Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
1
Puan Ver

Ölüme yakın deneyimler (near death experience) hakkında düşünceniz nedir?

Sam parnia " aware" çalışmasının sonuçlarını 2014 yayımladı. 2 insan beyin kapalı durumda çevresinde olanları uyandığında doğru şekilde söylemiş. Eğer bilinci beyin üretiyorsa bu nasıl ola bilir? Sam parnia şimdi aware ıı çalışmasını yürütüyor. Kendisi bir doktor.

6
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
6 Cevap

Son olarak 4 link bırakıp bu konu hakkında kendi düşüncelerimi yazacağım :

Benim düşüncem ilk olarak bilim hakkında konuşurken dini hiçbir terim kullanmak ve hiç bir fikri empoze etmemeliyiz . Bilim hakkında konuşurken dini ve manevi tüm değerleri bir yana bırakırsak bu olayı her inanın kendi dininine göre uyarlanmış bir yorum getirmesi (ki aslında bu iyi bir deist argümanı olabilir bu olay fakat bu felsefi ve teolojik bir konu) bu olayın bilinçle ilgili olduğunun bir göstergesi . Bilincimiz ölüm anından kısa bir süre sonra açık kalıyor . Ölüm çok derin bir konu ve yeterli bilgiye sahip değilim fakat tahminimce ölüm anında vücutta olan değişimlerden kaynaklı bilincimize ölümden sonra ne olacağını düşündürdüysek onu bilincimize kazıdığımızdan , onu görüyoruz . Neredeyse herkesin tünel görme sebebi de Carl Sagan'ın dediği gibi "ölüm stresinin doğumun anımsanmasına yol açtığını, hatta insanların gördüğü “tünelin” doğum kanalının yeniden canlandırılması" olabilir. Hata Sagan'ın yorumunun üzerinden yürürsek ölüm sonrası düşüncemizin bilincimize yansıması bile olabilir . O parlaklık denilen şey de insanın Tanrı kelimesini duyduğunda genelde aklında beliren şey olduğundan olabilir . İnsanlar genellikle Tanrı deyince kanımca üstünlüğü veya Güneş'i (Ki bunun aslında Güneş'in mitolojilerde çokça yer edinmesinin nedeniyle aynı olduğunu düşünüyorum .İnsanların onun sayesinde ısınıp , beslenip , aydınlanıp hatta onun sayesinde yaşayıp ayrıca ona bir mana yükleme ihtiyacından olabilir ama bu da felsefe ve dinler tarihiyle ilgili .) sembolize eden o parlaklığı görüyor olabilir . Dinlere çok girmek istemiyorum bu nedenle kısa kesecek olursam bunun açıklaması bilinçaltımızın derinliklerine (isteyerek veya istemeyerek , bilerek veya bilmeden ) kazıdığımız bazı şeylerin yansıması olduğunu söyleyebilirim .

-Yukarıda biraz saçmalamış olabilirim , birini kırdıysam , yanlış bir bilgi verdiysem , saygısızlık ettiysem veya yanlış bir kanım varsa özür diliyorum .Umarım yardımcı olur.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. Science Direct

Ayrıca kaynak kısmına bu olayı deneyimlemiş bir kişinin yazısını koyacağım . Yazıdaki dini terimler sizi rahatsız ediyor , herhangi bir dine inanmıyor veya abartıldığını düşünüyor olabilirsiniz fakat üstte verdiğim cevaptaki gibi bu deneyim kişinin dini inancına göre de şekillenebiliyor :

Ölüme yakın bir deneyim, mistik unsurlar içeren derin bir psikolojik olaydır. Genellikle ölüme yakın insanlarda veya yoğun fiziksel ya da duygusal acı durumlarında görülür, ancak kalp krizlerinden veya travmatik beyin yaralanmalarından sonra, hatta meditasyon ve senkop (kan basıncındaki düşmeye bağlı bilinç kaybı) sırasında da yaşanabilir. Bu deneyimler şaşırtıcı derecede yaygındır, ölüme yaklaşan kişilerin üçte biri bu durumu deneyimlediğini belirtmiştir.

İnsanların belirttiği ortak özellikler hoşnutluk, bedenden ruhani ayrılma (beden dışı deneyimler gibi), uzun karanlık bir tünel boyunca hızlı hareket etme ve ardından parlak bir ışığa girme hissidir.

