Rol model ve zaman yok, alternatif alan çok…
En az kitap okuyan çocuk, ailesi tarafından sık sık “kitap oku” denilen çocuk oluyor. Tam tersi ise, ailesi hiçbir şey demeden zamanının belirli ve düzenli bir bölümünü, çocuğun da göreceği bir şekilde kitap okumaya ayıran çocuk oluyor. Bu durumu öğrenci ve velilerimizde çok rahat gözlemleyebiliyoruz.
Eski ile kıyas çok da gerçekçi görünmüyor. Çünkü her dönemin bilgi edinme yolu farklı olabiliyor. Bugün gerek internetin bu denli hayatımızın içine ve özel hiçbir alan bırakmaksızın ve rızamız ile girmiş olması gerekse sanal dünyanın sunduğu alanların çeşitliliği ne yazık ki kitaba olan talebi azalttıkça azaltıyor.
Geriye bizcil dinozorlar ve bu dinozorları rol model olarak alan (öğrenci ve yakın aile bireylerinden oluşan) yakın çevre kalıyor.
Eskiden kitaplar hem bilgi edinmenin en önemli yolu hem de okumaya ayıracak yeterli zaman var idi. Annelerimizin cam, bardak sergisi gümüşlükler (vitrinler) ayrıca ansiklopediler için de özel bir alandı. Gazete ve yayın evleri için kitaplar bir can simidi idi. Kupon biriktirerek bir kütüphane yaratabiliyorduk. Yazarlar özgürce yazabiliyor ve bu işten karınlarını doyurabiliyor idi.
Oysa şimdi çoğu yok... Koşulları zorlayıp biz yaratmaya kalksak bile ne çocuğumuzun ne de öğrencimizin, yarış atına çevirdiğimiz öğrencimizin, değil kitaba, oyuna bile ayıracak zamanı yok. Velimiz ve ağırlıklı öğretmenimiz, yani temel rol model olması gerekenler, boğucu bir yaşam koşuşturması içinde yaşamın nasıl yitip gittiğinin bile ayırdına varamıyor. Haliyle bundan hem kitap okuma, hem yazma fazlasıyla etkileniyor.
Yıllar önce, birileri bir sohbette ve birilerine dayandırarak, “kitap okumak, bilim ile uğraşmak, hele ki sanat, edebiyat vb. uğraşlar karnı tok sırtı peklerin işi” dediğinde alındığımı hatırlıyorum. Gerçekten de öyleymiş. Ve gerçekten bir toplumu cahil bırakmak istiyorsanız, yapacağınız tek şey düşünmesine, yaratmasına, üretmesine vesile olan zamanı ve imkanı elinden almak. Ve mümkünse başka hiçbir alana zaman ve kafa ayıramayacak denli onu meşgul etmek, sadece temel hayvani ihtiyaçlarını giderme derdi ile baş başa bırakmak.
Sanırım başardılar.. Ve sanırım yeni nesil ve hatta eski nesil de, bırakın kitap okumayı, var olduğunun dahi bilincine vesile olacak düşünsel imkan ve zamandan yoksun… Hatta bazıları buna o denli uzaklaşmış ki, bir zamanlar bu durumun aksi bir durum olduğunu bile hatırlamıyor.
Fakat ümitsiz değilim. Neticede bu alanda da evrim evrimliğini kültürel boyutuyla da olsa yapacak kuşkusuz. Belki biraz da sabır ve inatla ittirerek de olsa…