz reformcu epistemolojide de.

Favorilerime Ekle
3
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Büyük değişim yasasına hepimiz boyun eğmeliyiz. Doğanın en güçlü yasası budur.”
Edmund Burke
Geri Bildirim Gönder