Kültür ve yaş, insanların sahip olduğu ölüme yakın deneyimlerin şeklini etkileyebilir. Örneğin, birçok Hintli ölülerin kralı Hindu Yamraj ile tanıştığını bildirirken, Amerikalılar sık sık İsa ile tanıştıklarını iddia eder. Çocuklar genellikle “ışıkta” arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle karşılaştıklarını anlatır.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. Medium

Öldükten sonra başımıza ne geleceğini anlamak için çıktığımız bu hiç bitmeyen arayışımızda, insanlar uzun zamandır ölüme yakın deneyim (near death experience) fenomeninin bazı ipuçları sağladığını düşünüyor. Ölümün hafif dokunuşuna maruz kalmış olan bu insanlar, “diğer tarafta” uzun bir tünelin sonundaki parlak beyaz bir ışık gibi veya kaybedilmiş akrabalarla ya da çok sevilmiş evcil hayvanlarla yeniden bir araya gelmeleri gibi yaşamı değiştiren olayları gördüklerini söylerler. Bu deneyimlerin görünüşteki mucizevi doğasına rağmen, uzmanlar bunun neden meydana geldiğini ve gerçekten neler olduğunu bilimin açıklayabileceğini söylüyor.

Ölüme yakın deneyimler nelerdir?

Ölüme yakın bir deneyim, mistik unsurlar içeren derin bir psikolojik olaydır. Genellikle ölüme yakın insanlarda veya yoğun fiziksel ya da duygusal acı durumlarında görülür, ancak kalp krizlerinden veya travmatik beyin yaralanmalarından sonra, hatta meditasyon ve senkop (kan basıncındaki düşmeye bağlı bilinç kaybı) sırasında da yaşanabilir. Bu deneyimler şaşırtıcı derecede yaygındır, ölüme yaklaşan kişilerin üçte biri bu durumu deneyimlediğini belirtmiştir.

İnsanların belirttiği ortak özellikler hoşnutluk, bedenden ruhani ayrılma (beden dışı deneyimler gibi), uzun karanlık bir tünel boyunca hızlı hareket etme ve ardından parlak bir ışığa girme hissidir.

Kültür ve yaş, insanların sahip olduğu ölüme yakın deneyimlerin şeklini etkileyebilir. Örneğin, birçok Hintli ölülerin kralı Hindu Yamraj ile tanıştığını bildirirken, Amerikalılar sık sık İsa ile tanıştıklarını iddia eder. Çocuklar genellikle “ışıkta” arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle karşılaştıklarını anlatır.

Anlatılan ölüme yakın deneyimlerin çoğu olumludur ve hatta ölüm kaygısını azaltmada, hayatı kabullenmede ve iyi oluş durumunu arttırmada bile yardımcı olabilir. Bununla birlikte, bazı ölüme yakın deneyimler olumsuzdur ve kontrol eksikliği, yokluğun farkındalığı, cehennemsi imgeler veya daha yüksek bir varlıktan algılanan yargılama gibi duyguları içerir.

Ölüme yakın deneyimler neden oluyor?

Sinirbilimciler Olaf Blanke ve Sebastian Dieguez iki tip ölüme yakın deneyim olduğunu öneriyorlar. İlk tip beynin sol yarım küresiyle ilişkilendiriyor, değişmiş zaman algısı ve uçma izlenimi özelliklerini barındırıyor. İkinci tip ise sağ yarım küreyi içeriyor ve ruhlarla konuşma veya onları görme; konuşmalar, sesler ve müzikler duyma gibi özelliklerle karakterize ediliyor. Ölüme yakın deneyimlerin neden değişik şekillerde tecrübe edildiği açık olmasa da, beyin bölgeleri arasındaki farklı etkileşimler birbirinden ayrı deneyimleri doğuruyor.

Temporal lobların da ölüme yakın deneyimlerde önemli bir rolü vardır. Beynin bu alanı duyusal bilgi ve hafızanın işlenmesi ile ilgilidir, bu yüzden bu loblardaki anormal aktivite tuhaf duyumlar ve algılar üretebilir.

