Evrim Ağacı Soru & Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Evrimsel süreçte neden sadece insanlar bu kadar zeki ve akıllı? Peki niye diğer canlılarda böyle bir şey gerçekleşmedi?

Evrim ağacının makalesini okudum ama pek anlamadım. Diğer canlılarda bu kadar zeki olan var mıydı? O halde bunlar hangi canlılar yada türlerde oldu?

2
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
2 Cevap

Makalenin neyini anlamadığınızı anlayamadım. Sorduğunuz soruların her birine makalede doğrudan cevap veriliyor. Makaleden birebir kopyalıyorum.

Evrimsel süreçte neden sadece insanlar bu kadar zeki ve akıllı?

Sorularımıza cevap verebilmek için ilk olarak beynimizin gelişmesinin pek çok çevresel ve genetik etmene bağlı olduğunu anlamamız gerekir. Bunları ve bunların aralarındaki ilişkileri anlayabilmek için ise, insanın geçirdiği evrim yolunu incelememiz gerekmektedir. (...)

Şimdi, öncelikle insanın neden yüksek bir zeka düzeyine erişebildiğini açıklamadan önce, diğerlerinin neden erişemediğini açıklayalım:

Beyin, şimdiye kadar evrimsel süreçte gördüğümüz ve bildiğimiz en pahalı organdır. Bu pahası, sadece harcadığı enerji sebebiyle değildir (en başta o olsa da). Beyin, canlıların aldıkları günlük enerjinin genellikle 5'te 1'ine yakınını tüketir; ancak bunun haricinde, beyni korumak çok zor bir iştir. Nöronlar ağı, sert bir yapıdan oluşmamaktadır ve kolayca hasar görebilmektedirler. Bütün vücudu kontrol eden yapıyı bir arada tutmak iyi bir şey gibi gelebilir kulağa; ancak bu kadar önemli bir organa sahip olmanın çok ciddi bir dezavantajı da vardır: avcıların bu organın varlığını bilmesi ve ona yönelik saldırılar geliştirmesi. Beyne sahip olan bir canlı, aynı zamanda onu korumak için yöntemler evrimleştirmek durumundadır. Bu, aşırı masraflı bir iştir. Kafatası dediğimiz kemik, son derece sert bir yapıdır ve öyle olmalıdır da. Beyin ve kafatasının kütlesi, genellikle canlı için büyük bir yüktür. Üstelik bütün duyu organlarının burada toplanması, bütün kontrol mekanizmalarının burada olması, bu organı, dediğimiz gibi açık hedef haline getirmektedir. Bunlar yetmezmiş gibi, yapılardaki merkezileşmenin enerji tasarrufu açısından faydasından ötürü (yani bir organa sahip olmak, dağınık hücrelere sahip olmaya göre enerji açısından daha tasarrufludur), duyu organlarına ait bütün sinirler de beyinde toplanmaktadır ve hatta bu duyu organları da, beyne yakın bölgelerde bulunur; bu sayede iletişim hızı arttırılır. Dolayısıyla, duyu organlarını kullanarak yeni bir ortama girecek olan hayvan, beynini de ortaya koyarak riske atmaktadır.

Beyin vücudumuzun kütlece sadece %2'sini oluştursa da, tüm enerjimizin %20'sini tüketir.
Beyin vücudumuzun kütlece sadece %2'sini oluştursa da, tüm enerjimizin %20'sini tüketir.
Empty Stress

Tüm bunlar ve pek çok daha fazlası, beyni son derece masraflı ve riskli bir organ haline getirmektedir. Dolayısıyla beyin, evrimin çok net bir takas ilkesi (trade-off) örneğidir. Büyük beyin iyidir, çok daha fazla fonksiyonel işlem yapabilmemizi sağlar, dolayısıyla zekanın, düşüncenin, duyguların evrimleşebilmesine yol açar; ancak öte yandan çok masraflıdır, besin tüketiminin çok daha fazla olmasına sebep olur, ölme riskini çok daha arttırır ve beyinde meydana gelebilecek hasarlar canlıya çok daha fazla zarar verebilir. Bu sebeple doğada asla ihtiyaçtan fazla işleve sahip bir beyne rastlamak mümkün değildir. Gördüğümüz "ortalamadan büyük olan" beyinlerin tamamı, iyi bir sebeple evrimleşmiştir ve yukarıdaki grafiklerden görebileceğiniz gibi genellikle ortalamayı pek aşmaz. Sadece bazı spesifik türlerde bu beyin evriminin ciddi anlamda ileri boyutlara vardığını görürüz ki işte asıl incelediğimiz soru da budur. Neden bazı hayvanlarca (özellikle de insanda) bu kadar masraflı bir organ bu kadar şiddetli bir şekilde desteklenmiş ve evrimsel süreçte oluşmuştur? Hangi şartlar bu evrimin önünü açmıştır?

