Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
4
Puan Ver

İslam felsefesi filozofları göz önünde bulundurduğunuzda ,özgün bir felsefeden bahsedilebilinir mi? Özgünse filozofların hangi görüşlerinden dolayı?

İslam felsefesi sorusu

2
160 görüntülenme
Teşekkür (3)
Hatırla
Takip (1)
Paylaş
Reklamı Kapat
2 Cevap

Özgünlük çok çeşitli şekillerde tanımlanabilirse de onun anlam alanını en temelde ‘var olmayanı var etmek’ olarak belirlemek mümkündür. Bu çerçevede felsefî bir ürünün özgünlüğü, felsefe geleneğinde var olmayanı var etmek, bir başka ifadeyle felsefî varlık sahasının mevcut hâline yeni boyutlar ve unsurlar dâhil etmek demektir. Dolayısıyla özgünlük, bir yandan felsefe geleneğinin sürekliliğini korurken bir yandan da felsefî geleneğin varlık alanını genişleten, derinleştiren ve değiştiren bir anlama işaret etmektedir.

İslâm felsefesinin özgün olduğu görüşünde olanlar, İslâm felsefesinin özgünlüğünün hem bizzat varoluşunda hem de içyüzünde aranması gerektiği üzerinde durmaktadır. Buna göre İslâm felsefesinin etkileyici bir tarihsel gerçeklik olarak var oluşu kendi başına bir özgünlük değeri taşımaktadır. İslâm medeniyeti bir felsefe geleneğinin var olmasını mümkün kılmıştır ve cinsinin “felsefe” olmadığı yönündeki her türlü itirazı geçersiz kılan tarihsel varlığıyla İslâm felsefesi, insanlığın düşünce ve bilim serüveni açısından özgün bir başarıyı simgelemektedir. Mahiyeti bakımından sahip olduğu özgünlük ise, onu diğer felsefe geleneklerinden ayıran “fasıl”la ilgilidir ve bu fasıl İslâm medeniyetini öteki medeniyetlerden ayıran ayrım noktasıyla aynıdır. Dolayısıyla İslâm felsefesinin cinsi bakımından felsefe olduğu, faslı bakımından İslâm medeniyetine özgü bulunduğu teslim edilmelidir. İslâm filozoflarının ulaşmak istedikleri ve nispeten başardıkları “bir felsefe geleneği inşa etmek” gayesi de İslâm medeniyetinin tarihsel iç dinamikleri açısından bakıldığında bizatihi özgün bir değeri ifade etmektedir.

Özgünlük, filozofun çağındaki problemleri ortaya koyma ve onları çözme yeteneği ya da daha önce ortaya konan problemleri açıklığa kavuşturma, onun o zamana kadar fark edilmemiş olan yeni boyutlarını göstermede kendini gösterir. Burada ayrıntısına girmeden ana hatlarıyla İslâm felsefesinin özgünlüğü hakkında birkaç örnek vermemiz gerekirse:

Öncelikle İslâm felsefesi, tasavvuf ve kelâm ile birlikte yepyeni meseleler ortaya koyan, Yunan felsefesinden faydalanarak yeni çözümler sunan İslâm karakterli özgün bir felsefedir.

Özellikle, Gazzâlîcilik, İşrâkîlik, Doğu felsefesi (Hikmet-i Meşrîkiyyîn), okazyonalizm, metodik şüphecilik, yoktan yaratma nazariyesi, nübüvvet, felsefe ve din ilişkisi, eski filozofları tenkit gibi konularda özgün görüşler ve akımlar ortaya konmuştur. İslâm filozofları o güne kadar var olagelen insana, eşyaya ve âleme bakış açısını değiştirmişler, böylece yeni bir problemler grubu ve alanı oluşmuşlardır. Bu da özgünlükle doğrudan ilişkilidir. Örneğin ilgisi tabiata dönük olan felsefe geleneğinin insan ve toplum merkezli problemler alanına yönelmesi elbette özgünlükle ilintilidir. Öncelikle İslâm filozofları Yunan düşüncesinden çok farklı bir modelde âlemi kavramaya çalışmışlar, böylece yeni bir felsefî model öne sürmüşlerdir.

