Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
2
Puan Ver

Hayvanlar da bizim gibi evrimleşip akıllı varlıklar olabilirler mi?

1
Teşekkür (1)
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
1 Cevap

Açıklama uzun olacağı için belirli kısımları buraya aktaracağım, kaynakçadan ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz.

İnsanlar; gezegenimiz üzerindeki en ileri düzeyde düşünebilen hayvan türüdür; ama düşünebilen tek hayvan türü değildir. Beyni olan her hayvan düşünebilir, planlayabilir, kararlar alabilir. Sadece insan bunu bir (veya birkaç) adım ötede yapar.

Hiçbir canlı, ihtiyacından fazla beyne sahip değildir. Elbette çevre şartları değiştikçe, var olan çeşitlilik içerisinde en uyumlu beyin yapısına (ve zeka miktarına) sahip olanlar hayatta kalacak ve üreyecek, gelecek nesiller de kaçınılmaz olarak bu uyumlu bireylerden daha fazla sayıda bulunduracaktır; dolayısıyla tür evrimleşecektir. Ancak hiçbir canlı, "sırf yedekte bulunsun" diye o anda bulunduğu evrimsel konumun gerekliliğinden daha fazla miktarda beyne veya zekaya sahip olamaz. Böyle bir beyin, evrimin takas ilkelerinden ötürü evrimleşmez de... Elbette sözünü ettiğimiz popülasyonlar ve türlerdir. Yani türün ortalama zekasının, türün ortalama ihtiyaçlarından fazla olamayacağı anlatılmaktadır. Yoksa popülasyon içerisinde tekil bireylerin beyin ve zeka yapısı diğerlerinden üstün ya da düşük olabilir. Bu, evrimin ilk basamağı, yani çeşitliliktir (varyasyon). Ancak evrimsel değişim, birey bazında değil, popülasyon (ve dolayısıyla ortalama) bazında incelenir.

Öyleyse, insan bu kadar ileri bir beyne sahip olabildiğine göre, böyle bir beyin ve zekaya evrimsel geçmişinde herhangi bir zaman aralığında ihtiyaç duymuş olmalıdır. İşte bilimsel yöntemlerle konu incelendiğinde, bu ihtiyaçların nelerden kaynaklandığı, yani insanın evrimsel sürecin pahalılıktan ötürü engellediği beyin büyümesini nasıl aştığını görebilmekteyiz. Aramamız gereken şudur: İnsan, öyle bir süreçten geçmiş olmalı ki, büyük beynin getirdiği faydalar, zararlardan fazla olmalıdır. Böylece takas ilkesinin temel koşulu sağlanmış olur ve beyin süreç içerisinde, milyonlarca yılda evrimleşebilir.

İşte bu noktada karşımıza beynin evrimleşebilmesine izin veren, hatta bunu zorlayan, birbirinden ayrılamaz ve bir arada bulunmak zorunda olan en az altı neden çıkmaktadır:

  1. El-Göz Koordinasyonu
  2. Karşıt Başparmak
  3. İletişim Becerileri (Sosyal Yaşantı)
  4. İki Ayak Üzerinde Duruş (Bipedalizm)
  5. Cinsel Seçilim
  6. Et Tabanlı Diyete Geçiş

Burada tekrar etmemiz gereken nokta, insanın zekasının evrimleşebilmesi için bunların bir arada ya da çok dar aralıklarla üst üste çevresel koşul olarak bulunmuş olmasının gerekliliğidir. Hepsini açıklayacağız; ancak anlaşılması gereken şudur: bir canlının, bir özelliği evrimleştirmesi için geçmesi gereken bir çevre vardır. Örneğin atmaca tarafından avlanan fareler, atmacaların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde yoğun olarak geceleri yaşayıp avlanacak ve toprak altına girecek şekilde evrimleşmişlerdir. Ancak atmacaların veya hava avcılarının bulunmadığı coğrafyalarda, toprak altında yaşamak zorunda olmayan fare türleri bulunmaktadır. Benzer şekilde, Galapagos Adaları'ndaki kaplumbağalardan yüksek otlara erişmesi gerekenlerin kabuk yapısı kemerlidir ve ön bacakları yukarı dikilebilmek için çok daha uzun ve kaslıdır; yerdeki otlarla beslenen kaplumbağaların bulunduğu adalardaysa böyle özellikler görülmez. Dolayısıyla unutmamak gereken kritik nokta şudur: en nihayetinde hangi özelliğin ortama uyumlu olup, hangisinin olmayacağını "belirleyen" unsur çevredir. Eğer ki çevre değişirse, evrimleşen özellikler de değişecektir. Aynı şekilde, çevre belli özellikleri destekliyorsa, o özellikler ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bu konuda türün bireylerinin "söz veya tercih hakkı" bulunmamaktadır. Tabii ki çevrenin etki ettiği unsur, tür içi çeşitliliktir; ancak bu da bireylerin seçebileceği bir şey değildir.

