Merhaba, sizinle benzer şeyler yaşamış biri olarak deneyimlerimin yardımcı olabileceğini düşündüm. Benim bu konudaki en büyük yanlışım çok geç kaldığımı düşünerek birden başarmak istediğim şeye aşırı yüklenmekti ama her ne kadar tek konuda çok çalışmak kısa vadede verimli görünse de o sürecin verdiği yorgunluk bir iki hafta içerisinde yapılan işten vazgeçmeye sebep oluyor. Ben belli bir yaşa kadar çok fazla şeyle uğraştım, tek bir şeyle uğraşmak çok sıkıcı geliyordu ama sonuç olarak hiç bir şeye odaklanmadığım için hiç bir konuda yeterince iyi olamadım, en azından bana böyle söylediler. Ama bir konuda temele sahip olmak düşünülenden çok daha önemli. Ve eğer doğru çalışma şekli oturtulursa "yarıda bırakılan" şeyler çok rahat bir şekilde işe yarar seviyeye yükseltilebilir. Yani bir şeye başlayıp bir ay uğraştıktan sonra 4 ay ara verdiyseniz mesela baştan başlamanız gerekmez veya yapamadığınıza dair bir psikolojiye girmeye gerek yok.
Size bunun hakkında kendi hayatımdan birkaç örnek vereceğim. Ben ortaokulda bir iki yıl tenis oynadım, oynamayı da seviyordum ama etrafımda çok iyi olanlar vardı ve ben yanlarında pek de iyi sayılmazdım, herkes çok küçük yaşta başlamıştı tenise ve ben geç kalmıştım (evet 11 yaşında bile insan kendini çok geç kalmış hisseddebiliyor) lise sınavlarına girme zamanı geldi ve tenisi bıraktım, lise boyunca elime hiç tenis oynama şansı geçmedi ve lise boyunca hep keşke devam etseydim, şu ana kadar 6 yıllık 7 yıllık tecrübem olurdu dedim. Üniversiteye geçince elime tenise tekrar başlama şansı geçti. Sıfırdan başlamam gerekse de başlayayım dedim. Çünkü 30'lu 40'lı yaşlarıma kadar şimdi başlasam bile çok fazla tecrübem olacaktı. Başladığımda şunu gördüm: Birkaç ders sonrasında, raketi tekrar tutmaya alışınca aslında öğrendiğim her şeyi hatırlıyordum. Ve düşündüğümün aksine sıfırdan başlamıyordum. En zor kısmı zaten öğrenmiştim. Şu an 3 aydır tenis oynuyorum ve başlarkenki beklentimden çok daha iyi bir yerdeyim. Yani temelini oturttuğunuz, iyi olmasanız da başlamış olduğunuz bir şeye devam etmekten asla korkmayın.
Mesela kodlamadan bahsetmişsiniz. Şu ana kadar birkaç kez C çalışmaya başlayıp bıraktım. Ve bu senenin başında bir öğrenci topluluğuna C öğrenmek için katıldığımda baştan başlayacağımı ve C herkesin dediği üzere zor bir dil olduğundan başaramayacağımı düşündüm. Ama başladıktan sonra diğerlerinden daha hızlı ilerledim (tabii benden çok tecrübesi olanlar da benden hızlı ilerledi) çünkü başlamak bir şeyi öğrenmenin en zor kısmı. Şu an C çalışmıyorum birkaç aydır, ama bu artık beni korkutmuyor, bırakmışım gibi değil de ara vermişim gibi hissediyorum. Çünkü bunun için tekrar zamanım olduğu zaman elimde sağlam bir temelle devam edeceğimi biliyorum.
Kısacası korkmanız, geç kalmış hissetmeniz, paniklemeniz, sıkılmanız çok normal. Herkes böyle hissediyor ve başarmış olanlar da bir zamanlar böyle hissediyordu. Ve şunu unutmayın, insan hobilerini en iyisi olmak için yapmaz, öyle olsa bu hobiniz değil işiniz olurdu. Mükemmeliyetçilik fazla romantize ediliyor. Başarı mükemmellikle değil disiplinle gelir.
