Evrim Ağacı Soru & Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Covid-19 pandemisi dünya nüfusunun yarısından fazlasında pozitif olduktan sonra,toplum neye benzeyecek?

Hastalığı geçirmiş ama taşıyıcı durumdaki bireylerin izolasyondan çıkıp normal hayatı sürdürmeleri ve hastalık bulaşmamış olanların izolasyonu seçmeleri durumunda nüfusun sınıfsal olarak çok keskin bir biçimde ikiye bölünmesi gerçekleşebilir. Bu durumda toplum, hükümet, sosyal etkileşim neye benzeyecek?

1
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
1 Cevap

İlk olarak bu dünya tarihinin gördüğü ilk epidemi veya pandemi olmadığı için, tarihteki benzer örneklere dayanarak çıkarımlarda bulunabiliriz. Bunun için bu makaleyi önerebilirim: https://www.newyorker.com/news/q-and-a/how-pandemics-change-history . Toplumun neye benzeyeceği konusuna gelince, zaten geçirdiğimiz süreçte gelecekte olacakların tohumları ekiliyor. Benim gözlemlerime göre en büyük ayrışma sınıfsal sınırların keskinleşmesinden ziyade milli sınırların keskinleşmesiyle gerçekleşecek. Çünkü, bu dönemde gördüğümüz en büyük artış milliyetçi söylemlerde ve davranışlarda görülüyor. Özellikle de doğu Asya ülkelerinin vatandaşlarına karşı. Donald Trump'ın konuşmalarında virüsten "Chinese virus" olarak bahsetmesi, sosyal medyadaki söylemler ve hatta yapılam memeler bile insanların bilinçaltında bunun "yabancı" bir virüs olduğu algısını uyandırıyor. Yabancı korkusu (zenofobi) insanlık tarihinin neredeyse başından beri var olan ama özellikle son iki yüzyılda globalleşmeyle, İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı yıkımdan çıkarılan derslerle ve faşizm düşmanlığıyla aşmaya başladığımız bir olguydu. Ancak, mülteci krizlerinin varlığı ile yavaş yavaş tekrar dirilmeye başlayan zenofobi, virüsün çıkış noktasının tekrar tekrar vurgulanması, yemek kültürünün suçlanması ve dolayısıyla insanların bu yabancı kültürü iğrenç olarak görmeye başlamalarıyla tekrar dirildi. Bunlar gibi sebeplerle asıl problemin ülkeler arası ilişkilerde oluşacağını ve insanların yabancıya karşı olan güvenlerinin geri kazanılmasının zor olacağını düşünüyorum. Sınıfsal bölünmeye gelirsek, diğer adıyla toplumsal tabakalaşma, bunun yarattığı sorunları zaten şu anda da görüyoruz. Böyle bir tabakalaşmadan kaynaklanan keskin ayrım ve sınırlar zaten şu anda da fazlasıyla mevcut. Sadece neoliberalizmin yansıtmayı başardığı şekliyle bu sınırlar görünmez ama zaten orada varlar. Bu ayrımın en kötü noktasının da şu an olduğu kanaatindeyim. İstanbul'da virüsün yoğunluğunun en fazla olduğu semtlere baktığınızda da bunu görebilirsiniz kolaylıkla. Yani zaten süregelen bir problemin, pandemi döneminde insanların hayatını daha da sefil hale getirdiğini görüyoruz sadece. Pandemi sona erdikten sonra bu konuda eskiden olduğundan çok da farklı gelişmeler yaşanacağını zannetmiyorum. Birçoğumuzun istediği bunun sonucunda neoliberalizm ve kapitalist sistemlerin bu tarz olağan üstü hal gerektiren durumlarda işlevsiz kaldığının anlaşılıp, yerine daha insancıl ve alternatif çözümlerin bulunması. Ancak, böyle bir durumda bile işten çıkarmalar, ücretsiz izinler vesaire önlenemiyorsa yakın zamanda böyle bir değişikliğin beklenebileceğini söyleyemem. Ekonomi ve hükümet büyük olasılıkla kaldığı yerden aynı şekilde işlemeye devam edecektir. Ancak, toplumsal etkileşeme baktığımız zaman; dediğim gibi zaten yabancılara karşı bir korku ve önyargı var olacaktır, aynı etnik kimliği paylaşan toplumlar içerisinde ile bireysel olarak bir uzaklaşma görülebilir. Ek olarak bencilliğin artacağını düşünüyorum. Bu Orta Çağ Avrupası'nda veba dönemi ve veba sonrası dönemlerde de görülmüş bir durumdur. Eğer bu dönemden bir örnek daha verecek olursak, epidemilerden sonra insanlar dini olarak bir sorgulama dönemine girmişlerdir, böyle "cezalandırmalar" tanrının varlığından şüphe ettirir. Belki günümüzde de dine olan güven azalabilir.

Teşekkür
Paylaş
1
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 sene öncesiydi. İkinci en iyi zaman ise şimdi...”
Çin Atasözü
Geri Bildirim Gönder