Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Yeni Soru Sor
Paylaşım Yap
Sorulara Dön
17

Bir bireyin yaşam hakkının, yaptığı eylemler nedeniyle elinden alınabileceği düşüncesi ahlaki olarak savunulabilir mi?

Bilimsel bir makaleden alıntı yapmanıza gerek yok; isteyen elbette yapabilir. Burada asıl merak ettiğim şey, forum kullanıcılarının bu konu hakkında ne düşündüğüdür.
2,579 görüntülenme
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
8 Cevap
Salih Efe Efe
Salih Efe Efe
1,476 UP
yaklaşık 6 senedir felsefeyle ilgileniyorum. 3 hafta önce

Merhabalar (: benim şahsi fikrim şu şekildedir ama bunu anlatmadan önce bir kaç satır bir şey yazmak isterim. Bana göre en temel ve ilk hak yaşama hakkıdır(bu sadece insanlar için değil varlığını sürdüren her canlı için) çünkü baktığımızda diğer haklarda aslında esasında bunun çevresinde doğmuştur. Ama senin de sorduğun gibi bunun temel esası "yaşam hakkı koşullu bir hak mıdır? Yoksa spesifik değerlendireceksek insan olan herkes yaşama hakkında sahip midir?" Karşımıza bazı fikirler çıkıyor;

1: Evet kaybedebilir! dersek:

o zaman şunu kesin kabullenmiş oluruz: (yaşam Koşullu bir haktır.) "doğru"davranırsan yaşarsın, "yanlış" yaparsan ölürsün.

Tüm Reklamları Kapat

ama burdaki temel problem şu: Doğruyu ve yanlışı kim tayin ediyor? Sınırı kim çiziyor? Bu kararı veren sistem hata yaparsa ne olur?(ki örneklerini görmek mümkündür) çünkü adalet yanılmaz değildir! Ve ölüm geri alınamaz.

2: Ama çok kötü suçlar var?

evet gerçekten çok kötü suçlar var burdaki ahlaki soru ise şu "birinin yaşamasına izin vermek mi daha ahlaksız? yoksa masum birinin yanlışlıkla ölme ihtimalini kabul etmek mi?" Eğer ölüm cezasını kabul ediyorsan %100 hatasız bi sistem savunman gerekir (tabii ki burda yazdığın ve asıl sormak istediğin şey sistem yani adalet sistemi daha doğrusu hukuk sistemi ise) ama böyle bir sistem yok.

Şimdi gelelim seninde merak ettiğin asıl kısıma forum ne düşünüyor? Benim şahsi fikrim birini geri dönüşü olmayan bi şekilde canını almak ne caydırıcı nede ahlaki bir şey. Burda daha doğru olan veya daha tutarlı olan farklı methotlarda var mesela toplumdan kalıcı izolasyon ağır cezalar gibi gibi türetebilirsin. Aslında burda benim de sana karşı sormam gereken bi soru var.

Tüm Reklamları Kapat

Eğer bugün "Hak etti!" dediğimiz biri masum çıkarsa bunu kime, ve nasıl telafi edeceğiz?

Esenlikler ile...

293 görüntülenme
8
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sonya Demirboğa
Sonya Demirboğa
74.5K UP
Öğrenciyim 3 hafta önce

Bu soru, ahlak felsefesinin en eski ve en zor tartışmalarından birine dokunur. Kesin bir cevap verilmesi belki de en zor sorulardan biri bazen öyle suçlar ve insanlarla karşılaşırız ki insan o suçluyla aynı havayı solumak bile istemez ama işte insani dürtülerimiz bizi burda ele geçiriyor, aslında hissettiğimiz intikam alma dürtüsü. Ama bence bir bireyin yaşam hakkının, yaptığı eylemler nedeniyle bilinçli ve planlı biçimde elinden alınması ahlaken savunulabilir değildir. Evet bazı eylemler o kadar korkunçtur ki bizi "insanlıktan çıktı" dedirtir. Ancak kişiyi "insan" hakları dışında tutarak ceza vermek de bana fazlasıyla ürkütücü geliyor.

