BİLGİNİN DE BİLİMİN DE ANASI İHTİYAÇTIR…
İhtiyaç aşamasına gelmeyen öğrenilemez. Burada öğrenmeden kasıt içselleştirmedir. Yani yeni olanın, hayatımıza ne katıp ne katmayacağı, işimize ne ölçüde yarayıp yaramayacağı, derdimize ne oranda derman olup olmayacağı temel belirleyicidir.
Bizler nihayetinde yıldız tozuyuz. Evrenin maddi temelinin ana kaynağı. Bilebildiğim kadarı ile evrende enerji dahil ondan doğan her şey israftan kaçınır ve fayda bulamadığı alana iradi olarak girmez.
Bunu en uç noktada öğrenmeye kadar indirgeyebiliriz. Bir şeyi gerçekten öğrenmek için sıkılabiliriz de… Bu, öğrenmemiz gerekenin yaşamımız için zaruriyetinden öte bizim bunu ne kadar idrak ettiğimiz ile ilgilidir. Fakat son kertede yumurta kapıya dayandığında daha önce sıkılarak öğrenmekten imtina ettiğimiz şey şayet bize “tamam veya devam “dayatması yaparsa işler değişir. Sıkılma yerini suya düşen misali her bir dala, her bir kola (mahiyeti önemli olmaksızın) tutunma refleksini gönüllü olarak ve öğrenme şeklinde hayatımıza sokar.
İnternetteki videolara gelince; Öğrenmek ve eğlenmek çok farklı iki şey. Her ne kadar eğlenirken öğrenebilsek ve her ne kadar öğrenirken eğlenebilsek de…
İnternetteki kimi videolar her ne kadar bilgi açısından donanımlı olsa da bazen gerçekten sıkıcı olabiliyor. Bunun kanımca iki nedeni var. İlki videonun sunuş biçiminden kaynaklı olarak hitap etmeyi planladığı potansiyel kitleden , kitlenin hazır bulunuşluğundan ( bilimsel , bilişsel, kültürel vb.) biraz kopuk oluşu.
Bir diğeri ve en önemli olanı bizlerin, gerçekten bir şeyleri boş bir kap misali önyargısız ve koşulsuz dinlemeye, öğrenmeye hazır olup olmayışı. Öğrenilecek olanın gerçek anlamda ve öncelikli ihtiyacımız olup olmadığıdır.
Cevabımız evet ise; Önce sıkılır sonra iyi ki… deriz. Fakat cevabımız hayır ise; bizim beklentimiz öğrenmekten öte ihtimaldir ki duymak istediğimizi duymaya yöneliktir ve ilgili sunum bunu ya karşılayamamaktadır ya da olayı-olguyu önemsediğimizden daha çok uzatmaktadır. Yani sorunun çoğu bizdedir.
Aç bir insan, sokağındaki bütün lokantaların, fırınların, aş içeren her yerin haritasını bir kalemde çıkarır fakat araya serpişen onca berberi hesaba katmaz. Saçı uzayıp tıraş ihtiyacı duyunca bu sefer tam tersi …
İhtiyaç varsa öğrenilen eğlendirir, eğlendiren öğretir. Tabi biraz sabır ile….
İhtiyaç yoksa ve ya var fakat farkına varılmamış ise; Ne öğrenme ne de eğlenme söz konusu olamaz. Olsa da üstünkörüdür ve ilk fırsatta unutulmaya mahkumdur. Sıkılmak da cabası…