Puan Ver
5
Puan Ver

İnsanın hayatı boyunca bir kaç kez tüm hücreleri yenilenir? Bu yenilenme sonrası ismimizin geçerliliği kalır mı?

İsmimiz bizi tanımlayan kelimlerse o zaman diyelim ki serhat adında biri olsun yıllar sonra vucudundaki tüm hücreleri yenilensin. O kişi artık serhat mıdır? Yoksa başka biri mi? İsmi zaman değiştirebilir mi? Varlıktan zamanını çıkarsaydık bir ismi olur muydu?

3
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Reklam
Reklam
3 Cevap

Merhaba.

Önce sorunun sorulma tarzına dair bir şey söyleyeyim. İsimlerden bahsetmemize gerek yok. Sorulmaya çalışan soru aslında şu: Benim ismim Berat. 10 yıl sonra Berat dendiği zaman bahsedilen varlık, vücudumdaki bütün hücreler yenilenmiş olmasına rağmen, aynı varlık mıdır? Berat ismi söylenince yine aynı varlıktan mı bahsedilmiş olur? Varlığımın devam edebilmesi için hangi şartların sağlanması gerekir? Ne gibi değişimlerden sağ çıkabilirim ve ne gibi değişimler beni yok eder? Mesela saçımı kestirdiğim zaman yok olmadığımı düşünüyorum. Ama beynim yok edilse ve başka bir beyin bedenime nakledilse ortaya çıkan kişi ben mi olurum? Beynimin yok edilmesinden sağ çıkabilir miyim?

Bu gibi sorular kişisel özdeşlik/kişisel kimlik problemiyle ilgili sorular. Talha Parfit'in toplumsal benliği merkeze alan kuramından bahsetmiş. Ben de iki ana kuramdan bahsedeyim.

İlk kuram bizlerin organizmalar, biyolojik varlıklar, olduğunu iddia eden animalist kuram. Animalistler 'ben' dediğimde biyolojik bir varlıktan bahsettiğimi düşünürler. Dolayısıyla animalistler için organizma varlığını sürdürdüğü müddetçe ben de varlığımı sürdürürüm. Bu durumda vücudumdaki tüm hücrelerin yok olması bir fark yaratmaz gibi görünüyor. Çünkü organizmalar hücrelerinin yenilenmesinden canlı çıkabilirler. Mesela bir bebekle bir yetişkinin aynı canlı olduğunu söyleyebiliyoruz çünkü bebek ve yetişkin aynı yaşam döngüsünün parçaları. İkisi arasında belli türden bir fiziksel bağlantı varsa, mesela söz konusu beden parçalanmadıysa ve tamamen yok olmadıysa, organizmanın varlığını sürdürdüğünü söylüyoruz. Bu durumda bütün hücrelerinin yenilenmesi seni yok etmiş olmaz. Ancak burada Theseus'un Gemisi örneğine benzer ilginç bir problem ortaya çıkıyor. Ne tür değişikliklerden sağ çıkabilirsin? Mesela hücrelerin yavaş yavaş yenileniyor. Ama ben bütün organlarını hızlı bir şekilde ameliyat masasında değiştirseydim yine aynı varlık olmayı sürdürür müydün? 

İkinci kuramsa ben dediğimizde bir kişiden bahsettiğimizi, varlığımızın devam etmesi için de önemli olanın psikolojik devamlılık olduğunu söyleyen psikolojik devamlılık kuramı. Eğer önceden sahip olduğun zihinsel durumlarla şu anda var olduğun zihinsel durumlar arasında belli bir türden nedensel bağlantının olması söz konusuysa, aynı varlık olarak var olmaya devam ettiğini söyleyebilirsin. Vücudundaki bütün hücrelerin yenilenmesi önem taşımıyor, çünkü önemli olan aynı hücrelere sahip olman değil psikolojik durumlarının aniden değişmeden birbirlerine neden olduğu bir zihinsel 'akışın' sürmesi bu teoriye göre. 

