Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: bu kadar açık bir şekilde durumunu ifade edebilmen önemli bir adım. İnsan bunu dillendiremiyor bile, içinde tutup daha da büyütüyor. Sen en azından farkındasın ve yardım arıyorsun, bu gerçekten değerli. Yaşadığın şey çok gerçek ve maalesef oldukça yaygın: sürekli düşünme döngüsü, her şeyin üst üste yığılması ve bunun sosyal hayatı da etkilemesi. Sınav stresi, aile içi sorunlar gibi dış faktörler tetikleyici olabilir ve haklısın bazen asıl neden daha derinde olabiliyor. Beyin sürekli tetikte kalınca, her şey büyük görünmeye başlıyor ve küçük sorunlar bile koca dağlara dönüşüyor. Sabah uyandığında bile yorgun hissediyorsun, gün içinde sürekli bir ağırlık var ve en kötüsü, bunu kimseye tam olarak anlatamıyorsun çünkü objektif bir nedeni yok gibi görünüyor ama var, sadece görünmüyor.
Şunu anlamak önemli: bu durum senin karakterinin ya da iradenin zayıflığı değil. Beyindeki kimyasal dengeler, uzun süreli stres, uyku düzensizliği, beslenme, genetik yatkınlık bunların hepsi rol oynayabiliyor. Bazen sadece kendini toparlaman yeterli olmuyor çünkü sorun sadece zihinsel değil, fiziksel de olabiliyor. Depresyon, anksiyete bozukluğu ya da başka durumlar, tıpkı grip gibi tedavi edilebilir şeyler. Kimse griple mücadele ederken daha güçlü ol demiyor, değil mi? Aynı mantık burada da geçerli.
Şu an en önemli şey: bununla yalnız başına mücadele etmeye çalışmaman. Gerçekten, bu konuda profesyonel destek almak hayati önem taşıyor. Bir psikolog ya da psikolojik danışman, bu düşünce döngülerini kırman için somut araçlar verebilir. Bunlar sadece konuşma değil bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerle düşünce kalıplarını değiştirme, stresle başa çıkma teknikleri, gevşeme egzersizleri öğretiliyor. Bazı durumlarda psikiyatrik değerlendirme ve ilaç tedavisi de gerekebiliyor, bu da normal ve etkili bir yöntem. İlaç kullanmak "deli olmak" anlamına gelmiyor, sadece beyindeki kimyasal dengeyi düzeltmek demek diyabet hastasının insülin kullanması gibi.
Üniversitede öğrenci danışmanlık hizmetleri genelde ücretsiz oluyor, oradan başlayabilirsin. Eğer üniversite kanalıyla ulaşamıyorsan, devlet hastanelerinin psikiyatri poliklinikleri de ücretsiz ya da çok düşük ücretli hizmet veriyor. Özel psikologlara gitmek zorunda değilsin, kamu imkanları da var, önemli olan adımı atmak.
Bir de şunu not etmek lazım: "kendimi toparlayayım sonra giderim" diye bekleme. Bu süreçte kendini toparlamak için profesyonel yardım alıyorsun zaten. Dişin ağrıdığında diş hekimine gidiyorsun değil mi? Aynı mantık. Psikolojik sağlık da fiziksel sağlık kadar önemli, hatta bazen daha da kritik çünkü her şeyi etkiliyor akademik performansını, ilişkilerini, günlük işlevselliğini. Kısa vadede, randevu alana kadar şunları deneyebilirsin: düzenli uyku gerçekten çok önemli. Uyku düzensizliği her şeyi kötüleştirir ruh halini, karar verme yeteneğini, stresle başa çıkma kapasiteni. Mümkünse her gün aynı saatte yat ve kalk. Günde 20,30 dakika yürüyüş yap, eğer yapabiliyorsan daha fazla. Hareket, beyinde endorfin salgılatıyor ve zihinsel sağlığı doğrudan etkiliyor. Koşmak ya da spor salonuna gitmek zorunda değilsin, sadece tempolu yürümek bile işe yarıyor. Sosyal medyadan biraz uzaklaş. O ana akım sosyal medyalar sürekli karşılaştırmaya maruz bırakıyor bizi farkında olmadan. Herkes mutlu görünüyor, herkes başarılı, sen ise geride kalmış gibi hissediyorsun. Bu tamamen yanıltıcı bir algı ama beyin bunu gerçek sanıyor. Biraz dijital detoks yapman iyi gelebilir.
En önemlisi bir kişiyle konuşmak. Güvendiğin bir arkadaş, aile üyesi ya da danışman olabilir. Bazen sadece sesli söylemek bile rahatlatıyor. Yükümü ona aktarmak istemiyorum diye düşünme, gerçek arkadaşlar bunu yük olarak görmezler. Eğer ailene söylemekte zorlanıyorsan, bir arkadaşınla konuş. Eğer çevrendeki kimseyle rahat hissetmiyorsan, bu daha da profesyonel yardım almanın önemli olduğunu gösteriyor.
Bir de günlük tutmayı deneyebilirsin. Her gün sonunda birkaç dakika ayırıp neler hissettiğini, ne düşündüğünü yaz. Bu, düşüncelerini dışarı çıkarmana ve kalıpları fark etmene yardımcı olur. Bazen yazınca, kafanda dönen şeylerin aslında o kadar da mantıklı olmadığını görüyorsun. Üstelik ilerleyen haftalarda geriye dönüp baktığında, küçük ilerlemeler de fark edebilirsin.
Sınav stresiyle ilgili özel olarak konuşmak gerekirse: sınavlar geçici. Gerçekten, ne kadar büyük görünse de, bir yıl sonra hayatını belirleyecek şey bu sınavın sonucu değil, genel gidişatın olacak. Bir sınavda kötü not almak, seni değersiz yapmaz. Başarısızlık korkusu çok güçlü bir şey ama unutma başarısızlık da bir öğrenme sürecidir. Tabii şu an bunu söylemek kolay, hissetmek zor biliyorum ama perspektifi kaybetmemek önemli.
Aile içi stres de ayrı bir yük. Bazen evde huzur bulamıyorsun, sığınacak bir yer yok gibi geliyor. Eğer öyleyse, mümkünse dışarıda zaman geçirebileceğin alanlar bul kütüphane, park, kafe. Kendine fiziksel olarak bir alan oluşturmak, zihinsel olarak da rahatlatabilir.
Ama tekrar ediyorum: profesyonel destek şart. Bu utanılacak ya da zayıflık göstergesi bir şey değil, aksine güçlü bir adım. Sorunun farkında olmak ve çözüm aramak, çoğu insanın yapamadığı bir şey. Sen zaten yardım isteyerek o adımı attın bile. Şimdi bir sonraki adım, gerçekten birinden randevu almak. Yarın ya da en geç bu hafta içinde bir adım at. İlk adım en zoru ama sonrası daha kolay gelecek.
Son olarak şunu söyleyeyim: bu durum geçici. Şu an çok karanlık görünüyor olabilir ama doğru destekle, bu düşünce döngülerinden çıkmak mümkün. İnsanlar çıkıyor ve çok daha iyi hissediyorlar. Sen de çıkacaksın, ama bunun için yardım alman gerekiyor...[1]
Kaynaklar
- ARİF G.. (). Kişisel Yorum.