Merhaba, bazen evrimi sanki bilinçli bir karar mekanizmasıymış gibi düşünüyoruz; “Acaba daha verimli olan mı kazanır, yoksa kapasitesini artıran mı?” diye soruyoruz. Oysa mesele tercih değil, uyum meselesi. Şimdi oksijenin azaldığı ama besinin bol olduğu bir dünyayı hayal ederek bu soruya bakalım.
Şimdi bunu şöyle düşünelim. Doğal seçilim “verimlilik mi kazanır yoksa kapasite artışı mı?” diye bilinçli bir tercih yapmaz. Onun tek derdi şudur. Bu ortamda kim daha iyi hayatta kalıyor ve kim daha çok ürüyor? Gerisi detay. Darwin’in söylediği gibi doğal seçilim, küçük farkları bile sürekli eleyip işe yarayanı biriktirir. Yani ortam neyi ödüllendiriyorsa o birikir.
Atmosferdeki oksijenin yüzde 20’lerden yüzde 10’a düştüğünü hayal edelim. Bu ciddi bir düşüş. Neredeyse yüksek irtifa etkisi gibi düşün. Böyle bir dünyada asıl sınırlayıcı faktör oksijen olur. Besin bol olsa bile, hücrelerin çalışması için oksijen gerekiyor. Büyük beden daha fazla hücre demek, bu da daha fazla oksijen ihtiyacı demek. Yani dev olmak pahalı bir iş. Bu durumda iki yol var gibi görünüyor. Birincisi daha küçük, daha az enerji tüketen, metabolizması daha yavaş insanlar. Küçük beden daha az oksijen ister. Bu genelde güvenli ve düşük maliyetli bir çözüm. İkincisi ise kapasite artırımı ki daha büyük akciğerler, daha geniş göğüs kafesi, daha fazla hemoglobin, belki oksijeni daha sıkı bağlayan kan yapısı. Bugün bile yüksek rakımda yaşayan topluluklarda bunun örneklerini görüyoruz. Yani evrim isterse kapasiteyi artırabilir. Ama burada kritik nokta şu, büyük bir akciğer ve dev bir göğüs kafesi de ekstra doku demek, ekstra enerji ve yine oksijen ihtiyacı demek. Evrim genelde en gösterişli çözümü değil, en ekonomik çözümü biriktirir. François Jacob’un dediği gibi evrim bir mühendis değil, bir tamircidir; eldeki malzemeyle en pratik çözümü çıkarır.
Bu yüzden muhtemelen tek bir uç olmazdı. Ne tamamen minik insanlar olurduk ne de dev göğüslü devler. Daha olası durum ise biraz daha küçük bedenler, biraz daha verimli metabolizma, belki biraz daha büyük akciğer hacmi ve oksijeni daha iyi kullanan bir kan sistemi. Yani hibrit bir çözüm. Çünkü oksijen kıtlığında en pahalı şey gereksiz kütledir.
Özetle, eğer asıl baskı oksijense verimlilik öne çıkar. Eğer rekabet fiziksel güç üzerinden dönüyorsa o zaman kapasite artışı anlamlı olabilir. Ama evrim “güçlü olanı” değil, o ortamda en az maliyetle hayatta kalanı seçer. Dürüst olmak gerekirse bugün insan için asıl oyun değiştirici biyolojik evrim değil, kültürel evrim. Oksijen azalsa önce maske yaparız, filtre geliştiririz, şehirleri uyumlu hale getiririz. Doğal seçilim devreye girmeden teknoloji işi ele alır. Sizin sorunuzun güzel tarafı ise evrimi bir tercih meselesi gibi düşünmemizi sağlıyor. Ama aslında mesele hep aynı; kim en iyi uyum sağlıyorsa, hikâye onun üzerinden yazılıyor.[1][1]
Teşekkür ederim.
Kaynaklar
-
Hatice Kutbay. (). Kendime Düşünceler Ve Evrim Okumaları.