Sorulara Dön
3
Sosyal Bilimler

Neden dünya adil değil?

Dünya neden adil değil

2
450 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip (1)
Paylaş
Reklamı Kapat
2 Cevap

Merhaba.Medeniyet şafağını söktüğünden beri insanlık hep bu sorunun üzerine kafa yormuş.Belki büyük bir iddia ama dinler,kişisel inançlar bu sorunun mantıklı bir cevabı verilemediği için ortaya çıktığını düşünüyorum.Konuyla ilgili "İlk 1 saniye" adlı Prof.Dr.Ali Demirsoy'un kaleme aldığı kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.Bu soru bize has bir soru.Bir fil'in,"dünya ne kadar adaletsiz? Ben bu heybetimle neden et yemiyorum arkadaş?" dediğini duymanız imkansız yakındır.Ya da bi kedi,"bu kadar tatlılığımla ben neden çöplerde yaşamak zorundayım da benden daha az tatlı olan kediler, ballar, kaymaklar -bir de çok sevdiğim için mamalar içinde -yaşıyor?" dediğini de duymazsınız.Belki biz hissedemesek te bunu diyorlardır.Kim bilir.Ancak doğaya baktığımızda adalet kavramının,en azından bizim tanımımızla adalet kavramının hemen hemen hiç bir yerde tezahür etmediği görülür.Düşünür müsünüz,dallı budaklı güzelce boynuzlu bir geyiksiniz ve hayatta hiçbir suçunuz olmadığı halde su içerken, leoparın biri saatte 60km/s hızla gelip kafanızı löp diye koparıyor.Bu adalet mi? Bence değil.Ancak madalyonun diğer bir tarafı var: leopar o geyiği yemezse kendisi ölecek.Demek ki yaşayabilmek için böyle soyut kavramlara kafa yormak yerine hayatta kalabilmek için avantajlı olan yönlerimize ağırlık vermeliyiz.Bundan sonra artık bir "reason" neden yoktur.Öleceksin da bundan daha temel neden mi olur? Neden ölmemeliyiz diye de sorarsanız,çünkü canlı ve canlılık emaresi gösteren(virüsler vs) her şey gibi bizim de kodlarımızda ölmemek var.(Örneğin Yeni doğan bir bebek ağlar çünkü ağlama sesi çevreden yardım istemektir,ölmemek için.) Neden kod.. Bunların arkası gelmez çünkü lanet olası, her şeyi düşünebiliyoruz.

İnsanlar adalet ister çünkü savunmasız ve güçsüz oldukları için, kendilerine zarar veren herhangi bir şeye karşılık veremedikleri zaman; kendisinden daha büyük bir gücün kendisine zarar verene zarar vermesini ister.Bunda haklıdır.Çünkü ne yapacak ki başka? İşte tam bu noktada üstün,yüce inançlarımız,"Allaha havale etmelerimiz","Cehennemde yanasın inşallahlarımız" "Yaptığın yanına kalmasınlarımız" başlar.Öte yandan gelir adaletsizliklerine baktığımız zaman bu noktada çok fazla faktörün devrede oldğunu görürüz.Neden Gürcistan'da iş bulamayan -bizatihi bildiğim için- bir doktor varken USA'de milyonlarca dolar kazanan doktorlar var? Bunlar artık felsefi soruların dışına çıkarak politikaya ve alınan doğru kararların sonuçlarına gider.Bundan sonra artık yukarıda bahsettiğim "Geyik-Leopar" metaforuna evrilir çünkü soyut bir nedensellik yerine somut veriler devreye girer."Geyik-Leopar" metaforunda bu yiyecek iken,bizlerde para ve dolayısıyla sosyal statü veya sınıflara evrilir."Neden gelir adaletsizliğinin olduğu bir dünyada yaşıyoruz?" sorusunu bu noktada Bill Gates'e sorarsanız, alıntı yapıyorum şu cevabı veriyor: "Dünyaya fakir gelmen senin suçun değil,ama fakir ölmen senin suçun."Bundan daha enfes bir cevap düşünemiyorum.Çünkü ne olacaktı başka? Bireysellikten imtina edip toplumsalcı olmayı beklerseniz, bu sorunun cevabını en fazla Allah uzun ömür versin 80-90 yıl daha düşünürsünüz ve cevaplarınız da sizi tatmin etmeye çok uzak olur.