İslâm felsefesi genelde vahiy esprisi taşımaktadır. Ortaya koymuş olduğu metafizik, ahlâk ve siyaset başta olmak üzere genel olarak Kur’an kaynaklıdır. Ayrıca İslâm felsefesini diğer felsefelerden ayıran ve en özgün yönü olarak da görülebilecek olan özelliği, “peygamberlik” (nübüvvet) felsefesidir. Hatta Corbin’e göre İslâm felsefesinin en önemli problemi, nübüvvet (peygamberlik) felsefesi olmuştur.

İslâm filozofları sadece geçmiş filozofları değil, aynı zamanda Müslüman filozofları da eleştirerek, tenkit ve karşı tenkit geleneği şeklinde yeni bir yöntem ve gelenek geliştirmişlerdir

Örnek olarak, Gazzâlî’nin Tehâfüt’le Fârâbî ve İbn Sînâ başta olmak üzere Meşşâî filozofları eleştirmesi, daha sonra İbn Rüşd’ün buna cevabı, akabinde de çoğu zaman Gazzâlîci çizgide ve şerh şeklinde de olsa bu Tehâfüt geleneğinin Osmanlı’da ve başka ülkelerde yüzyıllarca devam etmesi ve ortaya oldukça özgün düşüncelerin çıkması verilebilir. Bu bağlamda İslâm felsefesindeki şerh(açıklama, yorumlama) geleneği de onun özgün yönlerindendir. Her ne kadar İslâm felsefesinin telifçi(İki tarafın anlaşmasını sağlamaya çalışan kimse.) ve şerhçi geleneği onun özgünlüğünden kuşku duyanlara destek veriyor gibi görünse de, aslında şerh geleneği bir tür tekrarcılık değil, keşfedici, yaratıcı, canlı bir düşünce kaynağıdır. Zira şârih(açıklayan), metne kendi kültürü, duyuş ve görüşü ile yaklaşmakta, metni bir bakıma yeniden üretmektedir. Bu bağlamda İslâm düşünürlerinin, ele aldıkları metinleri yazarın niyetinden, tarihsel ve kültürel ortamından bağımsız bir şekilde, öncelikle metin merkezli okuma ve anlamayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz.

İslâm filozoflarının ortaya koymuş oldukları Tanrı’nın varlığını ispatlama delilleri de (isbât-ı vâcib) onu diğer felsefelerden ayıran özelliklerdendir. Örneğin İbn Sînâ’nın Allah’ın varlığını ispatlamak üzere sırf Allah kavramının analizine dayanan ve ilerde St. Anselmus, Descartes ve Spinoza tarafından tekrarlanacak ve “ontolojik delil” diye adlandırılacak olan ünlü kanıtı bunlardan sadece biridir.

Ayrıca İslâm filozofları ortaya koymuş oldukları problemler ve bu problemleri açıklamak için kullandıkları metaforlarla da dikkat çekmişlerdir. Örneğin, ilk kez Fârâbî tarafından ortaya atılan ve daha sonra İbn Sînâ tarafından geliştirilen “öz” ve “varlık” ayrımı özgün problemlerdendir. Yine İbn Sînâ’nın, ruhun maddeden bağımsız, kendi kendisiyle kaim bir töz olduğu görüşünü ispatlamak üzere kullandığı ve ilerde Descartes’in kelimesi kelimesine (l’homme volant) tekrarlayarak aynı amaç için kullandığı “Uçan Adam İstiaresi” (İnsân-ı tâir) diye adlandırılan ünlü metafor buna örnek olarak verilebilir.

