Çoğu talihsizlik, iyimserlikle desteklenen cehaletten kaynaklanır. Genç bir adam dünyanın zevk almak için yaratılmış bir mutluluk yeri olduğuna, oysa burada yalnızca onu arama becerisinden yoksun olanların yaşadığına inanır: Bu noktada romanlar, şiirler ve dünyanın her zaman her yerde dış görünüşe verdiği riyakârca önem bunu destekler.
İnsanın sahip oldukları arasında öncelikle dostlar yer alır. Fakat bu kendine özgü bir sahiplik durumudur, öyle ki sahip olan kişinin aynı ölçüde diğerinin sahipliğinde bulunması gerekir. Saksonya krallarına ait olan ve Moritzburg av şatosunda bulunan 17. yüzyıldan kalma bir ziyaretçi defterine bir asilzade şöyle yazmıştır:
Amour veritable
Amitie durable
Et tout le reste au diable.
Gerçek aşk / Dayanıklı dostluk / Geri kalan her şey cehenneme.
Tüm dünya bilgeliğinin yarısı;
ne sevmek, nede nefret etmektir.
Öteki yarısı, hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye inanmamaktır.
Bilgelik, belirli bir mirasla birlikte iyidir ve insanın güneşin altında mutlu olmasına yardımcı olur.
Tanrı için bile herşey mümkün değildir, zira kendini yok edemez.
Doğrudan başka hiçbir şey güzel değildir; sadece doğru sevilmeye değerdir.
Başkalarının görünüşünün ve düşüncesinin kölesi olarak kalınırsa:
Onu ezen ve yücelten ne denli azsa,
Övgü için o denli yanıp tutuşur.