Merhaba
Uzay-zamanın “kumaş” gibi bükülmesi benzetmesi, fiziksel bir yüzeyi tarif etmez yalnızca kütle-enerjinin uzay ve zamanı nasıl geometrik olarak belirlediğini sezgisel biçimde anlatmak için kullanılır. Genel görelilikte Dünya, uzay-zamanı içine doğru çökerten bir çukur oluşturmaz ve bulunduğu bölgede metrik yapıyı çok küçük ölçekte değiştirir. Bu değişim son derece yereldir ve etkisi, Dünya’ya yakın geçen cisimlerin ve ışığın izlediği yollar üzerinde çok zayıf sapmalar yaratmakla sınırlıdır. Gökyüzüne baktığımız her yönde yıldız ve ışık görebilmemizin nedeni de budur. Dünya’nın oluşturduğu uzay-zaman eğriliği, ışığı hapsedecek ya da tüm yönlerden içe doğru bükerek görüşü kapatacak bir büyüklüğe sahip değildir. Işık, eğri uzay-zamanda en kısa yolu ifade eden jeodezikleri (eğri bir uzay-zamanda bir cismin ya da ışığın dış kuvvet olmadan izlediği en doğal yoldur ) izler ve Dünya’nın kütlesi bu yolları yalnızca ölçülmesi zor, çok küçük açılarla saptırır. Bu nedenle ışık yolları kapanmaz, kesilmez ya da karanlık bir “kozmik çukur” oluşmaz. Bu tür bir kapanma veya ışığın görünmez hale gelmesi ancak kara delik gibi aşırı yoğun kütlelerde ortaya çıkar ve orada uzay-zaman eğriliği, ışığın dahi kaçamayacağı kadar kuvvetlidir. Dünya ise bu ölçekte, kozmik anlamda neredeyse ihmal edilebilir bir etki yaratır. Dolayısıyla mesele, gördüğümüz ışığın uzay-zaman tarafından engellenmesi değil eğriliğin, günlük sezgilerimizle hayal ettiğimiz kumaş metaforundan çok daha soyut ve matematiksel bir gerçeklik olmasıdır. Saygılarımla[1]