(...)

6 Temel Neden: Hangi Koşullar/Faktörler İnsanın Beyin Evrimini Mümkün Kılmıştır?

Yukarıda açıkladığımız gibi, hiçbir canlı, ihtiyacından fazla beyne sahip değildir. Elbette çevre şartları değiştikçe, var olan çeşitlilik içerisinde en uyumlu beyin yapısına (ve zeka miktarına) sahip olanlar hayatta kalacak ve üreyecek, gelecek nesiller de kaçınılmaz olarak bu uyumlu bireylerden daha fazla sayıda bulunduracaktır; dolayısıyla tür evrimleşecektir. Ancak hiçbir canlı, "sırf yedekte bulunsun" diye o anda bulunduğu evrimsel konumun gerekliliğinden daha fazla miktarda beyne veya zekaya sahip olamaz. Böyle bir beyin, evrimin takas ilkelerinden ötürü evrimleşmez de... Elbette sözünü ettiğimiz popülasyonlar ve türlerdir. Yani türün ortalama zekasının, türün ortalama ihtiyaçlarından fazla olamayacağı anlatılmaktadır. Yoksa popülasyon içerisinde tekil bireylerin beyin ve zeka yapısı diğerlerinden üstün ya da düşük olabilir. Bu, evrimin ilk basamağı, yani çeşitliliktir (varyasyon). Ancak evrimsel değişim, birey bazında değil, popülasyon (ve dolayısıyla ortalama) bazında incelenir.

Öyleyse, insan bu kadar ileri bir beyne sahip olabildiğine göre, böyle bir beyin ve zekaya evrimsel geçmişinde herhangi bir zaman aralığında ihtiyaç duymuş olmalıdır. İşte bilimsel yöntemlerle konu incelendiğinde, bu ihtiyaçların nelerden kaynaklandığı, yani insanın evrimsel sürecin pahalılıktan ötürü engellediği beyin büyümesini nasıl aştığını görebilmekteyiz. Aramamız gereken şudur: İnsan, öyle bir süreçten geçmiş olmalı ki, büyük beynin getirdiği faydalar, zararlardan fazla olmalıdır. Böylece takas ilkesinin temel koşulu sağlanmış olur ve beyin süreç içerisinde, milyonlarca yılda evrimleşebilir.

İşte bu noktada karşımıza beynin evrimleşebilmesine izin veren, hatta bunu zorlayan, birbirinden ayrılamaz ve bir arada bulunmak zorunda olan en az altı neden çıkmaktadır:

  1. El-Göz Koordinasyonu
  2. Karşıt Başparmak
  3. İletişim Becerileri (Sosyal Yaşantı)
  4. İki Ayak Üzerinde Duruş (Bipedalizm)
  5. Cinsel Seçilim
  6. Et Tabanlı Diyete Geçiş

(Devamını ve bu maddelerin her birinin önemini yazıdan okuyabilirsiniz.)

Diğer canlılarda bu kadar zeki olan var mıydı?

Görülebileceği gibi, yukarıda sayılan altı faktör, teker teker ya da ikili üçlü gruplar halinde başka canlılarda da bulunabilir. Hatta yeterince incelenirse, belki altı faktörün de bir arada bulunduğu canlılar görülebilir (çok çok nadir de olsa). Ancak tekrar hatırlatılması gereken nokta şudur: bu altı faktörün olması, her zaman yeterli değildir. Çünkü ilk olarak, bu sayılanlardan çok daha fazlası, belki daha ikincil faktörler olarak insan evrimine etki etmiştir. İkincisi, bunların zamansal sırası da önem arz eder. Örneğin insan evriminde orman yaşantısından savanalara inmek çok önemli bir basamaktır ve çok ciddi çevresel değişim, dolayısıyla çevresel baskılar getirir. Böylesine bir değişimin, yukarıdaki faktörlerin etkisi altında sağlanması, matematiksel olarak nadir gerçekleşecek bir durumdur. Bu, insanda gerçekleşmiştir. Dolayısıyla insanın zekası evrimleşmiştir. Diğer hayvanlarda diğer kombinasyonlar, bizde hiç var olmayan çevresel baskılarla birlikte etki etmiştir ve o hayvanları ayırt edici özellikler evrimleşmiştir. Her tür, kendi evrimsel geçmişi içerisinde değerlendirilmelidir.