Disiplin demişken buraya da değinmek istedim. Bir şeyi başarmanın tek yolu disiplin bence. Ben çok disiplinsiz bir insandım, hala da öyleyim belki ama gelişme kaydettiğime inanıyorum. Bir şeyi aynı günde çok yapmak önemli değil, her gün yapmak önemli. Ara verdiğinde pes etmemek önemli, ne olursa olsun yarım saat için bile zaman ayırmak önemli.
Bu konuda bana en yardımcı olan şey liste yapmak oldu, bir ajanda alıp her şeyi listelemek. Ailem bana hep "sürekli liste yapıp bir iki hafta sonra bırakıyorsun sana çözüm değil bu" tarzı şeyler söylüyordu. Ben de yaptığım listeden sıkıldığım anda yenisini yapmaya başladım, haftaları değil günleri planladım, planlardan sıkılıp bıraktığım oldu ama bir hafta sonra devam ettim. Zaten çalışmaya, üretmeye, spor yapmaya alışınca boş durmak insana çok zor geliyor, tekrar bir şeyler yapmak istiyor insan.
Dopamin kısmına gelecek olursak, bu konuyu çok araştırdım ve uygulamalarımdan işe yarayanları paylaşmak istiyorum. Öncelikle kolay dopamin kaynaklarını (sosyal medya, abur cubur, oyunlar vs.) bırakmak gerek. Çünkü bunlar boyutu ne olursa olsun bağımlılık. Özellikle de telefon bağımlılığı kurtulması çok zor ve geri başlaması çok kolay bir bağımlılık. Ve bu bağımlılık ne olursa olsun bunun ciddiyetinin ve bırakmanın zorluğunun farkında olmak gerek. Ne kadar saçma gelse bile bu tarz bağımlılıklar görünmez şekilde hayatımızı ele geçiriyor, zamanımızı, sağlığımızı elimizden alıyor. Bunu kendimiz ciddiye almazsak etrafımızdaki kimse ciddiye almayacaktır. O yüzden bu çok önemli.
Dopamin konusunda yine uyguladığımda çok işime yarayan bir olay, liste yaparken tikleyebileceğiniz küçük kutucukları olan listeler hazırlamak. Çünkü bir işi bitirdiğinizde sadece bitirmiyorsunuz, bunu nesnel olarak görüyorsunuz, ilerliyorsunuz. Ayrıca sırf tik atabilmek için başladığım işleri yarıda bırakmıyorum çoğu zaman, çünkü yarıya kadar gelmek değil, bitirmek tik atabilmek için yeterli.
Çok uzun yazdım biliyorum ama bir şeye daha değinmek istiyorum. Çalışma, ev ortamının temiz olması. İnsanın odası zihnini yansıtır derler. Etrafta çok şey varsa beynin ilgilenmek isteyeceği çok şey var demektir. Her akşam dağılsa bile sabah topladığınız yer, her sabah tekrar toplayabilirsiniz. Hatta ben genelde listeme her gün oda toplamayı da yazıyorum, böylece her gün güne hem temiz bir odayla hem de günün başından başardığım bir şeyle, tiklediğim bir kutucukla başlıyorum, günün devamı için bir motivasyon oluyor.
Dediğim gibi listeleri, çalışmaları, etrafı temiz tutmayı her gün başarmak zorunda değilsiniz. Kimse başaramıyor. Bu alışana kadar çok dengesiz bir süreç ve alıştıktan sonra bile asla mükemmel olmayacak. İnternetteki mükemmel gym rutinleri, dengeli beslenmeler, mutlu insanlar gerçek değil. Gerçek olan bizleriz. Ayrıca bu bahsettiğim bağımlılıklar, dağınık evler, düzensiz beslenmeler (ve uzun süreli yalnızlık) insanı depresyona sürükleyen şeyler, bunun ciddiyetiyle yaklaşın hepsine. Belki bu depresif hal yüzünden bir şeylere tekrar başlamak zor geliyor, başarmak anlamsız geliyor ama siz nedene bakmadan sağlıklı bir yaşama odaklanın. Bakış açınız da yaşam biçiminiz de pozitif yönde değişecek, biliyorum çünkü yaşadım. Kendinize iyi bakın. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
30 gün
90 gün
1 yıl