İşte tam olarak bu sebeple insanın zekasının evrimleşebilmesi için, bazı çevresel unsurların (baskı faktörlerinin) olması şarttır. Burada şu önemli gerçeğin farkına varılmalıdır: Bu çevresel baskılar, aynı ve benzer sırayla diğer hayvanlar üzerinde olmadığı için beynin ve zekanın bizdeki kadar evrimleşmediğini düşünebiliriz. Bir diğer deyişle; eğer ki benzer koşullar (çevre baskıları) ve tür içi çeşitlilik miktarı diğer türlerin ortamlarında da sağlanacak olrusa, o canlılarda da söz konusu özelliklerin evrimleşmemesi için hiçbir neden yoktur! Bunu anlamak, sahip olduğumuz özelliklerin "önceden planlanmış" yapılar olmadığını, evrimin kör işleyişi sürecinde, çevreye uyum sağlama zorunluluğuna bağlı olarak seçilme-elenme mekanizmasıyla evrimleşmiş özellikler olduğunu anlamak açısından müthiş önemlidir. Çünkü bir atmacanın bir bölgedeki varlığı, aslında fare için bir olasılıktır. Bulunabilir de, bulunmayabilir de... Bunu fare seçemez. Hatta atmaca bile seçemez. Çevreye bağlı olarak av da, avcı da, tüm diğer canlılar da çeşitli özelliklerine göre seçilir ve elenirler. İşte bu seçilen ve elenen özellikler evrimsel süreçte "ne" olacağımızı belirler.

Benzer şekilde, yukarıdaki baskıların çeşitli çevre koşullarında, yaşam şartlarında var olması birer olasılık durumudur. Herhangi bir canlı üzerinde, evrensel olarak katrilyonlarca çevresel ve bireysel (içsel) baskı bulunabilir. Genellikle bunların birkaç tanesi, belirli zaman aralıklarında, daha şiddetli olarak etki eder. İşte bu farklı bireylerdeki farklı kombinasyonların toplamı ve bu toplamın sürekli değişmekte olan çevre ile etkileşimi, bir canlı türünün evrimsel yönünü belirler. Bu baskılar ve tür içi çeşitlilik zamandan zamana, mekandan mekana, popülasyondan popülasyona değiştiği için, insan -ya da herhangi bir diğer varlık- tarafından öngörülemezler. İşte evrimin kaotikliği buradan kaynaklanmaktadır. Daha detaylı bilgi almak için "Evrim, Rastlantı/Tesadüf ve Kaos" başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

