Makine Mühendisliğinde Cinsiyet Ayrımı Kapanıyor Mu?

Yazdır
  • Bu yazıyı 6 dakika 22 saniyede okuyabilirsiniz.
Makine Mühendisliğinde Cinsiyet Ayrımı Kapanıyor Mu?

Araştırmaya göre bölümün etkili yaklaşımı sayesinde Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) makine mühendisliği okuyan lisans öğrencilerinin %49,5’i kadınlardan oluşuyor.

2015’te Nobel ödülü kazanmış bir biyokimyacının kadınların erkek çalışma arkadaşlarının dikkatlerini dağıttığını iddia eden yorumları sosyal medyada hemen geri tepti. Bunun üzerine kadın biliminsanları her gün yaptıkları çalışmaları ve araştırmaları yerine getirirken ne kadar “dikkat dağıtıcı” olduklarını göstermek için fotoğraflar paylaştılar. Aylar sonra, dünya genelinde insanlar düşüncesizce yapılan yorumlara #MühendisGibiGörünüyorum etiketiyle cevap verdiler. Yılın başlarındaysa General Electric şirketi, MIT profesörü Emerita Millie Dresselhaus gibi kadın bilim insanlarının ünlü kişiler ya da sporcular kadar ilgi gördüğü bir dünyayı hayal ettiklerini belirttiler. Bu olaylar cinsiyetçilikle savaşan ve kadınlara bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında kariyer sahibi olma konusunda cesaret veren bir harekete yol açmıştır. Bu alanlardaki cinsiyet farkı oldukça belirgindir. Örneğin, American Society for Engineering Education’ın  (ASEE) yaptığı bir araştırmaya göre 2015’te mezun olan makine mühendislerinin sadece %13,2’si kadındır. Ama bu sayı MIT Makine Mühendisliği bölümünün (MechE) 2016 sonbahar dönemindeki %49,5 kadın öğrenci oranıyla çarpıcı bir zıtlık içindedir.

Peki, MechE ulusal ortalamayı geride bırakarak bu cinsiyet eşitliğini sağlamayı nasıl başardı? İçlerinde 2016 mezunu Kath Xu; 2004 lisans, 2006 yüksek lisans 2011 doktora mezunu ve makine mühendisliği alanında önemli bir öğretim görevlisi olan Dawn Wendell ve karşılaştırmalı medya çalışmaları alanında öğretim görevlisi Andrea Walsh bulunan bir grup araştırmacının çözmeye çalıştığı soru işte buydu. 2017’de ASEE’nin yıllık konferansında ise sonuçlarını paylaştılar.

İşe Alımlarda Cinsiyet Eşitliği

Araştırmacılar cinsiyet eşitliğinin öğrenciler daha üniversiteye adım atmadan başladığını buldular. MIT’in kabul ofisi başvuru yapan kadınlar için birçok taktik geliştirmiş. Araştırmacılarla yapılan bir toplantıda ofisin dekanı Stuart (Stu) Schmill şöyle demiştir: “Geleneksel bakışa karşı savaşmamız lazım.” Gerçekte, MIT’in lisans öğrenci sayısının %46,1’ini kadınlar oluşturuyor olsa bile, Schmill ve diğer ofis çalışanları enstitünün çoğunun erkeklerden oluştuğu önyargısına karşı savaşmak zorunda olduklarını dile getirmişlerdir.

Ofistekiler kadınların üniversitede geri planda kaldığı yönündeki hikâyeleri çürütmek için blog ve kampüs tanıtım günleri gibi çeşitli yollara başvurmaktadırlar. MIT makine mühendisliği bölümünden mezun olan Xu, kendisini MIT’ye çeken şeylerden birinin bu öğrenci blogları olduğunu belirtmiştir: “Üniversitedeki kadın ve azınlıkların sayısını göstermek adına iyi bir iş çıkarmışlardı.”