Ölüme yakın deneyimleri açıklamak için kullanılan birkaç teoriye rağmen, onlara neyin sebep olduğunu bulmak zordur. Dindar insanlar ölüme yakın deneyimlerin ölümden sonraki yaşam için kanıt sağladığına inanırlar, özellikle de ruhun vücuttan ayrılması konusunda. Öte yandan, ölüme yakın deneyimlere ilişkin bilimsel açıklamalar bu “vücudunuzdan kopma hissini” de içerir. Bilim insanı ve yazar Carl Sagan, ölüm stresinin doğumun anımsanmasına yol açtığını, hatta insanların gördüğü “tünelin” doğum kanalının yeniden canlandırılması olabileceğini önermiştir.

Ancak bu teorilerin hayali doğası gereği, başka açıklamalar da ortaya çıkmıştır. Bazı araştırmacılar stresli olaylar sırasında salınan endorfinlerin, özellikle ağrıyı azaltarak ve hoş duyumları artırarak ölüme yakın deneyime benzer bir şeyi ortaya çıkarabileceğini iddia ediyor. Benzer şekilde, ketamin gibi anesteziklerin vücuda alınması, ölüme yakın deneyim özelliklerini taklit edebilir.

Diğer teoriler, bazı bitkilerde doğal olarak bulunan ve hayal gördüren bir ilaç olan dimetiltriptamin (DMT) kaynaklı ölüme yakın deneyimler olduğunu göstermektedir. Bir psikiyatri profesörü olan Rick Strassman 1990’dan 1995’e kadar yapılan bir çalışmada insanların DMT enjeksiyonunu takiben ölüme yakın ve mistik deneyimler yaşadıklarını gözlemledi. Strassman’a göre, vücut doğum ve ölümde salınan doğal DMT’ye sahiptir. Ancak, bu görüşü destekleyecek kesin bir kanıt yok. Genel olarak, kimyasal temelli teoriler hassasiyetten yoksundur ve insanların yaşadığı ölüme yakın deneyimin tüm özelliklerini açıklayamaz.

Araştırmacılar ayrıca beyinde oksijen eksikliği olan serebral anoksi ile de ölüme yakın deneyimleri açıklıyorlar. Bir araştırmacı, hızlı ivmelenme sırasında bilinç kaybı yaşayan pilotların tünel vizyonu gibi ölüme yakın deneyim benzeri deneyimler yaşadıklarını gösterdi. Oksijen eksikliği, halüsinasyonlara neden olan temporal lob nöbetlerini de tetikleyebilir. Bunlar ölüme yakın bir deneyime benzer olabilir.

Ancak ölüme yakın deneyimler için en yaygın açıklama, ölmekte olan beyin hipotezidir. Bu teori, ölüme yakın deneyimlerin, hücreler ölmeye başladığında beyindeki aktivitenin neden olduğu halüsinasyonlar olduğunu öne sürüyor. Kriz zamanlarında meydana gelen bu durum, hayatta kalanların anlattığı hikayeleri büyük oranda açıklar. Makul gibi görünen bu teoriyle ilgili sorun, vücut dışı deneyimler gibi yakın ölüm deneyimlerinde ortaya çıkabilecek tüm özellikleri açıklayamamasıdır.

Şu anda, ölüme yakın deneyimlerin neden gerçekleştiğine dair kesin bir açıklama yok. Ancak devam etmekte olan araştırmalar, bu esrarengiz olguyu anlamaya çalışıyor. Paranormal ya da değil, ölüme yakın deneyimler son derece önemlidir. Bazı insanlara anlam, umut ve amaç verirken; başka insanlara ölümden sonra hayatta kalmanın minnettarlığını sağlarlar.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. Kaynak

İngilizcenizin yeterli olduğunu varsayarak kaynak kısmına Psychology Today sitesindeki sorunuzun cevabı olduğunu düşündüğüm 3 makaleyi koyacağım . Umarım yardımcı olabilmişimdir , eğer İngilizce cevabı yeterli görmez iseniz başka yanıtlar da yazacağım .

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
0

SAM Parnia bir doktor. Amerika’da Stony Brook Üniversitesi hastanesinde çalışıyor. Uzmanlık alanı, kalbi durmuş insanları hayata geri döndürmek.

Bu uzmanlık alanı (İngilizcesi ‘resuscitation’ anlamı ‘Hayata döndürmek’ ve galiba bizim tıp literatüründe bu dala ‘resüsitasyon’ deniyor ama emin de değilim) görece yeni bir uzmanlık alanı. Bundan 50 yıl kadar önce CPR cihazları icat edilip durmuş kalbe şok vererek çalıştırmak mümkün olduğundan beri var bu uzmanlık ve giderek gelişiyor.

