Bu soruya cevap vermeden önce, beynimizin bize oynadığı küçük bir evrimsel oyunu anlamamız gerekir. İnsan, hayatta kalma güdüsüyle sürekli daha fazlasını istemeye ve elde ettiği yeni standartlara (yeni bir ev, yeni bir maaş, yeni bir eş) hızla alışmaya programlanmıştır. Bu nedenle mutluluğu dışsal koşulların mükemmelliğinde veya anlık hazların peşinde aramak, sonu gelmeyen bir koşu bandında koşmaya benzer.
Peki mutluluğu nerede aramalıyız? Mutluluğun kaynağı tek bir noktada değil; insanın kendiyle, çevresiyle ve yaşamın kaçınılmaz acılarıyla kurduğu dengede saklıdır.
Mutluluk denilince akla genellikle Aristoteles'in Eudaimonia (erdemli ve anlamlı yaşam) kavramı gelse de, insanın günlük hayattaki mutluluk arayışını en gerçekçi şekilde tanımlayan filozof bence Epiküros'tur.
Günümüzde "Epikürcülük" yanlış anlaşılarak sürekli yeme-içme ve haz peşinde koşma olarak bilinir. Oysa Epiküros'un mutluluk tanımı son derece sade ve vurucudur: Mutluluk, bedende acının, ruhta ise çalkantının olmaması halidir. Buna "Ataraksia" (ruhsal dinginlik, sarsılmazlık) adını verir.
Epiküros arzularımızı üçe ayırır:
Doğal ve zorunlu olanlar: Yemek, içmek, barınmak, dostluk. (Mutluluğun asıl kaynağı burasıdır.)
Doğal olup zorunlu olmayanlar: Lüks yemekler, şatafatlı evler.
Ne doğal ne de zorunlu olanlar: Şöhret, güç, sınırsız zenginlik.
Epiküros'a göre insan, mutluluğu 3. maddeye ulaşmakta aradığı için mutsuzdur. Oysa gerçek ve kalıcı mutluluk, 1. maddedeki temel ihtiyaçların karşılandığı, sağlam dostlukların kurulduğu ve zihnin gereksiz korkulardan (ölüm korkusu, gelecek kaygısı) arındırıldığı o sessiz dinginlik halindedir.
Epiküros'un binlerce yıl önce felsefeyle ulaştığı bu dinginlik halini, modern psikoloji de destekliyor. Pozitif psikolojinin kurucularından Martin Seligman, kalıcı mutluluğu sadece anlık neşe olarak değil; PERMA modeliyle (Olumlu Duygular, Akış/Bağlanma, İlişkiler, Anlam ve Başarı) açıklar. Yani sevdiğiniz bir işi yaparken zamanı unutmak, sağlam sosyal bağlar kurmak ve hayatınızda kendinizden daha büyük bir "anlam" bulmak mutluluğun asıl formülüdür.
Mutluluk, peşinden koşarak yakalanacak bir hedef, ulaşıldığında biten bir varış noktası veya her şeyin kusursuz olma hali değildir. Hayatın her zaman istediğimiz gibi gitmeyeceğini kabullenmek; fakat buna rağmen bir akşamüstü içilen çayda, derin bir dost sohbetinde veya sadece kendi başımıza kaldığımız o dingin anlarda yaşamı "fark edebilme" becerisidir. Mutluluk aranan değil, inşa edilen ve fark edilen bir haldir.