598 görüntülenme
2
Teşekkür (2)
Paylaş
2

Soruya materyalist açıdan baktığımızda dünyanın adil olmamasının pek çok sebebi olabilir. Adalet kavramı Arapça kökeni itibarıyla "denge" anlamı taşıyor. Gerçekten de dünyada pek çok adaletsizlik, dengesizlik, görmek mümkün. Ekonomik dengesizliği ele alalım. Küresel anlamda ekonomik dengesizliğin sebebinin esas olarak üretim araçlarında tek tek bireylere verilen malik olma yetkisinin, mülkiyet hakkının, olduğunu düşünüyorum. Bu hak, sahibine hukuken üç yetki tanır: kullanma, yararlanma ve tasarruf... Özellikle tasarruf yetkisi mülkiyet hakkına karakteristik özelliğini verir. Bu yetki sayesinde ancak malik, mülkiyetindeki eşyayı satabilir, kiralayabilir, bağışlayabilir, yok edebilir; eğer o eşya aynı zamanda üretim aracıysa o eşyada diğer kişileri ücret karşılığı çalıştırabilir. Kendi mülkiyetindeki üretim aracında, örneğin bir fabrikada, kimi, ne kadar süreyle ve ne ücretle çalıştıracağını mülkiyet hakkı dolayısıyla malik belirler. Öte yandan bunun yaratacağı bir takım dengesizlikleri engellemek amacıyla özellikle günümüzde bir takım sınırlar öngörülmüştür. Bu sınırlar mülkiyet hakkının varlığını tanımakla birlikte bir takım çerçeve öngörür. Örneğin bugün Türkiye'de Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen bir komisyon tarafından asgari ücret her yıl yeniden belirlenmektedir. Bir kişi, örneğin fabrikasında, mülkiyet hakkına sahip olsa dahi o fabrikada çalıştıracağı kişilere aylık olarak en az bu ücreti ödeyecektir. Bu gibi hukuki sınırlamaların yanı sıra piyasadan kaynaklı doğal sınırlamalar da mevcuttur. Ancak burada esas olarak söylemek istediğim şey tıpkı monarşilerde monarka siyasi olarak verilen yetkilerin bir takım dengesizliklere sebep olması gibi kapitalist sistemlerde de tek tek bireylere verilen üretim araçlarına malik olma yetkisinin bir takım dengesizliklere sebep olduğu ve hatta bunların (monarşilerin sınırlandırılmasını, meşruti monarşileri, hatırlatırcasına) bir takım düzenlemelerle giderilmeye çalışıldığı olgusudur. Üretim araçları üzerindeki mülkiyet hakkının toplumlarda ne gibi sonuçlara sebep olduğu üzerine düşünelim. Bu hak sayesinde bir takım insanlar bu araçlara maliktir ve geçimlerini bu araçlarda başka kişileri çalıştırarak sağlar. Esasen örneğin bir fabrikanın işletilmesinde malikin herhangi bir katkıda bulunmasına gerek yoktur. Fabrikanın idari anlamda işletilmesinde dahi patronun kendisi çalışmamakta, başkalarını çalıştırmaktadır. Öte yandan geri kalan diğer insanlar bu araçlara malik olmadıklarından ve yaşamak için paraya ihtiyaç duyduklarından geçimlerini bu araçlarda ücret karşılığı çalışarak sağlar. Marksist literatürde birinci tip insanların oluşturduğu sınıfa burjuvazi, ikinci tip insanların oluşturduğu sınıfa ise proletarya denir. Bu cümlelerden doğan sonucu önerme olarak ifade etmek gerekirse "proletarya yaşamak için burjuvaziye emeğini satar". Burada sosyolojik olarak "emeğin değeri" konusu gündeme geliyor. "Emeğin değerinin nasıl belirleneceği" sorunu günümüzde de ciddi biçimde tartışılıyor. Burada kapitalist sistem temelinde düşünecek olursak proletarya/işçiler burjuvaziye/patronlara "emeğini" satmaktadır. Yani işçinin patrona maddi olarak verdiği hizmet işçinin "enerjisidir". Bu nedenle kapitalizme göre patronun vereceği ücret esas olarak o işçinin enerjisini geri kazanması için gerekli değer olmalıdır. Nitekim bugün Türkiye'de de asgari ücret "açlık sınırına" göre belirlenmektedir. Öte yandan bunun bir diğer sonucu açlık sınırında ücret elde eden işçilerin gıda ihtiyacı dışındaki ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanacağı olgusudur. Bir yandan patronlar işçilerin emeğini satın alarak o emek sayesinde soyut olarak mülkiyet hakkı sahibi oldukları fabrikalarında ürünler elde etmekte ve o ürünlerin satışından gelir kazanmakta öbür yanda işçiler ücretleri açlık sınırında olduğu için borçlanmadan yaşayamamaktadır. Her ne kadar KOBİ'ler (küçük ve orta büyüklükteki işletmeler), vergilendirme sisteminin de bozuk olmasının etkisiyle işçiye açlık sınırından yukarı ücreti vermekte güçlük çekse de esas olarak büyük işletmelere bakıldığında şirketler (üretim araçlarına malik tüzel kişiler) açlık sınırında ücret verdikleri işçilerin emekleriyle kendi fabrikalarında üretilen ürünlerden ciddi anlamda "artı değer" kazanmaktadır. Kapitalizmin teknolojik ilerleme için ihtiyaç duyduğu sermaye birikimi de buradan gelmektedir. Daha açık ifade etmek gerekirse bir işçi patronuna emeğini satmakta, bunun sonucunda o patronun fabrikasının bir takım değerler üretmekte, üretilen değerde mülkiyet hakkı iddia etmemekte, bu değerleri "üretim araçlarındaki mülkiyet hakkı gereği" patrona vermekte, emeğinin karşılığını ise ücret cinsinden elde etmektedir. Üretilen ürünlerin değerinden ücret çıkarıldığından artan değere de "artı değer" denmektedir. Bazı işletmeler (örneğin KOBİ'ler) bu artı değeri çeşitli sebeplerle elde edemez ya da etkili bir şekilde kullanamazken bazı işletmeler (örneğin küresel şirketler) bu artı değerden ciddi anlamda sermaye kazanmaktadır. Sonuç olarak da küresel ölçekte ciddi gelir dengesizlikleri/adaletsizlikleri meydana gelmektedir.

249 görüntülenme
0
Teşekkür (1)
Paylaş
0
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın