Evrim Ağacı LogoEvrim Ağacı
  • Keşfet
  • Aktif Kullanıcılar
  • Uygulamayı İndir
  • Videolar

  • Güncel Makaleler
  • Bilimdeki Son Gelişmeler
  • EA Akademi
  • Kategoriler
  • Rastgele Makale
  • Bilim Sözlüğü

  • Size Özel
  • EA Sosyal & Gönderiler
  • Soru & Cevap
  • Argümanlar
  • Münazara
  • Podcast
  • Etkinlik & İlan
  • Eser
  • Söz
  • Blog
  • Quiz & Anket
  • Oyun
  • Keşif Kulübü

  • Yaşam Ağacı
  • NASA APOD
  • Sismik Harita
  • Periodum
  • Agora Bilim Pazarı
  • Bilim Turları
  • Premium
  • Darvin
  • Apex Notepad
  • Notopod

©2010-2026 Evrim Ağacı
©2010-2026 Evrim Ağacı
Premium
Sorulara Dön
Erol Sait Sarıkaya
Erol Sait Sarıkaya
ÜyeFelsefe
Mülkiyet hırsızlık mıdır?
Pierre Joseph Proudhon 1840'ta yazdığı eseri ile ''Mülkiyet Hırsızlıktır'' diyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
784 görüntülenme
Cevap Ver
2
Paylaş
2 Cevap Bulundu.
Genç Mühendis
Genç Mühendis
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Ah şu romantik anarşistler. Genel olarak böyle özgürlükçü insanların kafaları da düşünceleri de bi tuhaf oluyor.

Mülkiyeti kimden çalıyorlar öyleyse? Bir başka hırsızdan mı? Her Allah’ın kuluna hırsız deniliyor öyleyse. Mülkiyetin olmadığı bir toplum ve ekonomik sistem mümkün olabilir mi?

Olamaz elbette. Özgürlük bu demek değildir. Ben komünist bir birey olarak üretim araçlarının devlet kontrolünde olmasına ve burjuva gibi piyasaları kontrol eden bir sınıfın oluşmasına karşıyım. Ama mülkiyet demek çok fazla şeyi kapsıyor. “Her şey mülkiyetleştirilebilir” diyen kapitalistler ile “hiçbir şey mülkiyetleştirilemez” diyen anarşistler aynı oranda yanılıyorlar. Zaten genel olarak anarşizm ters-yüz edilmiş bir burjuva ideolojisidir. Zaten 1893 Zürih kongresinde komünistlerin salondan anarşistleri zorla atmasından sonra da bu tarz düşüncelere inanan insanları adam yerine koyan olmamıştır. O sebeple çok da mantıklı ya da uygulanabilir bir zihniyet olmadığını söyleyebilirim.

Tüm Reklamları Kapat

Soru sahibi bu cevabı beğenmedi.
4
0
Paylaş
Görkem Öge
Görkem Öge
Üye CevabıSen de Cevap Ver

Bu konu hem politik, hem ekonomik, hem felsefi bir konu. Günümüz politik ve ekonomik şartlarında düşünürsek mülkiyete elbette hırsızlık diyemeyiz. Herkes parasını vererek belirli taşınmaz mallar alıyor, satıyor, vergisini ödüyor vs. Ülkeler belirli alanları sınırlamış, burası benim ülkem demiş, tarihiyle, kültürüyle ya da verdiği savaşlarla orayı hak ettiğini göstermiş. İnsanlar da o ülkelerin vatandaşları olarak o ülkede yaşıyorlar ve üretim yapıp para kazanıp mülkler ediniyorlar.