Bunun dışında zamansal parçaların gerçekliğine dair ne düşündüğüne göre farklı bir cevap da verebilirsin. Normalde kişilerin var oldukları her bir anda bütünüyle var olduklarını düşünürüz. Mesela olaylar böyle değildir, çünkü olayların bir bölümü bir zamanda, diğer bölümüyse başka bir zamanda gerçekleşir. Atıyorum bir okulun bahar şenliği üç gün sürüyorsa bir olay olan bahar şenliğinin zamansal parçaları olduğunu söylemiş oluruz. Ama kişiler varlıklarını tek bir anda bütünüyle sürdürürler denir genellikle. Ben çocukken bütünüyle o zamandaydım, şu andaysa bütünüyle şimdiki zamandayım demek isteriz. Ama zamansal parçalar gerçekse bizler de olaylarda olan gibi zaman içinde yayılımlı bir şekilde var oluyoruz demektir. Ben çocukken bütünüyle o anda bulunmuyordum, benim 'çocuk zamansal parçam' o anda bulunuyordu. Şu andaysa yetişkin zamansal parçalarım bu zamanda. Ben dediğim şeyse bütünüyle belli bir zamanda bulunmuyor. -Ben bütün zamansal parçalarımın toplamı olan dört boyutlu bir varlığım bu kuramda. Daha basit bir şekilde söyleyecek olursak ben bütün yaşamımın toplamıyım. Dolayısıyla hücrelerimin değişmesi bu kuram açısından bir sorun teşkil etmez.

Bu üç kuramın bir sürü versiyonu var ve melez kuramların olması da mümkün. Ancak sorduğunuz soruya bu üç ana kuram açısından nasıl yanıt verilebileceğinizi görmeniz bu sorunun amaçları açısından yeterli olur sanıyorum. Her üç kuram da hücrelerimiz yenilenmesine rağmen aynı varlık olduğumuzu söylememizin problem olmadığı sonucuna ulaşıyor.

Favorilerime Ekle
4

Bu soru, felsefenin en çetrefilli ve karışık alanlarından olan kim-lik (identity) tartışmalarıyla doğrudan ilintili. Bana kalırsa Derek Parfit'in kimlik görüşü bu soruya olumlu yanıt vermemizi sağlayabiliyor. Parfit'in "toplumsal devamlılık" üzerine inşa ettiği kimlik teorisine göre, bir kişi o kişi yapan şey biyolojik nitelikleri değil, onun toplumsal olarak algılanışıdır. Diyelim, "Talha Gülmez" dediğimizde biz salt bir biyolojik varlığa işaret etmiyoruz. Niteliklerinin arasında Öncül Analitik Felsefe Dergisi Yazarlığı, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde okumuş olmak vb. de var. Benim kimliğim değerlendirilirken benim tüm bu (toplumsal, kişisel, zihinsel durumsal vb.) nitelikleri de göz önüne almak gerekiyor. Benim kim-liğim bu niteliklerin toplumsal algılanışına bağlı. Benim tüm hücrelerim yenilense bile, toplumsal devamlı olarak Talha (yani ben) var olmaya devam edeceğim. 

Favorilerime Ekle
1

aslında biyolojık olarak yanlıs soru değil mi? hucrelerimiz her gün yenileniyor yani bir insanın hucresının sıklusu 24 saat bir tamamlanır hatta bir kuram gibi bir sey vardı eger bir gunluğune hucrelerimiz bolunmeseydi sabah kalktığımızda 30 yıl yaşlanmıs olurduk yanı her gun hucrelrımız mıtozla yenılenıyor onun dısında vucudumuz ergenlığe girdiğinde mayoz ıle diğer hucrelerden farkı dna dızılımıne sahıp oluyorlar yanı vucudumzda farklı bır dna dızılımı olduğu için farklı bır ınsan olmuyoruz hala bizim gen dizilimiz . bence yanı bırı olmuyoruz bıyolık olarak.

felsefik olarak çok saçma geldi ınsan vucudu stabıl değil her değişimde yenı bır kımlık olusturmuyoruz sonuçta.

Favorilerime Ekle
0
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Doğru bir ifadenin zıttı yanlış bir ifadedir. Ancak derin bir gerçeğin zıttı, bir diğer derin gerçek olabilir.”
Niels Bohr
Geri Bildirim Gönder