Dışarıdaki bir şey yüzünden acı çekiyorsan, seni tedirgin eden o şey değil, onun hakkındaki kendi yargındır; bu yargıyı silmek ise şu an senin elindedir.
Biri bana yanlış düşündüğümü ya da yanlış davrandığımı gösterip kanıtlayabilirse, seve seve değişirim; çünkü ben, kimseye hiçbir zaman zarar vermemiş olan hakikati ararım; asıl zarar gören, kendi yanılgısında ve bilgisizliğinde direnendir.
Doğada öfke yoktur. Mizaç vardır.
çatık kaş, önyargıdır. Nefrettir, korkudur, insanın korktuğu şeyden kendini koruma çabasıdır ve yersizdir. Alışkanlık haline gelmesi de ne yazık ki yıkıcı, yorucu ve yok edicidir.
Olgun başaklar gibi biçilir insan yaşamı: biri var olurken diğeri ölür.
Yapılması gerekeni düşünmek ve doğru yol görmen durumunda kıvanç dolu bir yürekle o yolda gitmek ve asla geriye dönüp bakmamak senin elindeyse bir varsayıma ne gerek var?
Hiçbir şey yapmayarak da adaletsizlik yapabilirsiniz.
Şimdiye kadar, nasıl bir düzenin parçası olduğunu ve düzeni muhafaza eden akışın ne olduğunu temellendirmediysen, bundan böyle bunları idrak etmeye ihtiyacın var; eğer zihnindeki sisleri aydınlatmak için kullanmazsan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı olduğundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrarı mümkün olmayacak.