Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Sorulara Dön
Sakir Yaman
Sakir Yaman
7K UP
Üye
12

Kötülük insanda doğuştan gelen bir davranış mıdır yoksa sonradan edinilen bir davranış mıdır?

7,582 görüntülenme
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Tüm Reklamları Kapat
13 Cevap
Enes Buhari
Enes Buhari
4,347 UP
Felsefe Yüksek Lisans Öğrencisi

Sokrates’in görüşlerinin ana teması şudur: Bilgi; ahlaklı ve erdemli olmayı getirir, kişinin bilgisizliği ise ahlaktan yoksun davranışlar göstermesine neden olur. Ona göre kimse bilerek kötülük yapmaz. İnsan, özü itibarıyla iyidir. Kötülük, onun bilgisizliğinden kaynaklanır.

Sokrates, geliştirmiş olduğu tartışma yöntemiyle insanlarda doğuştan var olduğunu düşündüğü bilgileri ortaya çıkarmaya çalışır. İlk önce kendisinin hiçbir şey bilmediğini dile getirerek (ironi), örneğin onlara “Cesaret nedir?” gibi sorulardan birini yönelterek tartışmayı başlatır ve onların görüşlerinden hareketle de başka sorular sorarak kendi cevaplarını gözden geçirmelerini sağlar. Tartışma boyunca karşı tarafın fikirlerinin güçsüzlüğünü ortaya çıkarır. Konuşulan konuyla ilgili doğuştan var olan bilgilerin hatırlanmasına imkan verir. Doğru bilgi bir anlamda kişinin akıl yürütmeleri ile doğurtulur.

Ama Buda felsefesine baktığımızda, insanın özü, acı ve kötülük ile yoğurulmuştur. Dört soylu gerçek, Orta yol ve Sekiz Aşamalı Kutsal Yol bize bunları anlatır.

Tüm Reklamları Kapat

668 görüntülenme
8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Genç Mühendis
Genç Mühendis
274K UP
Düşünür

doğuştan gelen bir agresiflik ya da davranış bozukluğu yoksa, yani sağlıklı normal bir insandan bahsediyorsak eğer kötülük yapmaya itilir, kötü doğmaz.

insan denilen varlık doğduğu zaman çevresini öğrenmeye ve çevresinden gördüklerini taklit etmek üzerine programlanmıştır. bir çocuk bir bebek kendi kendini eğitemez, çevresinden öğrenir. doğduğu günden beri sadece şiddeti öğrenen biri, nefreti sevgi zanneder. Charles Milles Manson'u hatırlayalım, annesi hayat kadınıydı ve daha Charles küçükken hapise girmişti. Charles ise sokakta hırsızlık ve serserilik yaparak gençliğinde hayatta kalmayı başarmıştır çünkü başka seçeneği yoktu. haliyle bir suç makinesine dönüştü.

bir de şöyle bir gerçek var, parasızlık bütün kötülüklerin ansıdır. bir insan hayatta kalmaya programlanmıştır. yani onu aç bırakırsan, eğitimsiz bırakırsan, sevgisiz bırakırsan çevresine saldırmaya başlaması tipik bir insan davranışıdır. zengin ülkelerde huzur, fakir ülkelerde ise suç ve suistimal vardır. mesela çok uzağa gitmeyelim Venezuella 2012 seçimlerinden sonra baş gösteren ekonomik kriz çıkınca suç oranları inanılmaz derece de arttı. insanlar aynı kişiler, kimse kısa sürede u dönüşü yapıp suçluyo dönüşmez. u dönüşü yapan şey çevre şartlarıydı.

Tüm Reklamları Kapat

işkenceciye dönüşmek için, işkence görmek gerekir. düşünüyorum da acaba 1. Dünya Savaşından sonra Almanya ya bu kadar borç yığınına dönüştürülüp aşağılanmasaydı acaba Naziler gene iktidara gelebilir miydi diye? bunun cevabını vermek çok zor. bence gelemeyebilirdi, gelseydi bile bu kadar popülaritesi fazla olmazdı.

883 görüntülenme
14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Fazilet Toros
Düşünüyorum

Burada mesele tamamen kötülük problemi. Neye kötü diyoruz? Elbette bir bebek bile isteye kötülük yapmaz çünkü bunun bilincinde değildir. Ama annesi bezini değistirirken idrarını tutamaması herhangi biri tarafından kötü olarak tanımlanabilir. Bu sadece bast bir örnek.

Genel anlamda kötü nedir diye baktığımızda karşımıza; iyi niyet gütmeyen davranışlar olarak çıkabilir, ama bununla sınırlı değildir. Bebek örneğinde de olduğu gibi bazı davranışlar iyi ve kötüden bağımsız yapılabilir. Bu durum tıpkı kelebek etkisi gibidir, beklenmeden istemsiz sonuçlar doğabilir. Ama bu sonuçlar ne kadar kötü olursa olsun Çoğunlukla kişiye sorumluluk yüklemez.

Özet olarak Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabında dediği gibi " Davranışlarımın âhlaki olup oladığı hitap ettiğim kitleye bağlıdır.[1]" yani bir davranışın ne kadar kötü olup olmadığı etkilediği kişiye ya da kitleye göre değişir, bunun sebebi evrensel bir ahlak yasası olmamasındandır.

Tüm Reklamları Kapat

Son söz olarak, insanın köttülüğü seçtiği durumlar bir terçih meselesidir yani iradeye bağlıdır. Belli bir yaşa gelmeyen bireyler de bu tercihi gerçekleştiremez.

Bir insana 'kötü' diyebilmek için ciddi sebepler olması gerekir. Bu sebeplerin yanında derinlere inilmeli ve Kant'ın ahlak yasası gibi niyete ve nedenlere bakılmalıdır.

Kaynaklar

  1. F. İ. Dostoyevski. Suç Ve Ceza. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Ali Arpacık
İnşaat işçisi

Yeni doğmuş bir bebeğin sıfır düşünce becerisine sahip olduğunu söylersem heralde kimse itiraz etmeyecektir. Bebek gezegende geçirdi süre içerisinde düşünme becerilerine sahip olacaktır. Kötülük eylemden önce felsefî bir boyut taşır. 1.5 yaşında ki ikiz bebeklerden diğerinden irice olanı İştahlı olması nedeniyle biraz kaba kuvvet kullanarak ikizinin elindeki şekeri aldığını düşünelim. İrice olan bebek kaba kuvveti nasıl ve hangi amaca ulaşmak için kullanması gerektiğini biliyor. Bunu gezegen üzerinde geçirdiği 1.5 yıllık süre içerisinde edindiği düşünme becerisi sayesinde yapabiliyor. Az önce belirttiğim gibi kötülük kavramının felsefi olduğunu varsayarsak insanın dünyaya geldiği an itibari ile düşünme becerilerinden yoksun olduğu ve kötülük kavramının felsefesini anlamayacağı için kötülük insanda doğuştan gelen bir şey değildir sonucuna vardım.

(DÜZELTME: Sonradan aklıma gelen bir eksikliği tamamlamak istiyorum.

Evrim teorisine pek hakim değilim fakat hangi mantıkla söylediğimi anlayacağınızı düşünüyorum; bitkiler haricindeki canlıların oluşum esnasında kalıtım yolu ile bazı veriler önceki nesillerden kendisine aktarılır. Doğumdan sonra dış dünya ile etkileşimde bulunan canlı bazı iç güdülere ve reflekslere sahiptir. Buna doğanın kanunu diyebiliriz; yukarıdaki irice bebeğin ikizine uyguladığı kaba kuvvetin güdüsel mi yoksa düşünerek kazanılmış bir yöntem mi olduğu belirsiz fakat şimdi verdiğim örneği silip yerine sayısız örnek ekleyebilirim. Buna gerek duymuyorum, aktarmak istediğim mantığı anlayan anlayacaktır. Bu düzeltmeyi yapmamın nedeni ise şayet bu yazıyı başka biri yazmış olsa ve ben okumuş olsam söz konusu örnek kafada ufak ama geçici bir sarsıntıya neden olabilirdi.)(Ve tabi içgüdüsel reflekslerin herhangi bir nedenle bir canlıya zarar vermiş olması hatta bu güdünün o canlının hayatına mâl olması kötülük değildir. içgüdünün felsefi boyutu yoktur.)

