Puan Ver
5
Puan Ver

İç güdüler nasıl oluştu?

Örneğin bir hayvan neden neslini devam ettirme iç güdüsüne sahiptir ve bu nasıl oluştu.

2
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
2 Cevap

1) İnsan bedeni;

– Hayatta olmak(organların çalışması ve tüm hücrelere enerji ulaştırılması)

– Hayatta kalmak(beslenme yapabilmek, besin aramak ve güvenlik sağlamak için uzuvların varlığı)

– Üreme (dölleme veya döllenme için gerekli organların varlığı)

amaçlarına hizmet edebilecek şekilde tasarlanmış, gelişebilen bir donanımdır.

2) Bu donanım, 5 çeşit duyu organı ve sinir ağları ile donatılmıştır.

3) Hayatta olmak yani iç organların çalıştırılması, “beyin sapı” tarafından bilinçsizce yönetilen bir süreçtir.

4) İnsanın “ilkel alt beyni”; hayatta kalmak, gelişmek ve üremek amaçlarını gerçekleştirmek için programlanmıştır.

Alt beyin, duyu organlarından ve sinir ağlarından gelen bilgileri değerlendirir ve sinir ağları vasıtası ile tüm uzuvlara emirler gönderir. (Korteks geliştikçe bu emirlerin birçoğunu iptal eder veya iptal etmeye çalışır.)

5) Alt beyne gelen bilgilerin değerlendirilmesi demek, bu bilginin; yaşama, gelişme ve üreme amaçlarına hizmet etmesi için planlanan beslenme, uyuma, güvenlik ve cinsellik gibi algoritmalarla ölçülmesi demektir.

6) Ölçüm süreci karmaşık da olsa, aynı koşullarda aslında bir başka sonuç çıkabilecek olsaydı da; hızlı ve kesindir.

7) Çıkan sonuç emir haline gelir ve emir gerçekleştirilene kadar kolay kolay yeniden değerlendirme yapılmaz. İçgüdüsel davranışı mesele haline getiren bir yönü de bu durumdur. Ölçü kaçabilir, “vur deyince öldürebilir”

Bilgininin değerlendirilmesi ve bir emir oluşması sürecine içgüdü diyelim.

8) İçgüdünün emirleri somuttur. Dokun, tat, kokla, dinle, seyret… Em, yala, ısır, çiğne, yut, tükür… yaklaş, dokun, okşa, sarıl, sürtün… vur, kopar, çek, kovala… donakal, it, uzaklaş, kaç… yat, dinlen, uyu… vs.

9) Alt programlardan çıkan içgüdü emirlerinin üst seviyedeki programda kaybolup gitmemesi için veya önem sırasına konması için “acı – haz – doyum” döngüleri çalıştırılır.

Bilgi gönderilen içgüdü programı, eksikliği tespit eder ve bir acı duygusu ile adeta emir verir, döngü başlatır. "Yandım!"diyen ilkel beyin, en yüksek acı verenin “emrinden” başlayarak organizmayı ilgili nesne veya duruma ulaştırmak için yönlendirir.

Kavuşulan nesne veya durum ile zaman geçirilir ve haz yaşanır. Yeterli süre geçirildikten sonra ilkel beyinde emri gerçekleştirmiş olmanın doyumsal hazzı yaşanır.

Kavuşmak için acı çeker, kavuştumu haz duyar ve sonra doyuma ulaşırız.

Örnekler:

— İlkel beyin güzel bir yiyecek gördü mü, eğer birazcık aç ise hemen yemek ister. Mülkiyet bilmez. Sağlıklı beslenme bilmez. Bu konuda doyumu bir kaç saat sürer. Çeşitlilik ister.

— İlkel erkek beyni güzel bir kadın gördü mü, hemen döllemek ister. Mülkiyet bilmez. Nüfus planlama bilmez. Bu konuda doyum/isteksizlik bazen dakikalar sürer, bazen bir kaç saat. Çeşitlilik ister. Süreli bağlılık geliştirebilir.

— İlkel kadın beyni güçlü ve güvenilir bir erkek gördü mü, diğerleriyle kıyaslar ve sonra döllenmek ister. Mülkiyet bilmez. Nüfus planlama bilmez. Doyum/isteksizlik bazen bir kaç gün sürebilir!!! Çeşitlilik isteği üreme kaynaklı değil, güvenlik için yedekte tutma kaynaklıdır. Süreli bağlılık geliştirebilir.

SONRA NE OLUR?

10) Ana amaç için içgüdüleri uygulayıp ihtiyaçlarını karşılayan organizma, ana amaç olan yaşama ve gelişme (ve bazen üreme) sürecine devam eder.

11) Organizma(beden+beyin) geliştikçe çevre ile etkileşimi başlar ve potansiyelleri dolmaya başlar. Organizma içgüdülerini gerçekleştirmede ustalaşır.

12) Zihin geliştikçe yeni alanlar(korteks vb) devreye girer ve gerçek öğrenme süreci başlar.

Bu yeni durumda “korteks” ve “ilkel alt beyin” kendi başlarına algılama ve değerlendirme işlerine devam ederler. Fakat duygulanıma ve davranışlara hakim olmak isteyeceklerinden bazen uzlaşsalar da çoğu zaman çatışırlar…

Bazen korteksin dediği olur;

Bazen alt beynin dediği olur;

Bazen alt beyin korteksi oyuna getirir;

Bazen korteks, alt beyini ölçüsüzlükle suçlar;

Bazen alt beyin, korteksin tehlikeli işlerine karşı koyar;

Bazen korteks, sıkıntılarını alt beyine yönelerek aşmaya çalışır;

İradenin ve içgüdünün birlikteliği ve savaşımı sürüp gider…

Teşekkür
3

Bu soruya yanıt bulabilmek için evrende var olan en ilkel proteine, hatta belki ilk atoma gitmek gerekiyor. Evrendeki tüm atomlar, insan oğlunun enerji-madde döngüsü (yada ayrı ayrı enerji ve madde döngüsü) olarak adlandırdığı belli süreçlerde sürekli olarak farklı maddelere dönüşme eğilimindeler. Bu süreç içerisinde önce basit daha sonra daha karmaşık bileşikler meydana geliyor. Bu noktada proteinleri ele alalım. Proteinler uzun bir evrim süreci ve sayılamayacak miktarda reaksiyonlar sonucunda ilk basit canlıyı oluşturuyor. Bu süreç içerisinde proteinleri oluşturan temel atomlar (C, H, N...)'ın yönelimleri aslında hep aynı. Lakin proteinleri oluşturan atomların ve dolayısıyla bu atomlardan oluşan proteinlerin çok sayıda olasılık sonucunda ilk canlı organizmayı oluşturması olası bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Bu organizmanın yaşamı sürdürme ve çoğalarak bu döngüyü devam ettirme eğilimi ise bu sürecin bir sonraki aşaması oluyor.

Özetle her şey, madde-enerji sürekliliği temelli. Atomların bileşik oluşturma eğilimi, daha karmaşık organik yapıların oluşmasına, organik yapılar ise organizmaların meydana gelmesine sebebiyet veriyor. Aslında her şey maddenin geçirdiği uzun süreçler sonucunda dönüşümlere uğrayarak yeni maddeleri meydana getrmesi ve en nihayetinde kendi içerisinde sürekliliği olan yeni bir evreni, yani canlıyı oluşturmasından ibaret. Hayatta kalma ve neslin devamlılığını sağlama içgüdüsü aslında maddenin sürekli gösterdiği reaksiyonların bir izdüşümü. Canlı DNA'sı bu uzun evrim macerasında, her bir hücrenin proseslerini kaydediyor ve doğru bir şekilde devam etmesi için bir sonraki canlıya, yani ardılına aktarıyor. Canlı geçirdiği evrimle birlikte daha kompleks bir yapıya dönüştükçe; yine bir takım organik bileşik dizilimlerinden oluşan genetik materyal de daha unique bir hal alıyor.

İçgüdü ve düşünce arasındaki fark bu. İçgüdü canlılığın sürmesi için kendiliğinden gerçekleşen reaksiyonların değişmez yasası gibi düşünülebilir. Aslına bakarsanız canlılık, bu olayların tümüne deniyor.

Teşekkür
1
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İspat sunulmaksızın iddia edilen bir şeyi çürütmek için ispata ihtiyaç yoktur!”
Christopher Hitchens
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder