Merhaba,
Ölümün olumsuz bir durum olduğu fikri esas çıkış kaynağının toplumsal bir dayatmadan ziyade varoluşsal bir düzlemde incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Biyolojik olarak doğadaki diğer canlılar gibi insanoğlunun da hayatta kalması ve soyunu devam ettirmesi varoluşsal amaçlardır. Nasıl ki günümüz dünyasında bir amacı olmayan aylak aylak gezinen insanlardan "mutluluk" "iyi" "olumlu" gibi bir yaşayıştan bahsedilmiyor ki bunlar kendilerinin düşünceleridir - yani bir toplum önyargısından bahsetmiyorum- kısaca toplayacak olursam insan kendi amaçları doğrutusunda yolda "olumlu" duygular besleyebilir. Bunlar içinde hayatta kalması ve belirlediği amaçlar etrafında yola çıkması gerekir.
Diğer bir nokta ise insan bilinmezliklerden hoşlanmaz ölüm herkes için büyük bir soru işaretidir. Bu yüzden de ölüm kötü olabilir bilemeyiz ama bilinmezlik kötüdür bu yüzden ölüm kötüdür sonucu çıkarılabilir.
Bir başka nokta ise içimizdeki kimyasal değişikliklerdir. Birini kaybedince nasıl bir anda beynimizin alıştığı oksitosin gibi hormonların kaynağı kesilince şoka uğruyor ve geriye acı kalıyorsa ki doğadaki diğer canlılar gibi insan da acıdan kaçar hazza yönelir bizler için acı kötüdür- acı aynı zamanda gereklidir de ama bu başka bir sohbetin konusu xD)
Ve tabiki toplum yargıları da ölüm konusunda korkuları attırmak için güzel bir yol çünkü korku tüccarlığı iyi bir getirisi olan sektör buna bence böyle bakmak gerekiyor. Ama aynı zamanda inançlı bir kimseysen ölümün bir "bitiş" "yok oluş" olmadığını bildiğinden gönlünü ferah tutabilirsin ancak benim gibi bir ateistten durum daha rahat çünkü hayatımı anlamlı kılacak şey onun sonlu olmasıdır. Sonlu olduğunu bildiğim için sorumluluklarımı, istek ve ihtiyaçlarımı, zamanımı daha iyi yönetme konusunda gelişen bir düşünce aynı zamanda duygu durumunda bulunuyorsun. Ve ölüme olan bakış açım beni rahatlatıyor evet bir son evet mitolojik yerlere varamayacağım ama ölmümden sonra bakteriler beni parçalayıp toprağa suya havaya karışıp doğayla bütün olacağım birilerine nefes olmak birilerinin kana kana içtiği suda olmak birilerinin alın teriyle sabahtan akşama kadar çalıştığı tarladaki mahsülün içinde olmak bence ölümün korkutucu son değil, bana hayat döngüsünün diğer parçası olduğunu hatırlatıyor.