İnsan; doğası gereği sürekli sığınacak bir liman, kendine bir ev arar. Bu arayışın sonunda da mutlaka kendinden üstün olana ulaşma eğilimindedir çünkü kendisini koruyabilecek ve kendine kucak açabilecek şeyin kendinden daha üstün olduğu bilinçaltında yer edinmiştir. Mesela çocuklarda bu manevi arayış anne, baba veya abi, abla figürü ile sonuç bulabilir çünkü kendisinin her problemini çözebilecek niteliğe ve güce sahip olanlar onlardır. Tabi yaş arttıkça insanların problemleri, arayışları ve istekleri değişir; artık ailesinin karşılayamayacağı boyuta ulaşır (her kim olursa olsun bu böyledir, işin maddi durumlarla ilgisi yoktur. Beklentiler mutlaka artar ve bir sığınacak liman arayışı her daim daha büyüğüyle yer değişir). Dolayısıyla insan bu sefer de hem kendisinden hem de ailesinden üstün olandan medet ummaya başlar. Ailesinden sonra bir başkası ve ardından başkaları gelebilir ancak eninde sonunda bu iş "en üstün" olana varacaktır. Dolayısıyla insanoğlu kendine, kendinden başka bir manevi sığınacak liman aradığı takdirde en sonunda mutlaka en üstün olana varmak zorundadır. Eğer ki küçüklükten çevresi ona en üstün olanın bir tanrı veyahutta benzeri bir varlık olduğunu söylerse o kişi de çocukluğundan itibaren artık manevi eksikliğini en üstün olanla çözmeye çalışır. Evrim zaten bir bilinç tarafından seçilebilir olmadığı gibi her zaman bizi en iyi yapacak şekilde gerçekleşmez. Örneğin 2 ayak üzerinde durabilen bir varyasyon ortaya çıktığında bu varyasyona sahip bireyler diğerlerine göre daha avantajlı oldukları için daha fazla hayatta kalıp daha fazla üremişler ve böylelikle 2 ayak üzerinde durabilme evrimi elbette bir sürecin ardından gerçekleşmiştir. Ancak 2 ayakta durabilmemiz eskiden tehlikeyi daha yukarıdan ve geniş açıdan görebilmemize yararken günümüzde bel fıtığı dahil olmak üzere bize bir sürü sıkıntı yaşatmaktadır. Evrim neden maneviyatımızı çevremize göre ayarlamaya çalışmaz sorusunun cevabı aslında çok basittir. Çünkü atalarımızdan beri süregelen evrimsel süreçte böyle bir varyasyon ortaya çıkıp da diğer varyasyonlara göre hayatta kalma şansını daha da yükseltmemiştir. Ya bu varyasyon ortaya hiç çıkmamış ya da çıktıysa bile hayatta kalma ve üreme şansında diğer bireylere göre bir artış sağlanmamıştır. Onun yerine örneğin zekamız gelişmiş ve hayatta kalma olasılığını fazla şekilde artırarak hayatta kalanların üreyip çoğalmasını sağlamıştır.[1][1]
Kaynaklar
- Charles Darwin. (1859). Türlerin Kökeni.