Yine de birkaç tür üzerinden giderek bu faktörlerin gerçekten de beynin evrimine katkı sağladığını görebiliriz. İlk örneğimiz en yakın yaşayan kuzenlerimiz, yani şempanzelerden gelsin:

(Örnekleri ve her birinin tek tek analizini yazıdan okuyabilirsiniz.)

Eğer makalede cevaplanmayan bir sorunuz varsa ayrıca başlık açabilirsiniz. Eğer makaleyi anlamadıysanız, tam olarak anlamadığınız kısımları sorunuz veya yeniden okuyunuz. Sevgiler.

Teşekkür
Paylaş
5

Ortalamada primatlar, en zeki canlı grubu; biz de onlara dahiliz. Normalde paralel evrim sonucu benzer özellikler, çok farklı canlılarda ortaya çıkabiliyor (ahtapotların gözüyle omurgalılıarın gözü, kanatlar, avcı anatomisi (keseli kurt, köpek) vs.). Karga, yunus, mirket, ahtapot gibi primat olmayan çok zeki türler de var. Ancak genel amaçlı (aşırı özelleşmemiş) anatomisi olanlar daha avantajlı konumda. Çoğu kara omurgalısı dört ayak üzerinde hareket ettiği için, ön uzuvlarını alet kullanmak üzere uyarlayabilenler, ağaçlarda dallara başparmaklarıyla tutuman primatlar oldu. Diğerlerininki yürümek, kazmak, uçmak gibi işlerde kullanılan pençe ve kanat gibi yapılara dönüştü. Kargalar, gagalarıyla sınırlı mesela.

Kuraklık sonucu yerde daha çok zaman geçrimeye başlayan hominidler, ellerini yiyecek bulmak ve avlanmak için kullanmaya başladılar.

Dik yürümeleri sonucunda boyun kasları, daha büyük beyinlere izin verecek şekilde değişti. Kılların kaybı ve ter bezlerinin artması, uzun süre yürümeyi ve beyni soğutmayı mümkün kıldı. Et, ek enerji sağladı, pişmiş gıda ise beslenme verimini arttırdı. Yerde yatmak, uyku kalitesini arttırdı. Böylece beyin kapasitemiz aşamalı olarak arttı (başlangıçta da meyve ve avcıları hızlı tespit edebilen gelişmiş görme yeteği edindik).

Bebek beyni yapımının gebelik sırasında çok enerji tüketmesi nedeniyle anne bedeni, giderek daha çaresiz - zar zor akciğerleri gelişen - bir yavru doğurmak zorunda kaldı (gebelik süresinde ciddi bir uzama veya kısalma yok diğer büyük maymunlara göre). Bu da daha sıkı sosyal gruplar halinde yaşamak yönünde baskı oluşturdu. Topluluğa uyumluluk, eşe sadakat, yüz ifadesine duyarlılık (kaş ve mimiklerin evrimi) gibi özellikler, bir nevi kendi kendimizi evcilleştirme sürecimizin parçası.

Bu esnada FOXP2 geni üzerindeki bir mutasyon, konuşma ve dil yeteneği geliştirmemizi sağladı. Sembolik düşünme, başkalarını bilgi kaynağı olarak görmek (bkz. theory of mind), sembollerin gerçek nesnelerin yerine kullanılması, jest ve basit seslere dayanan ilk diller, soru sorma yeteneği (sadece insanlarda var), organize inanç/din, ritüeller, kültür, topluluklar arası ticaret, evlilik/çiftleşme, bilgi alışverişi vs. vs. derken, birkaç farklı insan türünden sadece homo sapiens baskın çıktı ve her bölgeye adapte oldu. Kurtlardan başlayarak, hayvanları evcilleştirerek, onların enerjisini kullanmaya başladı. Gerisi malum :)

Teşekkür (1)
Paylaş
0

Kaynaklar

  1. Timing of Childbirth Evolved to Match Women’s Energy Limits Bebek beyni ve gebelik süresi ilişkisi
  2. Humans evolved to get better sleep in less time Uyku ve beyin evrimi
  3. Human language may have evolved to help our ancestors make tools Dil gelişimi ve alet yapımının ilişkisi
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Mühendisler, insanlığın çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha da çok çalışmalıdır.”
Harold Chestnut
Geri Bildirim Gönder