Aslında Tam Olarak Değil!
Bizler genetik temelde bencil varlıklarız ve bu bencilliğimiz bize “kaz gelecek yerden tavuğu esirgeme” der.
Dolayısı ile hayatın, ister iradi olarak kültürel evrimimize sadak gereği ve toplumsallığımızın aslında yegane güvencemiz olduğu bilinci üzerinden kavranmış zorunluluk (yani gönüllülük) temelli ister ilkel genetik donanımımızın bilince çıkmamış (hissettiğimiz fakat tanımlayamadığımız) içgüdüsel temelli karşı konulamaz direktifi bize bunu yaptırır.
Salt türümüze de özgü değildir. Örümceğe, bedenini yavrularına yem yaptıran şey budur.
Ancak türümüz için küçük fakat temel bir fark vardır. O da kültürel evrimimizin bir sonucu olarak yukarıda gönüllülük adı altında ifade ettiğim zorunluluğun kavranması ile ilgili bir farktır.
Bu fark içgüdüsel olana kıyasla sevgiyi ve fedayı hayatta kalmanın neslin devamı temelinde aile ile sınırlamaz. Aksine bir türün tamamını aileden sayar ve devamı için yine bencilce nedenlerle ( kendisi dışındakilere muhtaç oluşunun bilinci ve her bizcil tercihin bencilliğine mutlak surette hizmet edeceğinin hesabı üzerinden) değer verdiğini, sevdiğini, önemsediğini kendisine önceler. Yani “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez”.
Fakat bu konuda otlar bize taş çıkartır. Sevgiyle…