Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Sorulara Dön
Anonim
Anonim Üye 1 gün önce
6

Ödüllü Soru Mutluluğun kaynağı ne?

İnsan mutluluğu nerede aramalıdır? Bu soruya en çok yaklaşan filozof sizce kimdir ve mutluluğu nasıl tanımlar?
3 Cevap - 438 görüntülenme
Cevap Ver 500 UP
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
3 Cevap
Bilge Su Öney
Bilimsel bilgileri araştırıp öğrenmeye çalışıyorum 5 saat önce

Bu soruya cevap vermeden önce, beynimizin bize oynadığı küçük bir evrimsel oyunu anlamamız gerekir. İnsan, hayatta kalma güdüsüyle sürekli daha fazlasını istemeye ve elde ettiği yeni standartlara (yeni bir ev, yeni bir maaş, yeni bir eş) hızla alışmaya programlanmıştır. Bu nedenle mutluluğu dışsal koşulların mükemmelliğinde veya anlık hazların peşinde aramak, sonu gelmeyen bir koşu bandında koşmaya benzer.

Peki mutluluğu nerede aramalıyız? Mutluluğun kaynağı tek bir noktada değil; insanın kendiyle, çevresiyle ve yaşamın kaçınılmaz acılarıyla kurduğu dengede saklıdır.

Mutluluk denilince akla genellikle Aristoteles'in Eudaimonia (erdemli ve anlamlı yaşam) kavramı gelse de, insanın günlük hayattaki mutluluk arayışını en gerçekçi şekilde tanımlayan filozof bence Epiküros'tur.

Tüm Reklamları Kapat

Günümüzde "Epikürcülük" yanlış anlaşılarak sürekli yeme-içme ve haz peşinde koşma olarak bilinir. Oysa Epiküros'un mutluluk tanımı son derece sade ve vurucudur: Mutluluk, bedende acının, ruhta ise çalkantının olmaması halidir. Buna "Ataraksia" (ruhsal dinginlik, sarsılmazlık) adını verir.

Epiküros arzularımızı üçe ayırır:

Doğal ve zorunlu olanlar: Yemek, içmek, barınmak, dostluk. (Mutluluğun asıl kaynağı burasıdır.)

Doğal olup zorunlu olmayanlar: Lüks yemekler, şatafatlı evler.

Tüm Reklamları Kapat

Ne doğal ne de zorunlu olanlar: Şöhret, güç, sınırsız zenginlik.

Epiküros'a göre insan, mutluluğu 3. maddeye ulaşmakta aradığı için mutsuzdur. Oysa gerçek ve kalıcı mutluluk, 1. maddedeki temel ihtiyaçların karşılandığı, sağlam dostlukların kurulduğu ve zihnin gereksiz korkulardan (ölüm korkusu, gelecek kaygısı) arındırıldığı o sessiz dinginlik halindedir.

Epiküros'un binlerce yıl önce felsefeyle ulaştığı bu dinginlik halini, modern psikoloji de destekliyor. Pozitif psikolojinin kurucularından Martin Seligman, kalıcı mutluluğu sadece anlık neşe olarak değil; PERMA modeliyle (Olumlu Duygular, Akış/Bağlanma, İlişkiler, Anlam ve Başarı) açıklar. Yani sevdiğiniz bir işi yaparken zamanı unutmak, sağlam sosyal bağlar kurmak ve hayatınızda kendinizden daha büyük bir "anlam" bulmak mutluluğun asıl formülüdür.

Mutluluk, peşinden koşarak yakalanacak bir hedef, ulaşıldığında biten bir varış noktası veya her şeyin kusursuz olma hali değildir. Hayatın her zaman istediğimiz gibi gitmeyeceğini kabullenmek; fakat buna rağmen bir akşamüstü içilen çayda, derin bir dost sohbetinde veya sadece kendi başımıza kaldığımız o dingin anlarda yaşamı "fark edebilme" becerisidir. Mutluluk aranan değil, inşa edilen ve fark edilen bir haldir.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
184.1K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 1 gün önce

Merhaba

Bazen durup kendime şunu soruyorum. “Ben gerçekten mutlu muyum, yoksa sadece günleri mi geçiriyorum?” Bu soru ilk bakışta basit gibi ama içine girdikçe insanı biraz huzursuz eden bir tarafı var. Çünkü çoğu zaman mutluluğu çok büyük şeylerde aradığımı fark ediyorum her şeyin yolunda gitmesi, hayal ettiğim hayatı yaşamam, hiçbir eksik kalmaması gibi. Ama sonra dönüp baktığımda, aslında beni en çok etkileyen anların bunlar olmadığını görüyorum.

Bir akşamüstü yorgun argın otururken gelen bir iç huzuru, beklemediğim bir anda edilen samimi bir sohbet ya da sadece kendi kendimle kaldığım bir an. Bunlar çok küçük gibi görünüyor ama içimde daha kalıcı bir iz bırakıyor. O zaman şunu anlıyorum belki de mutluluk, peşinden koştuğum bir hedef değil; fark etmeyi çoğu zaman unuttuğum bir hal ve belki de asıl mesele, hayatı mükemmel yapmak değil, içinde zaten var olan o küçük, sessiz iyi hisleri kaçırmamayı öğrenmek. Mutluluğun kaynağı tek bir yerde değil, aslında insanın kendiyle, başkalarıyla ve dünyayla kurduğu ilişkilerin tam ortasında bir yerde duruyor. Bu yüzden ona tek bir cevap vermek zor; ama farklı açılardan bakınca yavaş yavaş şekilleniyor.