  • "Hak kaybı" fikri tehlikeli bir kapıya çıkar

Böyle bir hak bireylerin elinden ne sebeple, hangi suçlar kapsamında alınacak; buna kim, nasıl koşularda karar verecek ki? Yani tam olarak bu eylemin ölçülerini net ve kusursuz bir sınırda belirtmek fazlaca zor. Diyelim ki bu sınırı belirtik ve çizdik ama unutmayalım bunun tarihsel olarak genişlemesi ve sonunda yalnızca “en kötüler” değil, “istenmeyenler” de bu kapsama girmesi de ihtimal dahilinde. Şu ana kadar hiç kimsenin haksız yere hapis yatmadığını söyleyebir miyiz? Hayır günümüzde bu kişilerin sayısız örneği bulunmaktadır.

  • Kusursuz adalet ise bir illüzyondur

adalet sistemleri insanlar tarafından yönetilir; ön yargılı, yanılabilir ve siyasi baskılara açıktır. Ölüm cezası ise hiç bir şekilde geri alınamaz ve telafi edilemez. Masum bir insanın idam edilme ihtimali ( ki bu tarih boyunca sayısız kez yaşanmıştır. ) böyle bir cezayı uygulamayı ahlaken ve pratikte imkansız hale getirir.

Tüm Reklamları Kapat

Ve adalet intikam değil, insanileştirme çabasıdır. Ceza adaleti, ilkel intikam dürtümüzü pekiştirmek değil , toplumsal barışı, ıslahı ve onarımı sağlamak içindir.

106 görüntülenme
7
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
134.4K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 2 hafta önce

Bir bireyin yaşam hakkının, yaptığı eylemler nedeniyle elinden alınmasının ahlaki olarak savunulup savunulamayacağı sorusu, hukuk ve ahlak felsefesinin en temel meselelerinden biridir. Bu soru özellikle ölüm cezası bağlamında yoğun biçimde tartışılmaktadır. Etik teoriler arasında bu konuda iki ana yaklaşım öne çıkar: cezalandırıcı adalet (retributivizm) ve hayatın kutsallığını savunan temel etik ilkeler.

Cezalandırıcı adalet savunucuları, bazı suçların ,özellikle cinayet gibi ağır suçların, failinin yaşamının sonlandırılmasının makul bir ceza olduğunu ileri sürerler. Bu yaklaşım, “lex talionis” yani talio ilkesine dayandırılır; bir suçlunun hayatını ortadan kaldırması durumunda, aynı ölçüde bir bedensel karşılık verilmesi adaletin gereği olarak görülür (Stanford Encyclopedia of Philosophy). Bu tür argümanlar genellikle bireyin özgür irade ile kötü eylemlerde bulunduğu ve bu eylemlerinin sonuçlarını taşıması gerektiği varsayımına dayanır (Stanford Encyclopedia of Philosophy). Ayrıca bazı teoriler ölüm cezasının caydırıcılık ve toplumsal güvenlik gibi faydalar sağlayabileceğini öne sürer; yani potansiyel suçlular cezadan korkarak daha ağır suçlardan kaçınabilir (Death Penalty Information Center verileri; örneğin Ehrlich çalışması tartışmaları)

Ancak bu tür savunmalar ahlaki açıdan güçlü eleştirilerle karşılaşır. İlk olarak, yaşam hakkı bir insan hakkı olarak evrensel ve devredilmez kabul edilir; uluslararası insan hakları hukuku bu ilkeyi güçle korur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi uyarınca “herkesin yaşama hakkı hukuk tarafından korunmalıdır” ve “hiç kimse, kanunda cezası belirlenmemiş bir suçu işlemesi nedeniyle yaşama hakkından bilinçli olarak yoksun bırakılamaz” ifadesi yer almaktadır (AİHS Madde 2/1; ) . Bu bağlamda devletin bireyleri hukuka aykırı biçimde öldürmemesi, hatta ölüm cezası gibi cezai yaptırımlarda bile çok sıkı sınırlar öngörülmesi gerektiği vurgulanır.

