Kral Midas; birçok kaynağa göre MÖ 738 – MÖ 696 yılları arasında, şimdilerde Eskişehir, Kütahya ve Afyon olarak bildiğimiz bölgede yer alan Frigya’da yaşamıştır. Frigya’nın başkenti Gordion’un birçok kaynağa göre, Midas’ın babası ve Frigya’nın bilinen diğer kralı olan Gordios tarafından kurulduğu düşünülüyor.[2]
Kral Midas'ın hikayesi, açgözlülüğün trajedisini anlatan bir efsanedir ve gerçek mutluluk tanınmadığında neler olduğunu anlatır. Midas dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini dileyen bir adamdı. Ancak bu dileğin aslında bir lütuf değil, bir lanet olduğunu düşünmemişti. Onun açgözlülüğü bizi kendi arzularımızın kölesi olmamıza yol açabilecek sonuçları düşünmeye ve farkına varmaya davet eder. Midas dokunuşu deyimi bu efsaneden gelir ve birinin iyi bir servete sahip olduğunu anlatmak için kullanılır.[1]
Kral Midas ile ilgili pek çok efsane vardır.Bunlardan biri de şöyledir: Günlerden bir gün, tanrı Dionysos’un yoldaşı satirlerden birinin gül bahçesinde uyuyakaldığını görür Kral Midas. Ve belden aşağısı keçi yukarısı insan biçimli bu doğa ruhunu on gün on gece sarayında ağırlar. Dionysos, yoldaşına böyle misafirperverce davranan Midas’a bir iyilik yapmak ister ve krala bir dileğini gerçekleştireceğini söyler. Bunun üzerine Midas, dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini ister tanrıdan. Dileği gerçek olduğunda ise kral büyük bir hüsrana uğrayacaktır. Yemek için eline aldığı yiyecekler, içindeki nektarı tatmak için tuttuğu kadehler ve bahçesinde kokusunu içine çekmek için hafifçe dokunduğu güller bile altına dönüşmektedir. Bu dilek her ne kadar iyi görünse de kusursuz değildir. Çünkü Midas; yiyecekten bitkilere, dokunduğu her şeyi altına dönüştürmeye başlamış, hatta kızını bile altına çevirmiş; bu dileği bir çeşit lanet olarak yaşamıştır. Midas, tanrıya kendisinin başlangıçta bir hediye sandığı bu laneti üzerinden kaldırması için yalvarır. Bu dileği ortadan kaldırmak için tekrar tanrılara başvuran Midas'a Dionysos, kurtulmak için Paktalos Irmağı’nda yıkanması gerektiğini öğrenmiştir. Ege bölgesinde yer alan ve bugün Sart Çayı olarak da bilinen bu nehirde bulunan altınlar, Midas’ın Paktalos ırmağında yıkanmasına bağlanmıştır.[2]
Kral Midas ile ilgili başlatılan mitsel özellikler Latin ozan Ovidius’un Metamorphoses (Dönüşümler) adlı eseriyle daha yaygınlaşmış ve bu eser Midas’ın efsanevi bir krala dönüşümünü simgelemiştir. Antik aktarımlarda özelliklerine dikkat çekilen kralla ilgili belki de en bilinen mitlerden biri onun eşek kulaklı oluşudur. Aktarıma göre Tanrı Apollon ve Tanrı Pan arasında geçen bir müzikli yarışmanın izleyicileri arasında Midas da bulunmuştur. Midas Apollon’un nağmelerinin beğenilmesini adil bulmamış ve buna itiraz etmiştir. Apollon’un öfkesini üzerine çeken Midas bu tanrı tarafından kulaklarının uzatılmasıyla cezalandırılmıştır. Ovidius eserinin XI. bölümünde ilgili kısım ile ilgili şu ifadelere yer vermiştir:
"Apollo nağmelerini kendi nağmesinden değersiz görerek, Pan ile eşitsiz bir yarışa çıkar. Tmolos da bu yarışa hakem olur. Çok ihtiyar hakem yerini tutar, Kulakları üzerinden yaprakları kaldırır, Kırlaşmış saçlarını tek bir meşe dalı sarar, Bakınca, şakaklarından sarkan palamutları görür."
Eserin ilerleyen dizelerinde Apollon, Midas’ın kulaklarını yukarıya doğru çekmiş, içini beyaz yünle doldurmuş ve eşek kulaklarına benzetmiştir. Ayrıca, kulaklar her zaman hareket halinde bulunmuşlardır. Bundan sonra kulaklarını gizlemek için Midas başını erguvan renginde sargıyla bağlamıştır. Bu kulakları gören Midas’ın berberi, bir sazlıkta kuyu kazmış ve kuyuya gördüklerini anlatmıştır. Bir yıl sonra kuyunun yerinde yetişen sazlar, her rüzgar esişinde anlatılanları bütün köye fısıldamıştır.
Kral Midas ile ilgili yaygın bilinen mitlerden bir diğeri de dokunduğunu altına çevirmesi olmuştur. Midas ve Silenus’un dostane ilişkileri ve Yunan Şarap Tanrısı Dionysos’un da öğretmeni olan Silenus’un Midas tarafından hoşnut edilmesi, Tanrı Dionysos’u mutlu etmiş ve Midas’a bir dileğini gerçekleştirme sözü verilmiştir. Tanrılar tarafından ödüllendirildiğini düşünen kral bir müddet sonra aslında dileğindeki ısrarla aldığı ödülün bir ceza olduğunu fark etmiştir. Ovidius tarafından Midas’ın dokunduğu herşeyi mucizevi bir biçimde altına dönüştürmesi şu ifadelerle aktarılmıştır:
"o (Midas) daha iyi bir şey istemedi diye üzüldü. (Midas) neşeyle ayrıldı, aldığı beladan memnun Berekentius evladı (Dionysos) Dokunarak her şeye sözü verileninin doğruluğunu yoklar; Kendi kendine inanmayarak koparır meşe ağacından bir dal, Yapraklarıyla birlikte kopardığı bu dal dönüşür altına. Yerden kaldırdığı bir taş altın olarak parlar, Bir avuç toprak alır, dokunur dokunmaz toprak sertleşir, Altına dönüşür. Kurumuş buğdayları koparmaya başlar, Tarla, altın sarısıyla tutuşup parlar"
Ovidius’a göre, dokunduğu her şeyi altına dönüştüren Midas daha sonra acıkmış, ama bir türlü yemek yiyememiştir. Ağzına koyduğu her şey, içmek istediği su bile altına dönüşmüştür. Susuzluğa dayanamayan Midas “altın sarısı ellerini göklere doğru uzatarak” bu gücün ondan alınması için Dionysos’a yalvarmaya başlamıştır. Dionysos ona acımış ve onu Paktolos Nehri’nin (Sart Çayı) sularında yıkanmaya göndermiştir. Nehirde yıkanan Midas bu cezadan kurtulmuştur. Ovidius, “Paktolos Nehri’nin dibinde altınlar hâlâ parlamaktadır.” diyerek anlatısını [1][1][1]sonlandırmıştır.