Tüm Reklamları Kapat

Felsefi açıdan bakarsak, mutluluk çoğu zaman “nasıl yaşamalıyım?” sorusuna verilen cevapla ilgili. Aristoteles mutluluğu bir duygu değil, bir “iyi yaşama hali” olarak görür. Ona göre mutlu olmak, erdemli bir hayat sürmekle ilgili; yani doğru olanı yapmak, potansiyelini gerçekleştirmek. Bu bakışta mutluluk gelip geçen bir his değil, bir yaşam biçimi. Friedrich Nietzsche gibi düşünürler bu fikri biraz sarsar; ona göre mutluluk rahatlıkta değil, mücadelede ve anlam yaratmada gizlidir. Yani bazen acı çekmek bile, eğer hayatına bir anlam katıyorsa, mutluluğun bir parçası olabilir.

Psikolojik açıdan baktığımızda iş biraz daha iç dünyaya kayıyor. Modern psikoloji, özellikle Martin Seligman ile birlikte şunu söylüyor. Mutluluk sadece haz almak değil; anlam, bağlılık ve başarı gibi şeylerin birleşimi. Bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini unuttuğun anlar var ya, işte o “akış” hali gerçek mutluluğun güçlü parçalarından biri. Ayrıca insanın kendini değerli hissetmesi, sevildiğini bilmesi ve bir şeye ait olması da çok kritik. Yani mutluluk biraz da zihnin nasıl çalıştığıyla ilgili aynı hayatı yaşayan iki insan, biri mutlu diğeri mutsuz olabilir.

Sosyolojik açıdan ise iş daha da genişliyor. Çünkü insan tek başına mutlu olabilen bir varlık değil. Aile, arkadaşlıklar, toplumdaki yerin, ekonomik koşulların hepsi mutluluğu etkiliyor. Güçlü sosyal bağları olan insanların daha mutlu olduğu çok net bir gerçek. Yalnızlık, modern dünyanın en büyük mutsuzluk kaynaklarından biri haline gelmiş durumda. Ayrıca toplumun sana sunduğu “başarı” ve “mutluluk” tanımı da seni etkiliyor. Sürekli daha fazlasını istemeye yönlendiren bir sistemde, elindekilerle mutlu olmak zorlaşabiliyor.

Samimi olmak gerekirse, mutluluk biraz da kabullenmekle ilgili. Hayatın her zaman istediğin gibi gitmeyeceğini kabul etmek, ama buna rağmen küçük şeylerde bile bir anlam bulabilmek. Bazen bir çay içmek, bazen sevdiğin birinin sesi, bazen de sadece huzurlu bir akşam .Mutluluk çoğu zaman büyük anlarda değil, fark edilmeyen küçük anlarda saklı.

Tüm Reklamları Kapat

Kısacası mutluluk ne sadece içimizde, ne sadece dışarıda. Ne tamamen düşüncede, ne tamamen koşullarda. İkisinin arasında bir denge. Kendinle barıştığın, başkalarıyla bağ kurabildiğin ve hayatına bir anlam katabildiğin yerde yavaş yavaş ortaya çıkan bir şey. Belki de en doğrusu şu mutluluk aradığın bir şey değil, fark ettiğin bir şey.[1]

Teşekkür ederim.



Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tanya Çelebi
Tanya Çelebi
20.4K UP
Çocuk hikayeleri çevirmeni/derlemecisi 21 saat önce

Bu soruya halihazırda güzel bir yanıt yazılmış olduğundan, ona eklenecek, bir şiirin birkaç dizesi geldi aklıma... "Tohumumun sırrını yaşarım ben, sonuna dek, başka tasam yoktur. İçimdeki Tanrısallığa ve Kutsallığa güvenirim. Çünkü insanın yurdu ya içindedir ya hiçbir yerde. Her ne zaman üzgün olduğumda ya da hayatı katlanılmaz bulduğumda bir Ağaç bana der ki, "Sus ve bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor da değil. Çocuksu düşünceler bunlar. Bırak konuşsun içindeki Tanrı , o zaman susarlar." Lakin uludur Ağaçlar, senden ulu, tıpkı uzun soluklu ve dingin yaşamlarının seninkinden uzun olduğu gibi. Lakin bilgedir Ağaçlar senden bilge; onları dinlemediğin sürece. Ama her ne zaman onları dinlemeyi öğrendiğinde, işte o zaman ne Ağaç olmak istersin ne başka bir şey. Artık kendinden başka hiçbir şey olmak istemezsin. İşte budur yurt, budur mutluluk... (Hermann Hesse- Ağaçlar)



Tüm Reklamları Kapat

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Düşünmek, kimsenin vergilendiremeyeceği tek şeydir."
Charles F. Kettering
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)