İslâm filozofları sadece geçmiş filozofları değil, aynı zamanda Müslüman filozofları da eleştirerek yeni bir yöntem ve gelenek geliştirmişlerdir. İslâm filozoflarının özellikle tercüme faaliyetlerinin sona erdiği X. yüzyıldan itibaren geçmiş filozofların düşüncelerindeki çelişkileri, tutarsızlıkları ve açmazları ortaya koydukları eserler yazmaya başladığını görmekteyiz. Şükûk (Şüpheler) geleneği olarak adlandırılabilecek bu çalışmalar içerisinde ilk akla gelenlere Zekeriyyâ er-Râzî’nin Kitâbu’ş-şükûk ‘alâ Câlînûs (Galenos Hakkında Şüpheler), İbnü’l-Heysem’in Ptolamios Hakkında Şüpheler ve İbn Sînâ’nın el-Hikmetü’l-meşrîkiyye adlı eserinin önsözünde dile getirdiği Aristoteles hakkındaki şüphelerini örnek verebiliriz

Tenkit geleneğinde Müslümanlar taraf olmayıp, hakikatin yanında olmayı hedeflemişlerdir. Örneğin Benî Mûsâ’nın Pergeli Apollinios’un konik alanındaki ünlü eserine yazmış oldukları şerh ve tashihleri(düzelti), Ebû Nasr b. Irâk incelemiş, Benû Mûsâ’nın bazı hatalarını ortaya çıkararak Apollinius’u savunmuştur. Böylece haksız eleştirileri cevaplama geleneği oluşmuştur.

İslâm düşüncesinde bir kısım filozoflar birbirlerine sorular sorup bu sorulara cevaplar vererek ilmî ve özgün bir metodoloji geliştirmişlerdir. Daha çok mektuplaşma şeklinde cereyan eden böyle tartışmalardaki sorulara “hevâmil”; cevaplara ise “şevâmil” adı verilmiştir. İslâm düşüncesinde bu konudaki en önemli örnekler, İbn Sînâ ile Bîrûnî; yine Bîrûnî ile Ebü’l-Vefâ’ el-Bûzcânî; İbn Miskeveyh ile Ebû Hayyân et-Tevhîdî ve İbn Bâcce ile İbn Hasdây (1175-1240) arasında geçen bilimsel tartışmalardır. Bu konuda yazılan eserlere de genellikle Kitâbü’l-hevâmil ve’ş-şevâmil ismi verilmiştir. İslâm felsefesine özgü bir metodoloji olan hevâmil ve şevâmil geleneği, Batı dünyasında ancak XVII. yüzyıldan itibaren Müslümanlardan etkilenerek başlamıştır. Bunun ilk örnekleri de Newton (1643-1727) ile Leibniz (1646-1716) arasında geçen bilimsel ve felsefî yazışmalardır.

Müslüman düşünürlerin metodoloji alanına bir başka katkıları da, alıntı yaptıkları metinleri kimden aldıklarını belirtmeleri, yani ilk defa dipnot yöntemini kullanmalarıdır.

İslâm filozoflarının kendi hayat hikâyelerini, özellikle felsefî ve teolojik serüvenlerini otobiyografik tarzda kaleme almaları da İslâm felsefesinde özgün çalışmalara örnek olarak gösterilebilir. Bu çalışmalara örnek olarak, Haris el-Muhâsibî’nin en-Nesâyıh ( el-Vesayâ)’sı (Nasihatler/Vasiyetler), Zekeriyyâ er-Râzî’nin es-Sîretü’l-felsefiyye’si (Filozofça Yaşama), İbn Sînâ’nın es-Sîretü’ş- Şeyhü’r-reîs’i (Büyük Üstadın Hayatı), Gazzâlî’nin el-Münkız mine’d-dalâl’i (Dalâletten Hidayete), Rüzbihân Baklî’nin Keşfü’l-esrâr’ı (Sırların Kaldırılması), Nasîrüddîn et-Tûsî’nin Seyru Süluk’u (Manevi Yolculuk), İbn Haldûn’un et-Ta‘rîf bi İbn Haldûn’u, Dihlevî’nin el-Cüz’ü’l-latîf fî tercemeti’l-‘abdi’z-za’îf’i (Âciz Bir Kulun Tercümesinde Hoş Bir Bölüm) ve Mollâ Sadrâ’nın Esfârü’l-erba‘a’sının (Dört Sefer) önsözündeki otobiyografik bilgiler verilebilir.

