Yüzleşerek!
(Deneyime dayalıdır, bilimsel bir kılavuz olma iddiası yoktur.)
Kapanmamış her hesap sürekli kanayan yaraya benzer. Sürekli kendini hatırlatmakla kalmayıp sürekli kan kaybına ( enerji kaybına) neden olan bir yara…
İstenmeyen düşünce o yaranın kendisi değil kanamanın kendisidir. Bence ilk iş yaraya bakmaktır. Yani geçmiş ile yüzleşmektir.
Geçmiş ile yüzleşirken de insan ilk olarak kendine karşı adil olabilmelidir ki başkalarına da adil olabilsin.
Bu durumlara “kapanmamış hesaplar” diyen de var, “sırtımızdaki taş dolu çuval” diyen de…
Kapanmamış hesapları adilce kapatmanın yolunu, sırtımızdaki taş dolu çuvalı boşaltmanın yine adilce yolunu bulamaz isek, ne kendimize ne de çevremize huzur veremeyiz. Bunun için biraz cesaret biraz da vicdan gerekir.
Bu, burada söylediğim kadar kolay değil, cidden çok zor ve fakat bizi diğer canlılardan farklı kılan iki yönümüzden biri akıllı oluşumuz , bir diğeri ise bizi akıllı yapan yegane şey, toplumsallığımızın çimentosu olan paylaşmaktır.
Güvendiğimiz biri veya birileri ile, yok ise profesyonel anlamda birileri ile paylaşmak…
Önemli Not: Bazen öyle anlarda öyle sorunlar ile karşılaşır fakat paylaşıp başka insanların yaşadığı başka başka sorunlar ile kendi sorunumuzu karşılaştırdığımızda “keşke tüm sorunlarımız böyle olsa” deriz. Paylaşmak muazzam bir şey. Sevgiyle…