Ancak konuyu, birkaç yüzyıl geriye sararsak konu bulanıklaşır. İnsanlar, kimsenin yaşamadığı bir toprak parçasına gelip "burası benim" demişler. Aslında bu hırsızlık. Orayı hak etmek için ne yaptı o insanlar? Oraya gelmeleri yeterli miydi? "Burası benim" demeleri yeterli miydi? Ya da belki orada birileri vardı ve bu kişiler zorbalıkla o kişiyi öldürüp ya da oradan gönderip o toprağı elde ettiler? Hepsi olmuştur bunların. Peki bu hırsızlık değildir de nedir?

Bana annemden bir ev kaldı. Ona? Dedemden. Ona, babasından. Bu nereye kadar sürer? O evin tapusunun bir düzenlenme ve benim aile büyüklerime ait olarak kabul edilme tarihi var. O tarihte benim büyüklerim, o taşınmazın kendileri ait olduğunu nasıl ispatlamışlar? Uzun süredir o toprak üzerinde yaşadıkları konusunda devlet görevlisini ikna ederek. Şahitlerin de doğrulamasıyla (Köy ya da mahalle ihtiyar heyeti denir. O bölgenin geçmişin bilen yaşlı insanlar. Mesleğim dolayısı ile bu çalışmalara bizzat katıldığım da oldu) Bu mantıklı mı? Değil.

Tüm Reklamları Kapat

Mantıken, felsefi olarak Dünyanın bir parçası, bir insanın malı olamaz. Dünyayı biz imal etmedik. Varoluşunda payımız yok. Bizim değil yani Dünya. Bir ev yaparsın, araba yaparsın, giysi yaparsın, ilaç yaparsın, işe yaramaz bir şeyi işe yarar bir şeye dönüştürürsün ve buna benim diyebilirsin. Ama toprak öyle bir şey değil.

E ama Dünya üzerinde yaşıyoruz neticede. Onu kullanıyoruz. Peki nasıl olacak? Toprak üzerindeki tüm kullanımlar, barınma, tarım, sanayi, turizm, ulaşım vs. hepsi aslında kiralama gibi olmalıydı en başından. Hayatım boyunca ben bu toprak parçasını kullanabilirim. Buna iznimiz olması makul. Ama orayı sahiplenemem. Adil bir devlet, vatandaşlarına ücretsiz barınma ve ulaşım olanağı vermeli, girişimciye de tarım için, sanayi için, hizmet için vs. yine toprak vermeli. O ülke insanının, o ülkenin kaynaklarını kullanmaya hakkı olmalı ama sahiplenme hakkı olmamalı.

Bunları söylerken çokça komünizmi savunuyormuşum gibi oldu ama aslında öyle değil. Yani bugün kapitalizm yıkılsın, komünizm gelsin anlamında söylemiyorum bunları. En başında böyle olmalıydı. Yani ilk medeniyetler kurulduğunda. 10 bin yıl. 15 bin yıl önce. Böyle gelmeliydi, böyle miras bırakılmalıydı bu sistem. Ama o zamanlar güçlüler belirli toprakları çevirip burası benim dediğinde birileri onlara hayır diyebilmeliydi ama elbette o zaman böyle bir mantığın ve fikir yürütmenin var olması mümkün değil. 10 bin yıl önce elbette birilerinin belirli bir toprak parçasını sahiplenmesi normal görülmüştür. Ama ne zaman asiller denen sınıf çıktı, ne zaman birileri gücüyle paralel olarak çok geniş arazileri alıp başkalarına toprak kalmadı, işte o zaman bu sistemin aslında adil, hatta daha ötesinde mantıklı olmadığı anlaşılmıştır ama artık çok geçti elbette.

Temel mantık: Dünya bizim değil. Toprak bizim değil. Hiç olmadı, olmayacak da. Biz yokken o buradaydı. Bir yok olduğumuzda da o burada olacak. Onun milyonlarca yıllık tarihinde biz, oraya bir anlığına uğrayıp giden bir organizmayız. O nedenle "burası bizim" dememiz hayli komik ve saçma bir aidiyet kibri.

Umarım açıklayıcı olmuştur. Sağlıcakla.

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
4
0
Paylaş
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.