Dolayısıyla, insan beyninin evrimini tetikleyen 6 önemli faktör (çok daha fazlası da elbette var ancak bu altısı en önemlileri) belirli zaman aralıklarında, belirli sıralarda etkidiği için insan zekası ve beyni evrimleşebilmiştir. Bu sıra ya da zamanlar, biri ya da bir şey tarafından mı belirlenmektedir? Elbette ki hayır. Bu, tamamen doğanın kaotikliği dahilinde, yolda giderken şans eseri bir arkadaşınızla karşılaşmanız kadar olasılık sınırları dahilinde olan bir durumlar bütünüdür. Eğer ki bir başka türe denk gelecek olsaydı, bu defa o tür zeki olacak ve "Neden o tür zeki oldu da şu tür olmadı?" diye soracaktık. Süreçlerin kendilerinin tek tek nedeni vardır ancak sürecin bir bütün olarak neden o türe değil de bu türe denk geldiğinin bir sebebi yoktur, bu durum kaotik bir durumdur. Yukarıdaki altı çevresel baskı, farklı sırayla olsaydı, bir ihtimal beynimiz böyle evrimleşmeyebilirdi. Bunlardan bazıları insan türünün evriminde hiç paya sahip olmasaydı, belki yine iri bir beynimiz olurdu; ancak bu kadar zeki olamazdık. Ancak insan ve insansıların yaşadıkları ortam ve zamanın koşulları, onların bu evrimden geçebilmesini sağladı. İşte bu yüzden beynimiz bugünkü haline evrimleşti.

Benzer şekilde, her hayvanın ve hatta her canlının geçirdiği evrim, bu şekilde, doğanın kaotikliği içerisinde karşılaştıkları koşullara adapte olabilmeleriyle belirlenmektedir. Aynı canlıya ait iki farklı popülasyon, iki farklı türe evrimleşebilmektedir; çünkü üzerlerindeki baskılar birbirlerinden tamamen farklıdır ve hatta küçük farklılıklar bile, Evrimsel yönlerin tamamen farklı olabilmesini sağlayabilir. Dolayısıyla bir canlının geçirdiği evrimi, bir diğerinin birebir geçirmesi, oldukça düşük ihtimallidir. Buna istisna olarak ileri sürülebilecek yakınsak evrim bile birbirinden oldukça farklı görünümlü, sadece aynı amaca hizmet ettiği kabaca anlaşılabilen ürünler üretebilen bir evrimsel süreçtir. Örneğin karalardan denizlere dönen memelilerin yüzgeçlerinin evrimleşmesi yakınsak bir evrimdir; çünkü su ortamında hızlı ilerlemenin bin bir farklı yolu yoktur. Ancak yine de bir balığın yüzgeci ile bir balinanın yüzgeci kolaylıkla birbirinden ayrılabilir. Çünkü bir hayvan (örneğin balina), bir diğeriyle (örneğin balıkla) %100 aynı doğa koşullarını, yaşam şartlarını, av/avcı baskılarını seçilim baskılarını yaşayamaz. Her parametre tıpatıp aynı olamaz. Bu parametrelerdeki en ufak farklılaşmalardan ötürü, bunca çeşitlilik basit bir başlangıçtan evrimleşebilmiştir. Doğa şartları daha tekdüze olsaydı, bu çeşitliliği görmemiz mümkün olmazdı.

Burada, pekçok hayvanın benzer özelliklere sahip olduğunu düşünerek, söylediklerimizi sorgulayabilirsiniz. Örneğin birçok hayvan için güçlü bacaklar ve çenelerin önem arz ettiğini ve pekçok hayvanda bunların bulunduğunu söyleyebilirsiniz. Bu da, bizim yukarıdaki argümanımıza tam olarak desteklemektedir. Çünkü doğa koşulları her ne kadar sonsuz çeşitlilikte olursa olsun, benzer baskılar benzer sonuçlar doğurabilecektir. Hayvanlar avlanmak durumundadırlar ve bunun için bacakları ve çeneleri en önemli araçlarıdır. Dolayısıyla bunların daha karmaşık olacak biçimde evrimleşmesi açısından, birçok canlı üzerinde baskı bulunmaktadır. İşte bu yüzden bu canlılar, bu yönlerde evrim geçirmektedirler. Bu yüzden birçok canlının çeneleri ve bacakları güçlüdür. Ancak bir bitkinin böyle çeneleri ya da bacakları yoktur örneğin, çünkü avcı hayvanlarla aynı doğada yaşamalarına rağmen, üzerlerindeki seçilim baskıları tamamen farklıdır ve elbette, bitkiler içerisindeki çeşitlilik de bu yönde bir evrime izin vermemektedir. Buna rağmen bir sinekkapan bitkisinin yapraklarının bir çeneye benzemesi kör tesadüf değildir. Evrimsel sürecin sistemli işleyişinin bir ürünüdür. Av üzerine kapanacak bir yapının, bir çeneye benzemekten başka çok fazla yolu yoktur; dolayısıyla bağımsız olarak benzer yapılar, benzer amaçlar için evrimleşebilir.

