Aslında sorunda biraz bir hata var. Çünkü hiçlik diye birşey yoktur. Bunun nedeni evrende bile olsan bir maddenin mutlaka yapı taşları vardır. Örneğin ; atomlar, hava, mikro organizmalar vb. hiçliği görmek mümkün olabilir çünkü şuan çok gelişmiş teknolojik mikroskoplarım var. Kısacası hiçlik diye bir şey yoktur ve hiçlik gibi görünen hava, atomlar, kuarkşar, mikroplar, hücreler ise mikroskop ile görünür hale gelebilir. Daha kapsamlı bilgi için ise Evrim ağacı youtube kanalında hiçlik ile ilgili videosunu izleyebilrsin.
.
Hiçliği nasıl tanımladığımıza ve soruya hangi perspektiften yaklaştığımıza bağlı.
Sözlük anlamı olarak: Hiç veya Yok, kelime anlamıyla hiçbir varlığın olmadığını ifade eden bir işaret zamirdir.
Fizikte: Evrenin kökenleri hakkında konuşurken, "hiçlik", varoluşta hiçbir madde olmadığı bir durum anlamına gelir, çünkü ne pozitif ne de negatif enerji vardır - ısı, soğuk, hiçbir şeyin atomu yoktur. Ancak, bu özel hiçlikte, enerji hala vardır (kuantum enerjisi). Fiziksel bir formu yoktur.
Felsefede: Kelime tanımı itibarıyla, bir genel anlamda felsefe de var olmama durumu olarak tanımlanır. Varlıkta eksiklik ya da bulunmayış durumu, mevcut olmama hali olarak belirtilir. Bu anlamda felsefi bir kategori olarak anlaşılır ve yokluk ya da namevcudiyet şeklinde kullanılır.
Tabi Platon’un, Mevlana’nın, Nihilizm ’in, Varoluşçuluk ’un da kendine göre Hiçlik tanımı vardır.
Fakat hepsinin ortak noktası varlıktır ve hepsinde varlığın olmadığı yer, alan, zaman ifadesi baskındır. Bu nedenle Hiçliği, evreni salt maddi bir varlık olarak tanımlayıp alanımız ile sınırladığımızda hiçbir şeyin var olmadığı yer anlamına ulaşırız.
Fakat kendimizi merkeze koymayıp, maddi varlık dışında da henüz tanımlayamadığımız bizim bildiğimiz şeklin dışında da şeylerin var olma olasılığını hesaba kattığımızda, artık varlığın karşıtı hiçlik değil sadece yokluk olur. Yani maddi olarak var olmayan.
Şayet varlığın karşıtı artık hiçlik değil yokluk ise; varlık kategorimize giren her şeyi varlık olarak ifade ederken bu kapsamın dışındaki her şeye de sadece yok diyebiliriz, fakat hiçlik diyemeyiz. Tıpkı artının zıttının eksi oluşu fakat nötr sayısının da oluşu gibi. Tıpkı sıfır rakamının yokluğu ifade edişi ancak hiçlik olmayışı gibi.
Sonuç olarak varlığını kanıtladıklarımız değil sadece, düşünebildiğimiz, sezebildiğimiz, tanımlayabildiğimiz hiçbir şey “hiçlik” kategorisinde değerlendirilmez. Velev ki tanımlamamız, düşüncemiz, sezgimiz doğal olarak neticede “BİLMİYORUZ” sonucuna ulaşsa da. Ve hiçliğin bu soruya ve bunca cevaba vesile olması yokluğuna değil aksine varlığına kanıttır. Velev ki varlığını somut olarak hiçbir zaman kanıtlayamayacağımız soyut bir kavram olarak varlığını sürdürse bile. İşlevsel mi işlevsel.
Dileyen bu kavramla varlığın mevcut maddi tanımı üzerinden ve ötesi anlamında farklı formlara yönelik ilahi sonuçlara, dileyen fiziksel bir formu olmayan kuantum enerjisine ulaşabilir. İşlevsel mi işlevsel. Kanıtlayabilir miyiz, kimbilir…
Bilimsel açıdan "hiçliği görmek" konusu, genellikle fiziğin çeşitli alanlarıyla ilişkilidir. İşte daha detaylı bir açıklama:
### 1. **Kuantum Mekaniği ve Boşluk:**
Kuantum mekaniği çerçevesinde, "boşluk" veya "hiçlik" terimleri biraz yanıltıcı olabilir. Kuantum alan teorisi (QFT) çerçevesinde, boşluk, sadece "boş" değil, aksine dinamik bir kuantum alanı olarak kabul edilir. Bu alan, sanıldığından çok daha aktif olabilir ve sanal partiküller gibi çeşitli kuantum olaylarına ev sahipliği yapar. Boşlukta sürekli olarak enerji fluktuasyonları meydana gelir, bu da "hiçlik" kavramını daha karmaşık hale getirir.
### 2. **Kozmoloji ve Evrenin Başlangıcı:**
Evrenin başlangıcıyla ilgili teoriler, "hiçlik" kavramını ele alırken genellikle Büyük Patlama (Big Bang) teorisini içerir. Bu teoride, evrenin mevcut hali, yaklaşık 13.8 milyar yıl önce bir "tekillik" olarak adlandırılan yoğun ve sıcak bir durumda başladığı öne sürülür. Bu tekillik, fizik yasalarının geçerli olmadığı bir durum olarak kabul edilir ve bu bağlamda "hiçlik" kavramı, evrenin oluşumundan önceki durumu tanımlamak için kullanılır.
### 3. **Relativite Teorisi ve Boşluk:**
Einstein’ın genel görelilik teorisi, boşluğun ve zamanın birbirine bağlı olduğunu ve birbirini etkilediğini belirtir. Bu bağlamda, boşluk sadece bir "kapsayıcı" değil, aynı zamanda dinamik bir yapıdır. Evrenin eğriliği ve kütle çekimi gibi etkiler, boşluğun ve zamanın doğasını etkileyebilir.
### 4. **Matematiksel Modelleme:**
Matematiksel olarak, "hiçlik" sıfır veya boş küme gibi kavramlarla temsil edilebilir. Ancak bu kavramlar soyut düzeyde olup, fiziksel gerçekliği doğrudan yansıtmaz. Matematiksel modelleme, hiçlik kavramını formel bir şekilde ele alabilir, ancak gerçek dünyadaki karşılığı daha karmaşıktır.
### 5. **Deneysel Zorluklar:**
Deneysel olarak hiçliği gözlemlemek oldukça zordur çünkü tüm gözlemler, bir tür etkileşim veya varlık gerektirir. Kuantum düzeyinde, bu tür boşlukları incelemek, doğrudan gözlemler yapmak yerine, etkilerini ve sonuçlarını incelemeyi içerir.
Özetle, bilimsel açıdan hiçlik, genellikle mevcut fiziksel teoriler ve kuantum alanları çerçevesinde ele alınır ve bu bağlamda doğrudan gözlemlenebilir bir durumdan ziyade teorik ve dolaylı olarak incelenir.