Merhaba
Çağdaş fizik literatüründe “paralel evrenler” kavramı tek bir kuramsal çerçeveye değil, birbirinden oldukça farklı ve çoğu henüz deneysel olarak doğrulanmamış modellere karşılık gelir. Örneğin çoklu evren fikri, kuantum mekaniğinin çoklu dünyalar yorumu, kozmolojik enflasyonun bazı uzantıları ya da sicim teorisinin çözüm uzayı gibi bağlamlarda ortaya çıkar. Lakin bu yaklaşımların hiçbirinde evrenlerin iki su damlası gibi rastlantısal biçimde birleşmesi anlamlı ve iyi tanımlanmış bir fiziksel süreç olarak yer almaz. Özellikle çoklu dünyalar yorumunda “dallar” kuantum durum uzayında ayrışır ve bu dallar arasındaki girişim makroskopik ölçekte fiilen bastırıldığı için yeniden birleşme gözlemlenebilir bir olgu değildir. Kozmolojik çoklu evren senaryolarında ise farklı evrenler nedensel olarak yalıtılmış bölgeler olarak tanımlanır ve bu da bilgi alışverişini veya yapısal bir birleşmeyi prensipte engeller. Dolayısıyla, paralel evrenlerin birleşmesi sonucunda aynı evren içinde “klonlarımızla” karşılaşmak, bilimsel modellerin öngördüğü bir durum değil, daha çok sezgisel bir metafor veya bilimkurgu anlatısıdır. Benzer fizik yasalarının geçerli olduğu varsayılsa dahi, mevcut kuramsal çerçeveler bu tür bir temasın ya da bütünleşmenin nasıl gerçekleşebileceğine dair tutarlı ve test edilebilir bir mekanizma sunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu fikirler, bilimsel spekülasyon sınırları içinde değerlendirilmelidir. Saygılarımla[1]