Faşizme karşı birleşmeyenler, faşizmin zindanlarında buluşurlar.
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim.
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine.
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.
Öldürmenin pek çok yolu vardır: Karnına bıçak saplamak, ekmeğini elinden almak, hastalığını iyileştirmemek, kötü koşullarda yaşatmak, ölesiye çalıştırmak, intihara sürüklemek, savaşa yollamak...
Aldatmanın gerekli görüldüğü, yanılgıya düşmenin teşvik edildiği zamanlarda, düşünür, okuduğu ve işittiği her şeyi düzeltmeye çalışır. Ne okursa veya ne duyarsa, içinden tekrar eder ve tekrar ederken de onu düzeltir. Yalan beyanların yerine, cümle cümle, doğrularını koyar. Bunu uzun süre yapa yapa, artık hiçbir şeyi başka türlü okuyamaz, hiçbir şeyi başka türlü işitemez olur. […] Düşünürün bunu yaparken tek amacı, aldatma ve yanıltma suçlarının işlendiğini göstermek değildir. Aynı zamanda aldatmanın ve yanıltmanın mahiyetine vâkıf olmak ister. Örneğin şöyle bir cümle okuduğunda: 'Güçlü bir ulus, zayıf bir ulusa kıyasla daha zor saldırıya uğrar', bu cümleyi değiştirmesi değil; ona ekleme yapması gerekir: 'ama aynı zamanda [güçlü bir ulus] daha kolay saldırıya geçer.' Savaşın gerekli olduğu iddiasını duyduğunda, buna 'hangi koşullarda' ve 'kimin için' sorularını ekler.