Benzer şekilde felsefenin karmaşık meselelerini sembolik hikâyelerle anlatma geleneği İslâm felsefesinde dikkat çeken ve Batı felsefesinin örnek aldığı bir yöntemdir. Buna örnek olarak da, Sühreverdî’nin Kıssatü’l-gurbeti’l-garbiyye (Batıya Yolculuğun Hikâyesi) ve Risâletü’t-tayr (Kuş Risalesi), İbn Sînâ ve İbn Tufeyl’in aynı adlı Hayy b. Yakzân’ı, birçok Salâmân ve Absâl hikâyesi, İbn Hazm’ın Tavku’l-hamâme (Güvercin Gerdanlığı) adlı romantik ve sembolik hikâyeleri verilebilir.

İslâm filozofları felsefeyi düşünsel, bilimsel ve sanatsal etkinliğin teorik temellerini atan bütüncül bir ilimler sistemi olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda İslâm düşüncesinde özgünlüğün aranacağı başka bir alan da bilimsel ve sanatsal etkinliklerdir. Şüphesiz bu alanlardaki İslâm filozoflarının ve bilim adamlarının özgün başarıları göz ardı edilemez. Örneğin Bîrûnî gibi evrensel çaptaki Müslüman bilimcilerin tümevarıma dayalı bilimsel yöntemi geliştirmeleri ve bilim alanındaki katkıları dikkate alınmadan yapılan bilim tarihi eksik olacaktır. İslâm düşüncesinde birçok bilim insanının özgün düşünceleri vardır ve ayrıca hâlâ ismi bilinmeyen birçoğu da keşfedilmeyi beklemektedir. Bu yüzden bu düşünürlerin ve eserlerin gün yüzüne çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Zira hâlâ kapsamlı bir bibliyografyası dahi olmayan İslâm felsefesinin son derece geniş modern yorumları sadece tamamlanmamış bir resim sunabilir.

Sonuçta, Orta Çağ’da İslâm dünyasında, yüksek düzeyde gerçekçi bir “felsefe” hareketi olmuştur. “Müslümanların Mucizesi” denilebilecek bu felsefe hareketi, gerek İslâm medeniyetinin ayrılmaz bir parçası olması gerekse Batı felsefesinin gelişmesinde önemli bir basamağı oluşturması bakımından evrensel kültür içinde önemli bir yer tutar. İslâm filozoflarının ortaya koyduğu özgün görüşler, Orta Çağ Hıristiyan felsefesi ve Yeni Çağ felsefesi başta olmak üzere birçok felsefeyi derinden etkilemiştir.

Teşekkürler.

Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (3)
Paylaş
1

Kaynaklar

  • Yazar Yok. İslâm Felsefesinin Özgünlüğü. (02 Haziran 2020). Alındığı Tarih: 02 Haziran 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  • Yazar Yok. Ahmet Arslan İslam Felsefesi Üzerine. (02 Haziran 2020). Alındığı Tarih: 02 Haziran 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  • Yazar Yok. İslam Felsefesi. (02 Haziran 2020). Alındığı Tarih: 02 Haziran 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  • Yazar Yok. İslâm Felsefesi Özgün Müdür?. (02 Haziran 2020). Alındığı Tarih: 02 Haziran 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  • Yazar Yok. Tdv İslâm Ansiklopedisi. (02 Haziran 2020). Alındığı Tarih: 02 Haziran 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı

İslam dünyasında özgün bir felsefe şöyle dursun batılı manada felsefeden bile söz edilebileceği şüphelidir.

Gazali gibi isimler Filozof değildir, felsefeye karşılardır, kendilerini kelamcı olarak nitelendirirler.

İslam Filozofu olarak nitelendirilen İbni Rüşt, Farabi , İbni Sina gibi kimseler Aristo,Platon gibi düşünürlerden etkilenerek kendilerince felsefe yapmışlardır fakat problem şu ki, bu şahıslar Müslüman değildir. Evrenin Aslı yoktur, Ahirete sadece ruhlar olacak gibi düşünceleri yüzünden dinden çıkmışlardır.

https://youtu.be/kglPiv-73SY

218 görüntülenme
Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (2)
Paylaş
1
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsanlar, özgür olduklarını ispatlamak için zincirlerini tıngırdatırlar.”
Anonim