Tüm Reklamları Kapat

Bu benim şahsi görüşüm doğruluğunu kendim için kesin görsemde kamuoyunun itibar etmemesi gerektiğini belirtmek istiyorum. :))

107 görüntülenme
2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Murat Gezer
Düz insan

1. Doğuştan Gelen Kötülük

Bazı teoriler, kötülüğün doğuştan geldiğini ve insan doğasında bulunduğunu savunur. Bu görüşe göre, insanlar belirli temel içgüdüler ve dürtülerle doğar ve bu içgüdüler bazen bencil, zarar verici davranışlara yol açabilir. Thomas Hobbes, insanların doğal hallerinde "herkesin herkese karşı savaşı" olan bir duruma eğilimli olduklarını ve toplumun düzeninin bu doğal eğilimleri dizginlemek için gerekli olduğunu öne sürmüştür.

2. Çevresel Etkiler ve Öğrenme

Tüm Reklamları Kapat

Diğer teoriler, kötülüğün sonradan kazanıldığını savunur. Bu perspektife göre, bireylerin kötü davranışlar sergilemesi çevresel etkiler, yetiştirilme tarzı, kültürel normlar ve yaşam deneyimleri tarafından şekillenir. John Locke'un "tabula rasa" (boş levha) teorisi, insanların doğuştan boş bir levha gibi olduğunu ve tüm bilgilerini ve davranışlarını deneyimlerle öğrendiğini öne sürer.

3. Karma Bir Görüş

Birçok modern görüş, kötülüğün hem doğuştan gelen özellikler hem de çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olduğunu kabul eder. Bu yaklaşıma göre, insanlar belirli biyolojik eğilimlerle doğarlar, ancak bu eğilimler çevresel etkilerle şekillenir ve yönlendirilir. Örneğin, genetik faktörler bir kişinin saldırganlığa yatkınlığını etkileyebilir, ancak bu yatkınlık, bireyin yetiştiği aile, sosyal çevre ve yaşam deneyimleriyle birlikte belirlenir.

Psikolojik Perspektif

Tüm Reklamları Kapat

Psikoloji alanında, bazı araştırmalar insanların belirli genetik ve biyolojik özelliklerinin belirli davranışsal eğilimlere yol açabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, aile dinamikleri, travmatik deneyimler ve sosyal öğrenme gibi çevresel faktörler de bir kişinin davranışlarını önemli ölçüde etkileyebilir.

Sonuç

Kötülüğün kaynağı hakkında kesin bir yanıt vermek zor olabilir, çünkü insan davranışları son derece karmaşıktır ve birçok faktörün birleşimi tarafından şekillenir. Doğuştan gelen biyolojik eğilimler, çevresel etkiler ve bireysel deneyimler birlikte bir kişinin davranışlarını ve ahlaki gelişimini belirler.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Güzide Nur Kıyak
Evrimsel biyolojiye ilgim var

Yandakı kafesteki maymuna üzüm, kendisine salatalık verilsiğini gören maymunların sinirlenip salatalığı bakıcılarının kafalarına fırlatmasını konu olan videolar baya ünlüdür. Dolayısıyla adaletsizliğe karşı hak arama gibi tepkiler primatlar arasında ortak gibi görünüyor. Yamyamlık veya ensest ilişki gibi tüm kültürlerde ortak olarak kınanan davranışların varlığıyla şahsımıza veya grubumuza karşı yapılan bir haksızlığın karşısında durmanın biyolojik ortaklığı birlikte düşünüldüğünde, tüm kültürlerde ortak olarak "kötü" veya "iyi" olarak adlandırılan davranışların genlerle gelenek nesillere taşınması da şahsen olanaklı geliyor.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
  • Dış Sitelerde Paylaş
  • Raporla
  • Mantık Hatası Bildir
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close