Aslında çoğu zaman kalbin durmasını izleyen ilk birkaç dakika içinde elektro şokun verilip hastanın hayata döndürülmesi mümkün oluyor ama bazı durumlarda, adıyla söyleyelim hastane şartlarında ve hastanın soğutulmasıyla vs., bu süre 40-45 dakikaya kadar uzayabiliyor.

Böylesine ilginç ve sınırda bir konuda uzmanlaşmak Sam Parnia’ya ‘Ölüm nedir’ sorusunu sordurmuş. Kalbin durması mıdır ölüm? Kural olarak kalbin durmasından yaklaşık 10 saniye sonra beyne de kan gitmediği için bütün beyin aktiviteleri de duruyor./images/100/0x0/55eab951f018fbb8f892a287

Sam Parnia, vücuttaki farklı hücrelerin farklı sürelerde öldüğünü söylüyor. Ona göre ölüm bir an değil bir süreç. ‘Doktorun ölümü ilan ettiği andan saatler sonra bile vücutta bazı hücreler yaşamaya devam ediyor’ diyor.

Tamam ama yaşamaya devam eden hala ‘ben’ miyim? Sam Parnia, yakınlarda bir kitap yayınladı, adı ‘Erasing Death: The Science That is Rewriting Boundaries Betweet Life and Death.’ Kabaca çevirecek olursak şöyle: ‘Ölümü Silmek: Hayatla Ölüm Arasındaki Sınırları Yeniden Yazan Bilim.’

Parnia, kitabında Joe Tirolosi isimli bir hastayı anlatıyor. Tirolosi, hastanenin acil servisine girdiğinde kalp krizi geçirmekteydi. Bir pıhtı kalbini besleyen damarlardan birini tıkamıştı.

Doktorlar onu hemen soğuttular. Ve bu arada damardaki pıhtıyı temizlemek için de çalışmaya başladılar. Tirolosi’nin kalbi, durduktan 45 dakika sonra yeniden çalıştırıldı, bu arada pıhtı temizlenmişti. Hasta uyanır uyanmaz hemşirelere ölü kaldığı sürede çok ilginç bir tecrübe yaşadığını ve anlatmak istediğini söyledi. Dr. Parnia, Tirolosi ile böyle tanışmış.

Gerçekten de, yapılan pek çok çalışma, kalbi durup sonra yeniden çalıştırılan kişilerin yaklaşık yüzde 10’unun uyandıktan sonra ‘Bir şeyler gördüklerini’ anlattığını gösteriyor.

Peki ne görüyorlar? Meşhur hikaye, beyaz bir ışık görmek, ona doğru gitmek vs.

Dr. Parnia, ‘Herkes gördüklerini kendi inanç sistemine, yaşam tarzına göre tarif ediyor. Bir Hindu, Hindu tanrısını görüyor, bir Ateist başka bir varlığı, bir Hristiyan kendi tanrısını vs. Bu neredeyse dünyanın her yerinde aynı’ diyor.

Dr. Parnia’ya göre, ölümden hayata döndürülen ve bu sırada bir şeyler gören hastaların hikayelerini derlemiş. Herkesin anlatımı elbette farklı ama ona göre kalbi duran hastalar, bir sükunet, bir huzur duygusu hissediyor. ‘Bütün anlatımlar bize ölümün korkulacak bir şey olmadığını gösteriyor’ diyor Dr. Parnia.

Anlatılan hikayeler ölümden sonra bir şeyler olduğunu söylüyor ama ne? Dr. Parnia’ya göre bilinç en azından bir süre daha var olmaya devam ediyor. ‘Buna isterseniz ruh deyin isterseniz bilinç, isterseniz benlik, kalbin durması anında bu yok olmuyor, bir süre daha ortalarda oluyor’ diye anlatıyor Dr. Parnia.

