Doğada öfke yoktur. Mizaç vardır.
çatık kaş, önyargıdır. Nefrettir, korkudur, insanın korktuğu şeyden kendini koruma çabasıdır ve yersizdir. Alışkanlık haline gelmesi de ne yazık ki yıkıcı, yorucu ve yok edicidir.
Yaşam olgun başaklar gibi biçilir.
Biri var olurken diğeri ölür.
Yapılması gerekeni düşünmek ve doğru yol görmen durumunda kıvanç dolu bir yürekle o yolda gitmek ve asla geriye dönüp bakmamak senin elindeyse bir varsayıma ne gerek var?
Hiçbir şey yapmayarak da adaletsizlik yapabilirsiniz.
Şimdiye kadar, nasıl bir düzenin parçası olduğunu ve düzeni muhafaza eden akışın ne olduğunu temellendirmediysen, bundan böyle bunları idrak etmeye ihtiyacın var; eğer zihnindeki sisleri aydınlatmak için kullanmazsan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı olduğundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrarı mümkün olmayacak.
Ebeveynlerini taklit eden çocuklara da benzememeliyiz, yani ebeveynlerimizden ne aldıysak yalnızca onu yapmamamız gerekir.
Kendi içine bak, ne olduğuna bak, ne olmak istediğini düşün.