Tabi ki…( Önceki Cevaba Ek Olarak)
Karakter ahlaki (etik) durumumuzun, kişilik ise yaşamsal pratiğimizin açığa çıkardığı, bizdeki saklı her tür durumun ( sosyolojik, psikolojik, fizyolojik, biyolojik vb.) ifadesidir.
Karakter yaşam yolumuzun izdüşümüdür ve toplumsal bir alt yapıya ve bu yapının bizde yankısına, kişilik ise daha çok genetik bir temele dayanır.
Dolayısı ile de her ikisi ve duruma göre öncelikli olarak her şeyimize etki eder.
Azimli olmak, ısrar etmek, çabalamak, yılmak, vazgeçmek, umudu diri tutmak ve ya umutsuzluğa kapılmak, hırs, öfke, inat, yelkenleri suya indirmek vb. niteleyeceğimiz her duygu durumu bir davranışa tekabül eder ve bize ya tamam ya da devam dedirtir.
Aynı şekilde normallerimiz, sindirebileceklerimiz ve sindiremeyeceklerimiz, meşruluk sınırımız, iyi, doğru ve güzele bakış açımız ile söz konusu kendimiz olduğu zaman bunları ne denli esnetebileceğimiz, vicdanımız ne denli manipüle edeceğimiz de her şeyimize doğrudan etki eder. Örneğin önemli bir yere gelmenin koşulu arkadaşını satmak, ispiyonlamak, başkasının sırtına çıkarak yükselmek, yalakalık vb. olduğunda tercihimiz bizi elbette ki bir yere taşır. Aksi durumda da: Haklılıkta diretmek, emeğe saygı, dosta sadakat, boyun eğmeme vb. gibi… Sevgiyle…