Buradan, bu köşede de zaman zaman sorulan, bilim dünyasının da yıllardır tartıştığı konuya geliyoruz: Bir bilincimiz ve dolayısıyla özgür irademiz var mı, beynimizin fonksiyonlarını sadece kimyasal reaksiyonlar olarak mı tanımlamalıyız?/images/100/0x0/55eab951f018fbb8f892a289

Bazı okuyucular öyle okumaya çok yatkınlar, elbette bu anlatılanları ‘Ruhun varlığı’ diye okumak da mümkün ama Dr. Parnia oraya girmiyor; o bir bilim insanı ve bilimsel yöntemle kanıtlayabileceğinin peşinde, inanca dayalı spekülasyonlarla, dogmalarla ilgilenmiyor.

Ama geçen hafta The Wired dergisinde yayınlanan söyleşisinden anlıyorum ki Dr. Parnia özellikle beyinle ilgili son dönemde patlama yaşayan araştırmalar konusunda hem şüpheci hem de çok açık fikirli.

Yeni beyin görüntüleme teknikleri sayesinde çok büyük bir ilerleme olduğunu, beynin haritasının çıkarılmakta olduğunu o da söylüyor, ‘Ama’ diyor, ‘Bulunan şeyler aslında ilişkilendirme, bir nedenselliği hala bulabilmiş değiliz, sadece belirli duygu ve davranışlarla beynin belirli bir bölgesini ilişkilendiriyoruz. Neden sorusuna ve nasıl sorusuna cevabımız hala yok.’

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. HÜRRİYET Kaynak

Ölüme Yakın Deneyimleri Anlamak İçin Yeni İpuçları Bulundu

Araştırmalar belirli psikoaktif ilaçlarla paralellik buluyor

Vücudunuzdan uzaklaşıp kendi yüzünüze bakarken yoğun bir mevcudiyet hissini, hayatınızdaki en gerçek, en gerçek deneyimi hissettiğiniz bir rüya hayal edin. Hayatınızın anıları yanıp sönerken bir korku sancısı yaşarsınız, ama sonra aşkın bir eşiği geçersiniz ve bir mutluluk hissiyle aşılırsınız. Ölümü düşünmek birçok insan için korku uyandırsa da, bu olumlu özellikler, ölümün eşiğine ulaşanların yalnızca iyileşmek için yaşadıkları ölüme yakın deneyimlerin (ÖYD'ler) bazılarında bildirilmiştir.

ÖYD'lerin açıklamaları karakter ve içerik bakımından oldukça tutarlıdır. Bu deneyimlerin içeriği yaygın bir şekilde kişinin hayatının "gözlerinin önünde yanıp söndüğü" anılarını ve aynı zamanda bedeni terk etme hissini, genellikle kendi yüzünü ve vücudunu görerek, bir tünelden bir ışığa doğru mutlulukla seyahat etmeyi ve "birde" hissetmeyi içerir. evrensel bir şey.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, çoğu ÖYD'leri ölümden sonraki yaşamın, cennetin ve tanrının varlığının kanıtı olarak görmüştür. Bedeni terk etme ve evrenselle mutlu bir birlikteliği, ölümde bedeni terk eden ve cennetsel mutluluğa doğru yükselen ruhlar hakkındaki dini inançlardan neredeyse kaleme alınmış gibi görünüyor. Ancak bu deneyimler çok çeşitli kültürler ve dinler arasında paylaşılmaktadır, bu nedenle bunların hepsinin belirli dini beklentilerin yansıması olması muhtemel değildir. Bunun yerine, bu benzerlik ÖYD'lerin dini veya kültürel beklentilerden daha temel bir şeyden kaynaklanabileceğini öne sürüyor. Belki de ÖYD'ler, ölüme yaklaşırken beynin nasıl işlediğindeki değişiklikleri yansıtıyor.

Pek çok kültür, ölüme yakın deneyimlerle benzerlikleri olan aşkınlık duygularını uyandırmak için dini uygulamanın bir parçası olarak uyuşturucu kullanır. ÖYD'ler beyin biyolojisine dayanıyorsa, ÖYD benzeri deneyimlere neden olan ilaçların eylemi, ÖYD durumu hakkında bize bir şeyler öğretebilir. Tabii ki ÖYD'leri çalışmanın önemli teknik engelleri vardır. Hayvanlardaki deneyimi incelemenin bir yolu yoktur ve bir hastayı ölümün eşiğinde kurtarmak, onlarla ÖYD'leri hakkında görüşmekten çok daha önemlidir. Dahası, dini devletleri tetiklemek için kullanılan ilaçların çoğu yasa dışıdır ve bu da etkilerini inceleme çabalarını karmaşıklaştırır.