Tüm Reklamları Kapat

Etik açıdan yaşamın kutsallığı ve insan haklarına saygı ilkesi, ölüm cezası uygulamasına karşı güçlü bir argüman oluşturur. Ölüm cezasına karşı çıkanlar, bu yaptırımın bir insanın hayatına son vermenin etik temellendirilmesinin doğası gereği yanlış olduğuna dikkat çekerler. Örneğin, Petrovici ve Dean’in değerlendirmesine göre ölüm cezası insan yaşamını bastıran, insan haklarına ters düşen ve etik açıdan son derece tartışmalı bir yaptırımdır (Petrovici & Dean, 2020, DOI:10.18662/po/11.4/237)

Ayrıca ölüm cezasının hatalı yargı kararları sonucunda masum insanların ölümüne yol açma riski, ahlaki itirazı daha da güçlendirir. Pek çok hukuk sisteminde mahkûmiyetler geri alınabilirken, ölüm cezası geri döndürülemez bir sonuç doğurur. Bu geri döndürülemezlik, ahlaki bir sistemde geri alınamaz hataların kabul edilemez olduğunu ileri süren etik teoriler tarafından güçlü biçimde vurgulanır.

Son olarak, ahlak felsefesinde sıklıkla karşılaşılan bir argüman da insan haklarının koşulsuzluğu ilkesidir. Bu yaklaşım, yaşam hakkının herhangi bir eylem sonucu ortadan kaldırılamayacağını ve bu hakkın temel bir ahlaki koruma alanı olduğunu savunur. İnsan hakları teorisyenleri, ölüm cezası gibi “özel bir öldürme” biçiminin bile bu temel hakla çeliştiğini belirtirler.

Sonuç olarak, bir bireyin yaşam hakkının yaptığı eylemler nedeniyle elinden alınmasının ahlaki olarak savunulması zorunlu bir sonuç olmadığı söylenebilir. Ahlaki savunma bu düşünceye üretilmiş argümanlar sunsa da, yaşam hakkının evrensel, devredilmez ve geri alınamaz doğası, bu tür bir yaptırımı ahlaki bakımdan güçlü biçimde sorgulamayı gerektirir. Devletler de uluslararası insan hakları yükümlülükleri çerçevesinde insanların yaşam haklarını korumakla yükümlüdür; bu yükümlülük, bireylerin yaşamının eylemleri dolayısıyla alınamayacağını temel bir ilke olarak ortaya koyar. Bu nedenle eylemler ne kadar ağır olursa olsun, yaşam hakkını ortadan kaldırmanın genel olarak ahlaki açıdan savunulabilir bir norm olduğunu söylemek, etik literatürde geniş kabul görmemektedir.

4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Osman Akcan
Osman Akcan
70.7K UP
İnsanım; en azından öyle hissediyorum. 2 hafta önce

Hemen cevap vereyim; tabiki savunulabilir.

Ahlâk da tüm diğer insanoğlu olguları gibi çoğunluğun ya da güçlülerin kabulünden ibarettir. Nihayetinde bu bir cana değer biçme ve bunun adil olduğunu ispat etme çabasıdır. Bu tartışma doğru veya yanlışın savunulmasından çok "kısasa kısas ahlâkîdir" algısının etkileriyle, sirayet edebildiği zihinlerin yeteri kadar etki alanının olup olmadığı ile alakalıdır. Konu bir şeye değer biçme olduğunda insanoğlu, adaleti zarar görenin telafi edilmesinden ibaret olarak ele almaya meyillidir. Yaşam dediğimiz bu sonlu süreçte kusursuz olarak tanımladığımız mümkün olmayan duruma ulaşma ülküsü adalet, ahlak gibi konularda "kusursuz olunmalı" fikrini besliyor. Ancak yaşamın kendisi dahi kusursuz tanımımıza uymuyor. Kusursuz olmayan herhangi bir konunun paletindeki tüm tonlar bir dönemde ahlâkî olarak savunulabilir. Bundan sonrası din felsefesinin alanı.

Tüm Reklamları Kapat

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İbrahim Beysüm
İbrahim Beysüm
52.8K UP
Lise son sınıf öğrencisi 2 hafta önce

Hayır. Uzun bir açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum, bir bireyin yaptığı eylemler hiçkimseye o birey adına canıyla ilgili karar alma hakkı vermemeli. Özellikle de birey yaşamak istiyorsa, bu kararını veto etmek ahlaken hiçbirşeyi çözmez.

Başkaları adına verdiğimiz kararlar her zaman doğru olmayabilir. Bu yüzden kendimizden çok daha büyük birşey inşa etmeliyiz, bir etiğimiz olmalı. İdealize etmek için değil, yaptıklarımızın sorumluluğunu taşımak ve bununla yaşayabilmek için.

Tüm Reklamları Kapat

5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close