MechE ve MIT Elektrik Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği bölümünün düzenlediği Kadınlar için Teknoloji Programları (WTP) gibi etkinlikler de kadınları STEM çalışmalarına katılma konusunda cesaretlendiriyor. WTP, bir yaz boyunca kampüste yaşamak ve laboratuarlarda ve sınıflarda birinci elden mühendislik deneyimi kazanmaları için lise çağlarındaki kızları üniversiteye davet ediyor.

Schmill’in bu araştırma için söylediği gibi, öğrenci nüfusu içindeki kadınların oranına vurgu yapmak tavuk ve yumurta döngüsü gibidir. MIT üniversitedeki kadın öğrencilerin sayılarını göstererek kadın adayların ilgisini çekmeyi başarabiliyor, ki bu da kampüste daha da çok kadın olmasına yol açıyor. MIT’ye girdikleri andan itibaren, rehberlik ve danışmanlık için otomatikman fakültedeki kadın öğretim kadrosuna yönleniyorlar.

Kadın Öğrenciler Var Olduklarını Gösteriyorlar

Kadın öğretim görevlilerin bu öğrenciler üzerindeki etkisini görmek, makine mühendisliği eski bölüm başkanı Rohan Abeyaratne’ye (aynı zamanda bu çalışma için röportaj da vermiştir) kadınların lider pozisyonda olmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bu pozisyondaki kadınlardan biri de Anette (Peko) Hosoi’dir ve kendisi aynı zamanda MechE’nin ilk bölüm başkan yardımcısıdır.

“Peko görevine başladıktan sonra ofis saatlerinde odasına giden kadın öğrencilerin sayısı o zamanlardan aklımda kalan dikkate değer bir şey” diye hatırlıyor Abeyaratne. Kadın öğrencilerin kadın profesörlerle aralarındaki rahatlık seviyeleri, bölümlerde görev alan kadın öğretim üyelerine ne kadar ihtiyaç olduğunun göstergesidir.

Bu araştırmada, kadın lisans öğrencilerin, daha çok, gelecekte iş bulma garantilerinin fazla olduğunu düşündükleri alanlara ilgi duydukları tespit edilmiştir. Hosoi “Öğrencilerle konuştuğumuz zaman, sadece rol model bulmaya çalışmadıklarını gördük. Daha ziyade varlıklarını ispat etme arayışındalar. Eğer bunu seçersem iş bulabilecek miyim sorusunun cevabını bilmek istiyorlar.” diye açıklamıştır.

Hem Xu hem de Wendell öğrenciyken daha makine mühendisliği bölümündeki ilk günlerinde bu kanıtı bulmuşlar. Xu’nun ilk dersi, 1990 yılında yüksek lisanstan ve 1995 yılında doktoradan mezun olan araştırmacı bilim insanı Simona Socrate tarafından; Wendell’inki ise 2008’de MechE’deki ilk kadın bölüm başkanı olan ve 1984 yılında yüksek lisansını ve 1987 yılında doktorasını tamamlamış Profesör Emerita Mary Boyce tarafından verilmiş.

Şimdi kendisi bölümde kıdemli bir öğretim görevlisi olan Wendell, öğrenciyken dönemin sonunda Profesör Boyce’a makine mühendisi olmak ile ilgili bir email attığını ve  mailden sonra Boyce’un kendisine bir saatten fazla kariyerini ve mühendislik tutkusunu anlattığını söylüyor.

Kadınların Genel Başvuru Yapması

Eski ve yeni fakültedeki öğretim görevlileriyle olan konuşmalarda 20 yıl önce MechE’nin kadınları iyi karşılamadığı ortaya çıktı. 1990’ların sonunda sadece 1 kadın öğretim üyesi olduğundan, fakülte yönetimi bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşündü. 2002’deki Mühendislik Okulları Raporu bu konudaki dönüm noktasıdır ve o zamanki bölüm başkanı Thomas Magnanti’yi bir şeyler yapıp harekete geçmesi için teşvik etmiştir. MechE’nin bu çabalarıyla gerekli niteliklere sahip kadınlar, fakültedeki pozisyonlara başvurmalarına yönelik teşvik edici telefonlar aldılar.

Bu kadınlardan biri de Hosoi’ydi. Hosoi araştırmacılarla olan görüşmelerinde MIT’ye geldiği zaman aynı anda birçok kadının işe alındığını söylemiştir: “Fakültedeki bir öğlen yemeğinde birisi buraya nasıl geldiğimizi sordu ve herkesin cevabı aynıydı: ‘Biri aradı ve başvurmamızı söyledi.’ "

Genel başvurunun yanı sıra fakültenin iş tanımını değiştirip biraz daha genişletmesi daha çok kadının bölümdeki ekibe katılma fırsatını artırmış ve bölüm liderliğinin çabalarıyla daha geniş bir ağın oluşmasına yardımcı olmuştur.

Boşluğu Kapatmak İçin Farkındalığı Artırmak

Xu, Wendell ve Walsh’un bulduklarına göre STEM’deki cinsiyet boşluğunu kapatmaya yönelik ilk adım bu boşluğun var olduğunu kabullenmektir. MIT’deki artan farkındalık, bölüm ve fakülte liderlerinin daha çok kadın öğrenci ve araştırma görevlisi çekmek için sıkı bir çaba içinde olduklarını göstermektedir. Walsh cinsiyet eşitliğini sağlamanın bu amaca yönelik aktif bir çaba ve bilinçli stratejiler gerektirdiğini söylemektedir.

20 yıldır MechE’nin cinsiyet eşitliği yönündeki bu kararlılığına ek olarak, enstitünün de bu konuda çok fazla desteği olmuştur. MIT bölümler arasında kadınlar için birçok program düzenlemiştir. Sahtekarlık Sendromu* gibi konuları tartışmak için konuşmacılar çağırmış ve kampüste istedikleri her yardımı bulabileceklerine dair kadınları temin etmiştir. Ayrıca MIT Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları projesi, STEM kapsamındaki dersler ve programlar boyunca  cinsiyet eşitliği konularına değinmiştir.

Bu çabalar fakültedeki ve üniversitedeki kadın nüfusunda artış olmasına yardım etmiştir ancak hala yapılacak çok şeyin olduğunu Wendell şu sözlerle ifade ediyor:

“Sadece MIT’i değil tüm dünyayı bu konuda değiştirmek istiyoruz. Üstü kapalı da olsa önyargı her yerde. Örneğin, seminerlerimde genellikle insanlar beni yönetici asistanı zannedip direkt yanımdan geçerek asıl konuşmacının kim olduğunu soruyorlar."

MechE’deki cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gereken kültürel değişim, üniversitedeki birçok küçük değişikliklerle ve önemli unsurların desteğiyle yaratılmıştır. MIT ve MechE örneğinin diğer okullara da örnek olması beklenmektedir. Xu, STEM bölümlerindeki kadın sayısını artırmak isteyen üniversitelerin de uygulayabilecekleri bir şablon oluşturmak istediklerini söylemiştir. Sosyal medyada #STEMdeKadın’ı vurgulayan hareketlere ek olarak cinsiyet yönünden daha eşit üniversiteler yaratılması, STEM alanında çalışan kadın sayısının hızla artış göstermesine yardımcı olabilir.

 

*Sahtekarlık Sendromu: Kişilerin başarılarını göremeyip bulundukları konuma gelmelerinde eğitimlerinin, yeteneklerinin ve zekalarının payı olmadığına, tüm başarılarını şans eseri elde ettiklerine inanmalarıyla ve dolayısıyla kendilerini bir gün foyası meydana çıkacak olan sahtekarlar olarak görmeleriyle ilişkilendirilen bir sendrom çeşididir.

Yazar: Mary Beth O’Leary (MIT Makine Mühendisliği Bölümünde Halkla İlişkiler ve İletişim Görevlisi)

Çeviren: Zeynep Yavuz

Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit

Görsel: Roget Mo

Kaynak: Bu yazı MIT News'ten birebir çevrilmiştir.

0 Yorum
Evrim Ağacı
Evrim Ağacı
Site Yöneticisi
Profil
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close