ÖYD'ler sırasında beyne ne olduğunu doğrudan incelemek imkansız olsa da, onlardan toplanan hikayeler dilbilimsel analiz için zengin bir kaynak sağlar. Büyüleyici yeni bir çalışmada , ÖYD hikayeleri en çok ölüme yakın bir deneyim gibi bir deneyime neden olan bir ilacı tanımlamak için dilsel olarak uyuşturucu deneyimi anekdotlarıyla karşılaştırıldı. Dikkat çekici olan, bunun ne kadar hassas bir araç olduğu. Hikayeler genellikle olaydan yıllar sonra verilen açık uçlu öznel açıklamalar olsa da, dilbilimsel analiz yalnızca belirli bir uyuşturucu sınıfına değil, aynı zamanda ÖYD'lere çok benzer deneyimlere neden olan belirli bir ilaca da odaklandı.

Bu yeni çalışma , ÖYD bildiren 625 kişinin hikayelerini 165 farklı psikoaktif uyuşturucudan birini almış 15.000'den fazla kişinin hikayeleriyle karşılaştırdı. Bu hikayeler dilbilimsel olarak analiz edildiğinde, ölüme yakın anılar ile belirli bir uyuşturucu sınıfı kullananlar için uyuşturucu deneyimleri arasında benzerlikler bulundu. Özellikle bir ilaç olan ketamin, ÖYD'ye çok benzer deneyimlere yol açtı. Bu, ölüme yakın deneyimin, beyindeki ketamin gibi ilaçlar tarafından hedeflenen aynı kimyasal sistemdeki değişiklikleri yansıtabileceği anlamına gelebilir.

Araştırmacılar, uzun yıllar boyunca topladıkları ÖYD öykülerinin geniş bir koleksiyonundan yararlandılar. Araştırmacılar, ÖYD'leri uyuşturucu deneyimleriyle karşılaştırmak için , uyuşturucular ve çeşitli maddelerle ilgili ilk elden deneyimleri anlatan açık kaynaklı bir hesap koleksiyonu olan Erowid Deneyim Kasalarında bulunan geniş bir uyuşturucu deneyimi anekdot koleksiyonundan yararlandı .

Bu çalışmada ÖYD yaşayanlarla uyuşturucu kullananların hatıraları dilsel olarak karşılaştırılmıştır. Hikayeleri tek tek kelimelere bölündü ve kelimeler anlamlarına göre sıralandı ve sayıldı. Bu şekilde, araştırmacılar aynı anlama sahip kelimelerin her bir hikayede kaç kez kullanıldığını karşılaştırabildiler. Uyuşturucuyla ilgili ve ölüme yakın deneyimlerin içeriğini karşılaştırmak için hikaye içeriğinin bu sayısal analizini kullandılar.

Bu karşılaştırmalara dahil edilen ilaçların her biri, beyindeki belirli bir nörokimyasal sistemle etkileşime girme yeteneklerine göre kategorize edilebilir ve her ilaç belirli bir kategoriye (antipsikotik, uyarıcı, psikedelik, depresan veya yatıştırıcı, hezeyan veya halüsinojen) girer. Aynı uyarıcı ilaç sınıfındaki bir uyarıcı ilacın hesapları diğeriyle karşılaştırıldığında çok az benzerlik bulundu ve uyarıcı ilaç deneyimi ve ÖYD'ler arasında varsa çok az benzerlik bulundu. Aynı şey depresanlar için de geçerliydi. Halüsinojenlerle ilgili hikayeler, antipsikotikler ve hezeyanlarla bağlantılı hikayeler gibi birbirine çok benziyordu. Uyuşturucu etkilerinin hatıraları ÖYD'ler ile karşılaştırıldığında, halüsinojenler ve halüsinojenler hakkındaki hikayeler ÖYD'ler ile en büyük benzerliklere sahipti. NDE'lere en yüksek benzerliği gösteren ilaç halüsinojen ketamindi. Hem ÖYD'lerin hem de ketamin deneyimlerinin tanımlarında en güçlü şekilde temsil edilen kelime ÖYD'lere eşlik eden var olma hissini vurgulayan "gerçeklik" idi. Her iki deneyim için ortak olan sözcükler listesinin başında, algı (testere, renk, ses, görme), vücut (yüz, kol, ayak), duygu (korku) ve aşkınlık (evren, anlama, bilinç) ile ilgili olanlar vardı.

Araştırmacılar daha sonra kelimeleri ortak anlamlarına göre beş büyük ana gruba ayırdılar. Bu temel bileşenler, algılama ve bilinç, uyuşturucu bağımlılığı, olumsuz duygular, ilaç hazırlama ve ayrıca hastalık durumu, din ve töreni içeren bir grupla ilgiliydi. ÖYD'ler, algılama ve bilinç, din ve tören, hastalık durumu ve uyuşturucu hazırlama ile ilgili bu bileşenlerden üçünü yansıtıyordu. Algı ve bilinçle ilgili bileşen "Bak / Ben" olarak etiketlendi ve renk, görme, desen, gerçeklik ve yüz gibi terimleri içeriyordu. "Hastalık / Din" bileşeni kaygı, tören, bilinç ve benlik gibi unsurları içerirken, "Yap / Yap" ile ilgili bileşen hazırlama, kaynatma, koklama ve tören gibi unsurları içeriyordu.

ÖYD'lere benzer deneyimlere neden olan diğer ilaçlar arasında LSD ve N, N-Dimetiltriptamin (DMT) bulunur. Ünlü halüsinojen LSD, ölüme yakın olay kardiyak arrest nedeniyle meydana geldiğinde NDE'lere ketamine benzerdi. DMT, Güney Amerika bitkilerinde bulunan ve şaman ritüellerinde kullanılan bir halüsinojendir. ÖYD'ler gibi deneyimlere neden oldu ve beyinde de yapıldı , bu da endojen DMT'nin ÖYD'leri açıklayabileceği spekülasyonlarına yol açtı. Bununla birlikte, DMT seviyelerinin ölüme yakın insan beyninde anlamlı bir şekilde değişip değişmediği bilinmemektedir, bu nedenle fenomendeki rolü tartışmalıdır.

Bu çalışmanın önemli zayıf yönleri var çünkü tamamen öznel raporlara dayanıyor - bazıları olaydan on yıllar sonra alındı. Benzer şekilde, Erowid koleksiyonundaki hesapları kanıtlamanın bir yolu yoktur, çünkü herhangi bir bireyin, iddia ettiği veya aldığına inandığı ilacı aldığını kanıtlamanın bir yolu yoktur. Bu, bu şekilde türetilen hikayelerin dilbilimsel bir analizinin ÖYD'lere benzerlikleri bakımından farklı ilaç sınıfları arasında ayrım yapabilmesini daha da dikkate değer kılar.

Ölüme yakın deneyimler ile ketamin alma deneyimi arasında bağlantı kurmak provokatiftir, ancak ikisinin de beyindeki aynı kimyasal olaylardan kaynaklandığı kesin olmaktan uzaktır. Kritik hastalardaki nörokimyasal değişiklikleri ölçmek gibi bu hipotezi kanıtlamak için gereken çalışma türleri, hem teknik hem de etik açıdan zorlayıcı olacaktır. Ancak yazarlar bu ilişkinin pratik bir uygulamasını önermektedir. Ölüme yakın deneyimler (ÖYD'ler) dönüşümsel olabileceğinden ve ölümle ilgili korkusuzluk hissi de dahil olmak üzere bunları yaşayanlar üzerinde derin ve kalıcı etkilere sahip olduğundan, yazarlar ketaminin ölümcül hastalıkta ÖYD benzeri bir durumu tetiklemek için terapötik olarak kullanılabileceğini öne sürüyorlar. hastaları, ölümle ilgili endişelerini gidermek için yaşayabileceklerinin bir “önizlemesi” olarak.panik veya aşırı kaygı, müdahalenin amacını ortadan kaldırabilecek etkiler.

Daha da önemlisi, bu çalışma ölümün psikolojik belirtilerini açıklamaya yardımcı oluyor. Bu bilgi nihayetinde bu kaçınılmaz yok oluş korkusunu hafifletmeye herhangi bir ilaç dozundan daha fazla katkıda bulunabilir.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. Scientific American Kaynak
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Şarlatanlar her zaman öncüdürler. Astrolojiden astronomi, simyadan kimya, hipnozcudan deneysel psikoloji doğmuştur. Bugünün sahtekarı, yarının profesörü olacaktır.”
Arthur Conan Doyle