Yukarıda açıkladığımız sebeplerle bir canlı üzerinde zaten çok büyük bir beyin evrimleştirmek (daha doğrusu yüksek bir beyin-vücut oranı geliştirmek) konusunda engelleyici bir baskı bulunmaktadır. Bunun üzerine, bu olumsuz etkiyi kıracak, yukarıda saydığımız beş etkenin, hem de aynı ya da benzer sıra ve şiddetlerde, benzer doğa koşullarında, iki defa gerçekleşmesi çok çok düşük bir ihtimaldir. Belki beyin başka farklı yollardan da evrimleştirilebilir (farklı baskılar altında) ki bunu diğer canlılarda görmekteyiz (dinozorlar, kuşlar, bazı diğer memeliler, vs.). Ancak aşağıda cevaplayacağımız "Neden sadece insanda böyle bir zeka evrimleşti?" sorusunun yukarıda verdiğimiz cevabının bir benzerini burada verecek olursak: Çünkü insan ile tıpatıp aynı evrimsel süreçleri yaşamış bir diğer canlı bulunmamaktadır. Canlılar, farklı baskılar altında zekalarını ilerletmiş, evrimleştirmiş olabilirler; ancak insanınki kadar ileri götürebilecek koşullar, bildiğimiz kadarıyla bir başka canlının yaşadığı ortamda oluşmamıştır veya oluştuysa da bu canlı varlığını sürdürememiştir. Yani çene ve güçlü bacakların evrimleştirmesi kolayca her canlı üzerinde, özellikle avcı canlılar üzerinde gözlenebilen bir durumdur (çünkü baskılar çok sıradan ve sık karşılaşılır durumlardır). Ancak beyin için aynı durum geçerli değildir; beynin evrimleşebilmesi için gerekli faktörlerin olasılıklar toplamı, canlılar üzerine çok nadir olarak, çok nadir çevrelerde, çok nadir durumlarda etki etmektedir. İnsan, bu koşulların içerisinden gelen "şanslı" (?) bir canlı türüdür.

Dolayısıyla şunu unutmamak gerekir. Bir canlının, bir diğeriyle tıpatıp aynı evrim geçirmesini beklemek aptallık olacaktır. Ancak yine de "Neden sadece insanda böyle bir zeka evrimleşti?" sorusu yinelenirse, yukarıdaki 6 önemli etkeni tek tek incelemenin gereği doğmaktadır.

(Ayrıntılı açıklamayı buradan alabilirsiniz, bu kısımları buraya koymayacağım.)

Şu anda insana benzer bir zekaya sahip olmaya en iyi adaylar, en yakın kuzenlerimizdir: şempanzeler, bonobolar, goriller ve orangutanlar. Çünkü bu hayvanlarda, karşıt başparmak haricinde neredeyse tüm aranan faktörler bulunmaktadır. Sadece tetikleyici unsurlardan yoksundurlar (savanaya adapte olmak gibi) veya var olan faktörler oldukça zayıf etki etmektedir (et tüketimi gibi). Bu faktörler onlara yapay yollarla (veya uzun vadede doğal yollarla) sağlanacak olursa, bizler gibi gelişmiş beyinler evrimleşmesi için herhangi bir engel görememekteyiz.

Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
1

Kaynaklar

  • Yazar Yok. İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?. (25 Temmuz 2020). Alındığı Tarih: 25 Temmuz 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
  • Yazar Yok. İnsan, Düşünebilen Tek Hayvan Türü Mü? İnsan Harici Hayvanların Bilinci Var Mı?. (25 Temmuz 2020). Alındığı Tarih: 25 Temmuz 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Biyolojik zekanın son derece kısa ömürlü olduğu kanaatindeyim. Eğer ki bir gün yapay zeka ile yüzleşirsek o, yapısı gereği biyoloji-ötesinde olacaktır.”
Martin Rees