“Evrim bir yerde durmaz mı?” sorusu aslında biyolojiden çok felsefeye yakındır. Çünkü bu soru, doğaya değil, sona ulaşma fikrine olan alışkanlığımıza dayanır. İnsan zihni süreçleri tamamlanmış hâlleriyle düşünmek ister. Oysa evrim, tamamlanmayı değil, sürekliliği temel alır.
Bilimsel olarak evrim; canlı popülasyonlarında genetik özelliklerin nesiller boyunca değişmesidir. Bu tanımın içinde ilerleme, mükemmellik ya da amaç yoktur. Yalnızca uyum vardır. Darwin’in doğal seçilim fikri tam olarak bunu söyler: Çevre koşulları değiştiğinde, bu koşullarla daha uyumlu varyasyonlara sahip bireyler hayatta kalır (Darwin, 1859).
Bu nedenle evrim “durmaz” ya da “ilerlemez”; yalnızca tepki verir. Ancak fosil kayıtları bize şunu gösterir. Türlerin çoğu uzun süreler boyunca neredeyse hiç değişmez. Bu durum evrimin durduğu anlamına gelmez. Stephen Jay Gould ve Niles Eldredge, bu olguyu “kesintili denge” kuramıyla açıklar:
“Evrimsel tarih, uzun durağanlık dönemleri ile kısa ve hızlı değişim evrelerinden oluşur.”
(Gould & Eldredge, 1977)
Yani çevre sabitse, seçilim baskısı düşükse, evrimsel değişim de yavaştır. Bu biyolojik bir tembellik değil, verimlilik hâlidir. Değişim gerekmiyorsa, değişim olmaz.
Felsefi açıdan bakıldığında bu durum oldukça çarpıcıdır. Evrim bir amaç gütmez; daha “iyi” olanı değil, şu anda işe yarayanı korur. Bu yüzden Theodosius Dobzhansky’nin şu cümlesi hem bilimsel hem de düşünsel bir eşiktir:
“Biyolojide hiçbir şey evrim ışığı olmadan anlamlı değildir.”(Dobzhansky, 1973)
Bu cümle, evrimi bir açıklama modeli olmanın ötesine taşır. Evrim, canlılığın neden kesin, sabit ve değişmez olmadığını anlatır. Türler olduğu şeylerdir çünkü başka türlü olamazlar, daha iyisi mümkün olduğu için değil.
Deniz canlıları bu gerçeğin en net örneklerinden biridir. Köpekbalıkları milyonlarca yıldır büyük ölçüde değişmemiştir. Bunun nedeni evrimin durması değil, mevcut yapının çevreyle son derece uyumlu olmasıdır. Evrim burada “sessizdir”, çünkü söyleyecek yeni bir şeyi yoktur.
Ama koşullar değiştiğinde, bu sessizlik bozulur.
Sonuç olarak evrim bir noktada durmaz; fakat her zaman görünür de olmaz. O, bir çizgi değil, bir olasılıklar alanıdır. Ne vaat eder ne de garanti verir. Sadece şunu söyler:
Hayatta kalmak, uyum sağlayabilenlerin işidir.
Belki de bu yüzden evrim düşüncesi rahatsız edicidir. Çünkü bize şunu hatırlatır: Doğada kalıcı olan şey formlar değil, değişebilme kapasitesidir.