Evrim Ağacı Logo Evrim AğacıSoru & Cevap
Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
0
Puan Ver

Aksan/şive ses telleri tarafından mi, yoksa dil (organ olarak) tarafından mi belirleniyor?

2
279 görüntülenme
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
2 Cevap

Merhaba Uzay,

Öncelikle aksan ve şive kavramlarının farkını açıklayarak başlayalım. Aksan, farklı bir dili konuşurken hedef dildeki telaffuzunun kendi ana diline benzemesidir. Örneğin Türkiye'nin doğu bölgesinde konuşulan Türkçe, anadili Kürtçe olan insanlar sebebiyle aksanlı konuşulmaktadır. Şive ise, bir dilin, konuşulanların birbirlerinden uzak bölgelerde yaşaması sonucu geliştirdiği, ses ve anlam, kimi zaman ise kelime ve dilbilgisi kuralları açısından değişmiş sürümleridir. Örnek vermek gerekirse, Türkçe, Azerice, Kazakça gibi diller aslında aynı dilin şiveleridir. Günümüzde şive kelimesini kullanırken anlatmaya çalıştığımız şey ise aslında ağızdır. Ağız, bir dilin, farklı bölgelerde, yalnızca ses değişimine uğrayarak kullanılan sürümleridir. Örneğin Karadeniz bölgesinde konuşulan Türkçe, Türkçe'nin bir ağızıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe, resmi ağzı ise İstanbul Ağzı'dır.

Anlattığım şeylerden de anlaşılacağı üzere, bir kişinin aksan, şive ve ağzı, biyolojik özelliklerden ziyade doğup büyüdüğü, ana dilini veya dillerini edindiği çevre ile alakalıdır. Konuşma bozukluklarını saymazsak, ağız, aksan ve şive anatomiden ziyade dilin edinilme şekli ile alakalı bir süreçtir.

Diğer cevapta verilen bazı bilgilere karşı eleştirilerimi de dile getirmek isterim.

  1. Konuşma sırasında kullanılan organların anatomisi deneyime göre şekillenmez, az çok tüm insanlarda aynı olan organlara sahibiz ve bu organların şekli genetik faktörlerle belirlenir, deneyim ile değil.
  2. İnsanlar küçük yaşta dil öğrenmezler, dil edinirler. Öğrenme süreci bilinçli bir süreçtir, edinme süreci ise bilinçli bir süreç değildir. Kendiliğinden, tüm insan bebeklerinde aynı zamanlarda başlayan ve aynı aşamalardan geçen bir süreçtir.
  3. Anatomi, edinilen dile göre şekillenmez. Zihnimizde yer alan, gerçek hayattaki sesleri (phone) üretmemizi sağlayan phoneme'ler, dil edinimi sürecinde şekillenir. Dolayısıyla kişilerin farklı aksanlara sahip olmasının sebebi anatomileri değil, zihinlerindeki phoneme'lerin kendi ana dillerine uygun olarak şekillenmesidir.
  4. Dil merkezi diye bir bölge yoktur. Beyinde dil ile çok yakından ilişkili olduğunu bildiğimiz temel iki bölge vardır. Brocha's Area ve Wenicke's Area. Bu bölgeler asla kapanmaz fakat ergenliğin başlangıcına denk gelen dönemde eskiden sahip olduğu esnekliğin çoğunu kaybetmiş olur.

Sevgilerimle.

Son olarak konunun Dilbilim kategorisine taşınmasının daha iyi olacağını düşünüyorum.

231 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
2

Kaynaklar

  • Yazar Yok. Chomsky'S Language Acquisition Device. (27 Aralık 2019). Alındığı Tarih: 27 Aralık 2019. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı

Konuşma biçimi, aksan, deneyim yoluyla anatominin şekillenmesinin sonucu oluşur. Kişi gırtlak, ses telleri dil gibi organlarını kullanmaya başladığında, etrafındaki konuşma biçimini kopyalar aslında yüksek oranda. Bu kullanma ile biçimlenen yapılar, yetişkinliğe geçerken artık biçimlenmeleri neredeyse tamamlanmıştır. Nasıl karadenizde büyümüş kişi, ya da doğu anadoluda büyümüş birinin konuşmasından çok hızlı bir şekilde memleketini tahmin edebiliyorsak, aslında diyoruz ki, ses anatomisinin geliştiği yer şurasıdır. Kişinin farklı dilleri küçük yaşta öğrenmesi, ve MARUZ KALMASI bu nedenle önemli. Tek bir ana dile göre şekillenen anatomi, diğer dillere ait artikülasyon, aksana uyumlanmakta zorlanır. Bunu ne kadar erken kullanmaya başlarsa, o derece ana dili gibi doğal kullanabilir. Dil merkezi çok küçük yaşta kapandığı için, sonradan öğrenilen diller, beynin diğer kısımları tarafından tutulur, bu nedenle de zor elde edilir. Yeni araştırmalar, çok uzun ve yoğun kullanımda nöronal yapının dil merkezine kaydığını göstermiştir hayret verici biçimde. Beyin nöroplastisitesi, buna izin verecek kadar geniş bir potansiyele sahip. Ancak anatomik oluşumun değişimi için evrimsel mekanizmaları da düşünürsek, bireyin göremeyeceği zaman aralıklarında oluşur değişim. Tabii ki kişi bunu aşamaz demek değil bu. Sadece hayata hazır hale gelmenin geleneksel yöntemleri dışında da olasılıklar olabileceğine açık olmamız gerekir.

239 görüntülenme
Puan Ver
3
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
3

Kaynaklar

Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer Hiroshima ve Nagasaki'yi öngörebilecek olsaydım, denklemimi 1905'te yırtıp atardım.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol