Neslihan Yalman (Türkiye Evrimle Tanışıyor: İzmir Etkinliği Üzerine...)
Neslihan Yalman (Türkiye Evrimle Tanışıyor: İzmir Etkinliği Üzerine...)

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

belledin mi yüreğini evrene mabet

yıldız da düşer, yer de çeker

gidiş de baki, evrim de sürek

mumlar yakarış ve elektrik buluş

birimiz güfteyse, ötekimiz beste

sabit şarkıda değişken yöntemleriz

bazı nedenlerin nedeni

bizzat nedensizliklerimiz…

 (Diyalektik İğne: Batar da Diker de)

  

Bu dizeleri yazdığımda, aklımda hep aynı düşünceler dönüp duruyordu. Böylesi koca bir evrende, böylesi alacalı bir yeryüzünde insanlar neyi paylaşamazlar? Hepimiz bir görevle geldiysek buraya, kendimizi ifade etme fırsatı da doğduysa bize; birimiz şairmiş, birimiz biyologmuş, birimiz teologmuş; ne fark ederdi? Hakikat birse, insanlık içinse tüm çabamız, kesiş/tir/mek için neyi bekletiyorduk? Niye çaTıştırıyorduk bildiklerimizi, çaKıştırmak varken?

Yukarıdaki sorularla girdiğimde İzmir Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ne; sarı balonların içinde yüzerek, küçük çocukların cıvıltıları eşliğinde geçtim ilerideki salona. Adı ‘’Yüzbaşı Şerafettin’’ olan salona… Hani; İzmir’in kurtuluşunda atı paramparça yere düşen, boynundan yaralanan ve ‘‘yaraları kim düşünür; ölsem ne gam’’ diyen Millî Mücadele’nin zarif ismi…

Tüm bunları, 28 Şubat- 1 Mart 2013 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleşen "Türkiye Evrimle Tanışıyor" toplantısına giriş naziresi olarak yazdım aslında. Balonların, çocukların, tarihin, şiirin; ne varsa gökyüzü altında bize doğru biriken, hepsinin bir şekilde birbirini ilgilendirdiğinin altını çizmek için… Evrimin de bunların çok dışında olmadığının, bizzat bunlarla birlikte gerçekleştiğinin duyumsanması gerektiğini belirtmek için…

Dolayısıyla, toplantının üstünden neredeyse üç hafta geçtikten sonra yazmaya niyetlenebildim. Eğer; ben düz bir evrim yahut evrim teorisi yazsı yazsaydım (ki, ikisinin birbirinden farklı olduğuna vurgu yapıldı), işim hayli kolay olacaktı. Basacaktım bilimsel kavramları ve terminolojik verileri biraz biraz, kıyısından oturtacaktım; yazıyı sonlandıracaktım. Oysa, yaşam öyle iç içelikler zinciriyle birbirine bağlı halkalardan oluşuyor ki; birini diğerinden ayırıp, fetişleştiremiyorsunuz. Toplantının en önemli vurgularından biri buydu herhalde: Melezliğe yapılan… Melez olmaklık (simgesel düzeyde); yani, tek tip yahut saf değil. Karışık…

Toplantıyı düzenleyen ‘‘ODTÜ Evrim Ağacı’’ grubunun internet sayfasını incelerseniz ‘‘ilkelerimiz’’ bölümünde hiçbir ideolojiye yahut dini görüşe sahip olmadıklarını ve söz konusu bilim olunca bunlara mesafeli durduklarını; hatta, içlerinde her türlü inançtan/görüşten/siyasi iklimden kişilerin de bulunduğunu belirttiklerini okursunuz. Fakat, burada aslolan bilimsel verilerdir. Yöntem ve içerik ortaya konulunca, her türlü gömleğinizi çıkarmanız gerekir. Toplantının nedenliğine saygı duymanız düsturdur. 

 

‘‘Türkiye Evrimle Tanışıyor’’ Toplantısının İçeriği ve Önemi

Öncelikle; subjektif düzeyde gözlemimi paylaşmak istediğimi belirterek, bu toplantıdan heyecan duyduğumu eklemek istiyorum. Nitekim; sosyal bilimler üstüne okumalar yapan ve o yönde eğitim alan biri olarak, fen bilimlerine –özellikle de biyolojiye- büyük ilgi duymuşumdur hep. Naçizane… Benim gibi bir insan için evrim toplantısı bulunmaz bir nimetti. Her yanımda siyah çerçeveli gözlükleriyle, beyaz tenli, temiz yüzlü gençler ve bilim konuşan insanlar vardı. Şık gömlekleri, renkli süveterleriyle geleceğin umudu olacak ciddiyette güzel çehreler… Filmlerde olmuyormuş demek ki sadece dedim içimden. Ardından, toplantıya katılan bir gencin sözlerine kulak kabarttım (hatta, sözlerini gizlice defterime yazdım): ‘‘Felsefi, derin muhabbetler yapabildiğim insanları çok seviyorum, onlarla arkadaşlık yapmayı çok seviyorum. Tamam, güven meselesi önemli, çok önemli de, ama seviyorum abi!..’’

Bu sevmeklik ışığında, ben de orada bulunmayı sevdiğimi ve –hele ki, bire bir içinde olmadığım alanlarda- yeni şeyler öğrenmenin mutluluk verdiğini fark ettim. Enformasyonun öteye taşındığı; bilgibilimsel coşkuyla, öğrenme açlığını doyurma isteğiydi olan!.. Tecrübe isteğiydi, dönüşme, gelişme, bulunma!..

Ardından; ‘‘Evrim Ağacı’’ grubunu temsilen Çağrı Mert Bakırcı çıktı ve evrimden söz etmeye başladı. Ama; bu gözleri ışık saçan, sözcüklerinden ve varlığından zeka fışkıran genç adam öyle güzel aktarıyordu ki bildiklerini, hayran kalıyordunuz enerjisine. Makine mühendisliği ve biyoloji anlamında çift alanda eğitim gören, biyorobotikle ilgilenen biriydi. Bilime olan tutkusunu, evrim teorisiyle ilgili engin bilgisini, araştırma yöntemlerini gördükçe daha da kapılıp gidiyordunuz anlattıklarına. Çünkü, hem herkesin anlayabileceği bir düzeyde anlatıyordu hem de slayt sayesinde gerek yazılı gerek sözlü bilgiler aktarıyordu. Çağrı’nın dışında, hepsi birbirinden güzel genç arkadaşlar sırayla platforma çıkıyorlar ve sunumlarını yapıyorlardı. Tam, bilimsel bir karnavaldı ve ben oradan öyle çok şeyle doldurarak çıktım ki heybemi!..

İkinci gün de yine aynı sirkülasyon vardı. Daha büyük bir salona taşınmanın rahatlığıyla, sunumlar hızla devam etti. İki günde dolu dolu geçen toplam dört oturum gerçekleşti. Bunlardan en az üçüne girenlere de katılım belgesi verildi. Ben de belgemi aldım ve şimdi, adımı okuduğumda bir gülümseme gelip oturuyor yüzüme. Keşke, biyolog olsaymışım diyorum falan; ki, bu işin duygusal kısmı… İşin bilimsel kısmına gelince, beni alakadar eden en önemli konu –halkbiliminde yüksek lisans yaptığım için- evrimin ve evrim teorisinin sosyal bilimlerle ilişkisiydi. Bu yönde, soru da yazıp verdim. Çünkü; halkbiliminde yüksek lisans yaparken bu disiplinin en önemli isimlerinin biyolog, botanikçi ve antropolog olduklarını fark ettim. Örneğin; Carl Wilhelm von Sydow ‘‘ekotip’’ kavramını direk halkbilimine uyarlıyordu. Ben de bunun peşine düşmüştüm zamanında; lakin, konu ne biyoloji disiplinindekilerin ne de halkbilimcilerin dikkatini çekmişti. Dünya bilim tarihi üstüne olan, sosyal bilimlerle fen bilimleri arasındaki kesişim kimseyi derinlemesine heyecanlandırmamıştı. Bu da bilimsel alanların birbirinden minimum düzeyde etkilendiğinin, ayrıştığının kanıtı niteliğindeydi. (Zaten; yönelttiğim sorunun da çok önemli olduğunun altını çizdi, sevgili Çağrı).

Size son olarak kendimce aldığım kimi notları başlıklar altında sunmak istiyorum. Oturumlardan yalnız birine katılamadım. Ama, diğer üç oturuma katılma şansı yakaladım. ‘‘Evrimle İlgili Yanılgılar, Hatalar, Gerçekler’’ adlı oturumdaki notlarımı, yine Çağrı Mert Bakırcı sunduğu için ‘‘Evrimin Temelleri ve Mekanizmaları’’ adlı oturumun notlarıyla harmanladım. Lakin, ‘‘Gözün Evrimi’’ üstüne olan notlarımı bulamadım. Dileyenler onu da ‘‘Evrim Ağacı’’ üstünden araştırabilirler.

Toplantıda neler söylendiğini merak edenleriniz olacaktır. Evrime ve evrim teorisine dair kırıntıdan da olsa bilgi edinmek yahut fen bilimleri terminolojisine hakim olmadığı halde konu hakkında ön bilgiye sahip olmak isteyenler… Onlar için giriş niteliğinde bir anahtardır alınan notlar. Dileyenler peşine düşebilirler yazılanların ve konuları araştırabilirler.

Son olarak, -evrimsel düzeyde göremesek bile, yakın tarih düzeyinde görmeyi arzu ettiğimiz, eğer ki olursa-; benden başka çocuklara, gençlere, insanlara kalacak katılım belgemin fotoğraflarını da sunmak istedim. Bu bir inceliktir çünkü. ‘‘Evrim Ağacı’’ grubuna kendi adıma tekrar teşekkür ediyorum.

Evrim teorisi üstüne gelişmeleri aşağıdaki adresten takip edebilirsiniz. Nitelikli, açımlayıcı, dolu dolu bir site oluşturulmuş:

http://evrimagaci.org/

 

Oradalıkta Alınan Notlara Dair: / Toplantı Yazıları

Evrim Bilimi Hayatımızın Neresinde, Nasıl?

1) Evrimsel Biyoloji üç temel alanda etkilidir: 1) Tıp, 2) Doğa Koruma/Genetik, 3) Tarım

2) Kafkasya ve Rusya tarafında ‘‘CCR5’’ koreseptörüyle mütevellit bir direnç görülmüştür. ‘‘CCR5’’le oluşan mutasyon (zamanında Avrupa ülkelerindeki hastalıklardan yola çıkarsak) Avrupa’lıları dirençli kıldı. Bu yönde hipotezler var.

3) Popülasyondaki gen frekansının değişmesi, türleşmeye girer. Bu da evrimdir.

4) 1837’de çelik sabanın kullanılmasıyla birlikte, çayır tavuklarının nüfusları ABD’de azaldı.

5) Soy içi üreme bunalımı diye bir şey vardır. Bu durum genetik çeşitliliği sıfıra indirir. Küçük popülasyonlarda görülür. Buna kendileşme de denir.

6) Evrim genetik çeşitliliğe yönelir. Bu olmazsa, doğal seçilim meydana gelir.

7) Genetik çeşitlilik popülasyonun büyüklüğüyle doğru orantılı olmayabilir.

8) İrlanda’da 18. yüzyılda bir açlık olmuştur. Fakat; insanlar patatesleri kesip, onlardan yeni patatesler yetiştirmeye çalıştıkları için, genetik anlamda tekdüzelik olmuş ve zehirlenmeler meydana gelmiştir. Bunu bilen ABD’nin güney kısmındaki çiftçiler aynı yanlışa düşmemişler ve normal patatesle birlikte, yabani patates de yetiştirerek, çeşitliliği arttırmaya çalışmışlardır.

9) İkinci Dünya Savaşı sırasında DDT diye bir böcek öldürücü dezenfekte olarak kullanılmıştır. Kısa dönemde etkili olan ilaç, sonrasında böceklere tekrar direnç kazandırmıştır. Buna sığınaklı alan ve sığınaksız alan denilmiştir. İlaç böceklerin bir bölümüne etki etmiştir. Bir bölümü de hayatta kalmışlardır; bu yüzden, yeniden DDT direnciyle birlikte genlerini aktarırlar.

 

Abiyogenez Teorisi

10) Abiyogenez kuramı; biyolojiyi, kimyayı, coğrafyayı, astronomiyi ve daha birçok bilim dalını kesiştiren bir kuramdır. Buna göre, canlılık cansızlıktan türemiştir. Ama, buradaki cansızlık moleküler düzeyde olmaktadır.

11) Canlılığın temel özelliklerinden biri de reflekstir. Modern canlılık tanımının belli özellikleri vardır: Organizasyon, aktivite /genetik aktarım, enerji…

12) Evren entropi (düzensizlik) içinde akmaktadır, ama enerji akışını sağlayarak kendi düzenini oluşturmak zorundadır.

13) Hayat molekülleri (vücudumuzu oluşturan temel moleküller) lipidler, proteinler, karbon, hidrojen, oksijen, sülfür, azottur.

 

Bilimsel Yöntem, Gerçek, Hipotez, Kanun, Teori Kavramları

14) Bilimsel yöntem gözlemden oluşur; gözlem de hipotez ve kanundan. Kanun gözlemlerden elde ettiklerimizi toparlama, oluşturma biçimimizdir. Niçinlik, nedenlik sorularıysa hipoteze girer.

15) Evrende amaç değil, neden-sonuç ilişkisi ararız.

16) Madem ki ilahi lütuf bize Tycho Brahe gibi, yaptığı gözlemler sayesinde bu hesabın Mars’taki sekiz dakikalık hatasını ortaya çıkartabildiğimiz çok gayretli bir gözlemci bahşetmiş bulunuyor, Tanrı’nın bu lütfunu değerlendirmeli, ona minnet duymalıyız. (Kepler)

17) Impetus Kuramı (Momentum): Bir nesneyi hareket ettirirseniz, ondaki potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşerek sürtünme kuvveti gibi elementlerle hareket etmeye devam eder. Enerji bitene kadar…

18) Bilimsel Yöntemin Temel Kavramları Arasındaki İlişki: Ne Olduğu? (Gözlem); nasıl, neden olduğu? (Hipotez)

19) Gözlemin genellemesi kanun, hipotezin genellemesi teoridir.

20) Teoriler ‘’dünyayı yakalamak’’ üzerine atılmış ağlardır. (Karl Popper)

 

Evrimin Temelleri ve Mekanizmaları

21) Evrimde bireyler değişmezler, tek bir birey değişmez. Bireyin gelişimi gelişim biyolojisi içinde incelenmelidir. Onun doğumundan ölümüne göre geçen süreç ayrıdır.

22) Evrim için popülasyon olmalı ve en az bir nesil geçmelidir.

23) ‘‘Evrim’’ bir doğa yasasıdır/ilkesidir/gerçeğidir, ‘‘evrim teorisi’’ ise bu gerçeğin neden ve nasıl olduğunu anlamak amacıyla geliştirilmiş bilimsel bilgi bütünüdür.

24) Evreni dolduran karanlık maddenin cisimlere uyguladığı baskı kuantum fiziği şeklinde geçmektedir.

25) Evrim süreci ortalama insanın ömrünün ötesindedir. Richard Lenski bunun deneyini yirmi dakikada bir üreyen bakterilerle yapmıştır. Fosil olarak saklanıp, tekrar yaşama döndürülebilirler. Bu yüzden, Lenski 1988-2010 yılları arasında bu konu üstüne çalışmıştır. Uzun uğraşlar sonunda, makalesini yayımlamıştır.

26) Var olan bütün türler birbirleriyle akrabadır.

27) Günümüzden iki yüz elli milyon yıl önce, insanlarla kuşların da ortak özellikleri vardı. Benziyorlardı, ama aynı değillerdi. Var olmuş ve olan her iki türün bir noktada ortak atası bulunabilir. İnsanla tavuk için bu 250-300 milyon yıl öncesidir. O "ortak ata"nın insan ya da tavukla hiçbir alakası yoktur. Sadece, o popülasyonun nesiller boyunca farklı alt gruplara ayrılması ve farklı yönlere evrimleşmesiyle, aradaki diğer yüzlerce basamak oluşur ve onun sonucunda, o ortak atanın binlerce nesil sonraki torunlarından biri tavuk olurken, diğeri insan olur. Bunu anlaması güç, ancak detaylı düşününce ne demek istediğimiz anlaşılacaktır. 300 milyon yıl önceki türün insana ya da tavuğa benzer hiçbir tarafı yoktu; muhtemelen sıradan bir sürüngene benziyordu.

28) Bugüne kadar yaşamış türler daha öncekilerin yüzde biridir. Yani, % 99’unun soyu tükenmiştir.

29) Evrim çizgisel değil, çatallıdır.

30) Doğal seçilim ve cinsel seçilim çatışırlar.

31) Genetik Sürüklenme, adaptasyoncular ve sıçramacılar olarak ikiye ayrılmıştır. Adaptasyoncular doğal seçilimin en güçlü evrimsel değişim faktörü olduğunu düşünürler. Gould ve Lewontin’in geliştirdikleri sıçramalı evrim teorisine göre ise, doğal seçilim ufak değişiklikler yaratmaktadır. Bunun sebebiyse, Darwin’den sonra gelişen genetik sürüklenme ilkesidir. Bu iki grup modern sentez çatısı altında toplanmaya çalışılsa da, yine de aralarında çekişme olmaktadır.

32) Hayat ne kadar rastlantısalsa, evrim de o kadar rastlantısaldır.

33) Genetik çeşitlilikte, örneğin göz rengini belirleyen sekiz ayrı genden söz edilebilir.

34) Mutasyonlar evrime neden olmazlar. Bir gendeki genetik yapı değişebiliyor. Radyasyon aslında bizim genlerimizi değiştirebiliyor.

35) Mutasyonların çoğu nötr şekildedir. Ne yararlı ne zararlı diyebiliriz. Ama, birden fazla mutasyon bir araya geldiğinde, genetik yapıda sonuca neden olurlar.

36) Farklı türlerde aynı yapıların birbirinden bağımsız evrimleşmesine yakınsak evrim denmektedir.

37) Biyolojide pan şempanze demektir. İnsanın maymundan geldiği ifadesi hem yanlış hem doğrudur; lakin, şempanzeden geldiği ifadesi yanlıştır.

38) Evrimde birinci ekole göre, insanların kümesiyle insansı maymunların kümesi kesişir. İkinci ekole göre, insan orangutanın, gorilin, şempanzenin de yer aldığı insansı maymunlar sınıfına girmektedir.

39) Göktaşlarının çarpma süresi hemen hemen 65 milyon yılda birdir.

40) Evren 13 milyar 700 milyon; Dünya ise, 4 milyar 540 milyon yıl önce oluşmuştur.

41) Modern insanın evrimi 2 milyon yıldır varlık gösterirken, homo sapiens –yani biz- 384 bin yıl önce evrimleştik.

42) Nöroplastisite (Adapte olmak): Körlerin işitme, koku duyularının gelişmesi evrim değil, nöroplastisitedir. Bu, evrim dışında bir şeydir.

43) Kullanılmayan organlar körelir. Mesela, kuyruk sokumu bu şekilde gelişmiştir.

44) Canlılar gelişirler, cinsel çekimi olanlar daha çok ürerler, canlılardan uyum sağlayanlar ayakta kalırlar.

45) Bir şeyi yapıp yapmamayı seçebilirsiniz, ama neyi istediğinizi seçemezsiniz.

46) Çıplak Maymun, Çıplak Kadın, Çıplak Adam adlı üç kitap insanın yalnızca fiziksel evrimini saç diplerinden ayak tırnaklarına değin anlatmaktadır.

 

Evrim Ağacında Ufak Bir Dal: İnsanın Evrimi

47) İnsana yakın şempanze türleri Afrika’da bunuyor.

48) Australopithecus afarensis (Lucy) Etiyopya’da bulunmuştur. Dişileri goril ve insanları çağrıştırmaktadır.

49) Kenyantropus platyops, Homo’dan önceki türdür ve insana yakın özellikleri vardır.

50) Homo Cinsleri:

Homo Habilis (Beceriklidir. Fosillerinin yanında taş aletlere rastlanmıştır. Homo cinsinin ilk örneği, insana en az benzeyenidir.)

Homo erectus (Ateşi keşfetmiştir, alet yapmaya başlamıştır)

Homo heidelbergensis (Homo erectus’tan gelişmiştir. Ölü gömme geleneğini başlatmıştır.)

Homo neanderthalensis (Kireçtaşı mağaralarda yaşamışlardır. Avcılık yapıyorlardı.)

Homo sapiens (İnsanın dahil olduğu türdür. Resim, heykel yapabiliyorlardı. İsmi, akıllı insan anlamına gelmektedir.)

 

Neslihan Yalman (Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halkbilimi Anabilim Dalı)

 

Yasal Uyarı: Evrim Ağacı, bahsi geçen şahsın ismini ve fotoğrafını kullanma iznine sahiptir. İzinsiz olarak kullanılamaz.

Evrim İş Başında: Kertenkelelerde Yumurtlamadan Doğuma Evrim

17-23 Mart 2013

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim