Gece Modu

Bu yazı, Science Daily isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu haber 2 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Yarıçapı Dünya'dan 2.3 kat büyük, kütlesi ise 17 kat büyük olan Kepler-10c gezegeni, tamamen lavlardan oluşan ufak uydusu Kepler-10b ile birlikte gezegenimizden yaklaşık 568 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.

Mayıs 2011'de Kepler uzay aracı tarafından keşfedilen ve Spitzer Uzay Teleskobu'nun Blender tekniği kullanılarak doğruluğu onaylanan bu karasal gezegenin kütlesinin %5-20 arasının buzlardan oluştuğu düşünülmektedir. Kıyas olması açısından bizim gezegenimizin kütlesinin sadece %0.02'si buzullara aittir! 

Orada bir yerlerde bizimkisi gibi gezegenler olduğunu düşünmek nefes kesici!

Bilim insanları bugüne kadar böyle bir gezegenin oluşamayacağını düşünüyorlardı; çünkü bu kadar ağır herhangi bir şeyin büyürken hidrojen gazı çekeceğini ve Jüpiter gibi bir gaz devi olacağını düşünüyorlardı. Bu gezegen tamamıyla katı ve önceden keşfedilen “süper-dünyalar”dan daha büyük. Bu da onu bir “mega-dünya” yapıyor. Harvard-Smithsonian Center for Astrophysics (CfA)’den, aynı zamanda veri analizini yöneten ve keşfi yapan Xavier Dumusque şöyle söylüyor:

Ne bulduğumuzu anladığımızda çok şaşırdık. Kepler-10c’nin yaşam bulundurma olasılığı da var.

Harvard Origins of Life Intiative kurumunun yöneticisi ve aynı zamanda CfA araştırmacısı olan Dimitar Sasselov ise şöyle ekliyor:

Bu keşif, Dünyaların Godzillası! Ancak filmdeki canavarın aksine, Kepler-10c’nin yaşama olumlu bakan yönleri var.

(…)

Yeni keşfedilen mega-dünya, Kepler-10c, 45 günde güneş benzeri bir yıldızın etrafında bir turunu tamamlıyor. Dünyadan 560 ışık yılı uzakta ve Draco takımyıldızında bulunuyor. Sistem ayrıca 3 tane dünya-kütleli “lav dünyası” barındırıyor. Kepler-10b’nin dikkat çekici bir yörünge hızı var: 20 saat. 

Kepler 10c NASA’nın Kepler uzay aracı tarafından görüntülendi. Kepler gezegenleri transit metodu ile buluyor; yıldızın ışığının önünden bir gezegen geçmesi ile sönükleşmesini gözlemliyor. Sönükleşmenin miktarına bakarak gökbilimciler gezegenin fiziksel şeklini veya çapını hesaplayabiliyorlar. Ancak Kepler gezegenin gaz gibi mi kayalık mı olduğunu söyleyemiyor.

Kepler-10c’nin 18 bin millik (yaklaşık 29 bin kilometre) bir çapı olduğu hesaplandı; dünyadan 2.3 kat daha büyük. Bu durumda mini-Neptün olarak bilinen; kalın, gazdan oluşmuş bir dış kabuğa sahip gezegen kategorisine giriyordu.

Kanarya Adaları’nda bulunan Telescopio Nazionale Galileo (TNG)’deki HARPS-North aracını Kepler-10c’nin kütlesini hesaplamak için kullanan takım üyeleri: Kepler-10c’nin Dünya’nın 17 katı ağırlığa sahip olduğunu ortaya çıkardılar ve bu değer beklenenden çok fazlaydı. Bu durum Kepler-10c’nin taşlardan ve diğer katılardan oluşan yoğun bir yapıya sahip olduğunu gösterdi. Dumusque şöyle açıklıyor:

Kepler-10c atmosferini zaman içinde yitirmedi. Eğer bir atmosfere sahip olsaydı onu tutmayı başaracak kadar büyük bir gezegen. Gezegen şuan gördüğümüz haliyle oluşmuş olmalı.

Gezegen oluşum teorileri bu kadar büyük ve kayalık bir gezegenin oluşumunu açıklamakta güçlük çekiyor. Ancak, yeni bir gözlemsel araştırma gösteriyor ki bu gezegen bu konuda yalnız değil. 

Ayrıca AAS’de sunum yapan, CfA astronomu Lars A. Buchhave, gezegenin yıldızı etrafında dönmesiyle gezegenin kayalık halden gaz haline geçişi arasında ilişki kurdu. Bu durum gezegen avcılarının (uzun periyotlu yörüngeleri de arayarak) daha fazla mega-dünya bulmasının yakın olduğunu gösteriyor. Kepler-10c’nin bir mega-dünya oluşu evrenin tarihi ve canlılık olasılığı hakkında güçlü çıkarımlar sunuyor. Kepler-10 sistemi yaklaşık 11 milyar yaşında; yani Big Bang’den sonra 3 milyar yıldan az bir süre sonra oluştu.

Erken evren sadece hidrojen ve helyumdan oluşuyordu. Kayalık gezegenlerin oluşması içinse birinci nesil yıldızlarda oluşan daha ağır, silikon ve demir gibi elementlere ihtiyaç var, bu yıldızlar patladığında bu önemli maddeler uzaya saçılıyor ve gelecek nesil yıldızları ve gezegenlerin birer parçası oluyorlar. Bu süreç milyarlarca yıl almış olmalı. Ancak Kepler-10c bize evrenin ağır elementlerin çok az bulunduğu zamanlarda bile bu büyük kayaları oluşturulabildiğini gösterdi. Sasselov şöyle söylüyor:

Kepler-10c’nin bulunması kayalık gezegenlerin tahmin ettiğimizden çok daha önce oluşmuş olabileceğini gösterdi. Eğer kaya yapılabiliyorsa, yaşamı da sağlayabiliriz.

Bu araştırma dünya benzeri gezegenleri ararken yaşlı yıldızların elenmemesi gerektiğini gösterdi. Eğer eski yıldızlar kayalık dünyalar da barındırabiliyorsa kozmik komşularımızda da potansiyel olarak yaşanabilir dünyalar bulma şansımız vardır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/12/2019 18:06:42 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4796

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Konuştuğunda, genellikle bildiğin bir şeyi tekrar edersin. Dinlediğinde, genellikle bir şeyler öğrenirsin.”
Jared Sparks
Geri Bildirim Gönder